Kur’an’ı Kerim’de Rabbimiz: "Bilsin ki insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur." (Necm; 39) buyurmuş, dilenmeyi yermiş ve iffete aykırı olduğunu haber vermiştir.

Rasûlullah (s.a.s) en hayırlı lokmanın kişinin kendi emeğiyle kazanıldığını haber vermiş (Buhari, Büyu, 15), dilenmek için gelen bir sahabiye odun keserek çalışıp kazanmasının daha hayırlı olduğunu söylemiş, (Buhari, Müsakat, 13) Peygamberlerin de koyun çobanlığı yaptığını haber vermiştir. (Buhari)

Bir gün, Allah Rasûlü, sahabe efendilerimizden Hazreti Muaz ile musafaha edince buyurur ki: “Muaz, ellerin nasırlaşmış!” O cevap verir: “Evet, ya Rasûlallah, kazma elimde toprakla meşgul oluyor ve bu sayede çoluk çocuğumun nafakasını kazanıyorum.” Fahr-i Kâinat Efendimiz, -edep ve haysiyetiyle çalışan bütün işçilerin alnını öpercesine- Hazreti Muaz'ı öpüp buyurur ki: “Bu eli Cehennem yakmaz.”

İŞVERENİN SORUMLULUKLARI VE HAKLARI

a. İşverenin sorumlulukları işçinin hakkı; işçinin sorumlulukları ise işverenin hakkıdır. İşverenin temel borcu, işçinin ücretini akidde kararlaştırıldığı şekilde ödemesi, temel hakkı da işin gerektiği şekilde ifa edilmesidir. Süreli işçilerde işçi bu süre zarfında çalışmakla veya buna hazır olmakla, götürü işlerde ise işi ifa etmekle ücrete hak kazanır. Ayeti kerimde Rabbimiz:"Ey iman edenler! Sözleşmeleri yerine getirin.”(Mâide; 1) buyurmuştur. Rasûlullah (s.a.s) ise “İşçiye ücretini teri kurumadan veriniz” (İbn Mâce, “Rühûn”, 4) buyurmuş, işçinin ücretini ödemeyen kimselerin kıyamet gününde Allah’ı karşılarında bulacaklarını şöyle bildirmiştir.

Allah Teala şöyle buyurur: “Kıyamet gününde ben üç kişinin hasmıyımdır. Benim için veren sonra verdiğinden dönen kişi, hür bir kimseyi köle olarak satan ve onun parasını yiyen kimse ve ücretli kimseyi çalıştırıp da ücretini ödemeyen kimse.” (Buhârî, “İcâre”, 10)

b. İşveren işçisine kaldıramayacağı yükü yüklememelidir. Allah Rasûlü bu konuda şöyle buyurmuştur: 'Ey Ebû Zer!.. (Köle) kardeşleriniz, Allah'ın sizin emrinize verdiği hizmetçilerinizdir. Her kimin kardeşi emri altında bulunursa ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin. Onlara güçlerini aşan işler yüklemesin. Eğer ağır işler yüklerseniz onlara yardım edin.' ” (Buhârî, Îmân, 22)

c. İşveren, mümkünse işçisine kendi yediğinden yedirmelidir. Bu durum, hakkın üzerinde fazilete/takvaya dair bir uygulama olsa da Rasûlullah (s.a.s) bunu tavsiye etmiş ve şöyle buyurmuştur:

“Herhangi birinizin hizmetçisi yemeğini hazırlayıp da getirdiği zaman —ki o hizmetçi, yemeğin sıcağına, dumanına katlanmıştır— onu kendisi ile beraber oturtsun. O da yesin. Şayet yemek az olursa eline ondan bir iki lokma koyuversin!” (Müslim, Eymân, 42)

d. İşveren, işçisine fiziksel ve psikolojik şiddet uygulamamalıdır. Ashaptan Ebû Mes’ûd el-Bedrî yanında çalıştırdığı işçisini kamçısıyla döverken Rasûlullah (s.a.s) görür ve: “Ey Ebû Mes’ûd! Senin bu hizmetçiye gücünün yettiğinden daha çok Allah’ın sana gücü yeter.” (Müslim, Eyman, 8) buyurur. “Bir şahıs Hz. Peygamber'e gelerek, 'Ey Allah'ın Rasûlü, yanımızda çalışan hizmetçimizi günde kaç defa affedelim?' diye sordu. Allah'ın Elçisi cevap vermedi. Bunun üzerine sorusunu tekrarladı. Allah'ın Elçisi yine suskunluğunu sürdürdü. Aynı soruyu üçüncü kez yöneltince, 'Onu günde yetmiş defa affedin!' cevabını verdi.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 123-124.)

e. İşveren akde sadık olmalı ve mer’î hukukun Kur’an ve sünnete muhalif olmayan hakları (sigorta, kıdem tazminatı gibi) ihlal etmemelidir. Yanında çalıştırdığı işçisinin sigorta primini eksik yatıran, hatta çalışmadığı kimsenin sigortasını yanında çalışmış gibi gösterip kendi çalışanını mağdur eden işveren, Müslüman şahsiyetinden uzak işverendir. Müslüman elinden ve dilinden güvenilir olan, yalan ile iş yapmayan kimsedir.

f. İşveren, işçisinin dinî inancına saygılı olmalı, ibadetlerine izin vermelidir.

İŞÇİNİN SORUMLULUK VE HAKLARI

a. İşi, akidde belirtilen zamanda ve şekilde yapmaktır. Bu temel görevdir. En iyi yapmak ise işin takvasıdır.

b. İşe zamanında gelip gitmek. İşçinin iş saatleri içinde, işverenin bilgi ve tâlimatına aykırı biçimde başka işlerle meşgul olması, çalışmaması, bir bakıma işverenin malından hırsızlık etmesi mesabesinde görülmüştür. Fakihler, bu konuya verdikleri önemin sonucu olarak, işçinin iş saatleri içinde tabii ihtiyaçları ve farz namazların ifası için işine ara verebileceğini, fakat nâfile namazla meşgul olamayacağını belirtmişlerdir.

c. İş ile ilgili olsun olmasın işverenin malına zarar vermemek.

İşçi, uhdesine verilmiş alet, malzeme ve eşyanın bakım ve muhafazasından sorumlu olup kasıt ve kusuru halinde sebep olduğu zararı tazmin eder. Ayrıca akidde kararlaştırılan hususlara, örf ve âdetten doğan ölçülere, işverenin dinen ve hukuken geçerli emir ve şartlarına aykırı davranması da

hukukî sorumluluğunu gerektirir. Bu tür davranışları ile bir zarara yol açmışsa onu da ödemesi gerekir.

Haftanın ayeti:

"Dünya hayatını ahirete tercih edenler, Allah yolundan alıkoyanlar ve onun eğriliğini isteyenler var ya, işte onlar (haktan) uzak bir sapıklık içindedirler." (İbrâhîm; 3)

Haftanın Hadisi:

Allah sizden birinizin yaptığı işi sağlam yapmasını sever.” (Suyuti, Camiu’s-Sagîr)

Kütahya Yoncalı turizm alanlarında imar planı görüşüldü
Kütahya Yoncalı turizm alanlarında imar planı görüşüldü
İçeriği Görüntüle

Haftanın Duası: "...Rabbim bizi salih kullara önder kıl." (Furkan, 74)

Kaynak: HABER MERKEZİ