Günümüzde sosyal medya kullanıcıları arasında hızla yayılan bir eğilim dikkat çekiyor: kişilerin psikiyatrik tanıları kendi başlarına koymaları. Özellikle dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) başta olmak üzere, birçok ruh sağlığı problemiyle ilgili milyonlarca görüntülenmeye ulaşan videolar, kullanıcıların kendilerinde bu bozuklukların var olduğuna inanmasına yol açıyor.

Memorial Antalya Hastanesi Psikiyatri Bölümü’nden Uzm. Dr. Fatma Arkaz, sosyal medya üzerinden yapılan bu “öz tanı” uygulamalarının hem bireyler hem de ruh sağlığı hizmetleri açısından ciddi riskler taşıdığına dikkat çekiyor.

SOSYAL MEDYADA YAYGINLAŞAN VİDEOLAR YANILTICI OLABİLİYOR

TikTok, Instagram ve YouTube gibi platformlarda DEHB hakkında paylaşılan videolar, çoğu zaman profesyonel bilgiye dayanmadan hazırlanıyor. Bu içerikler, kullanıcıların yaşadığı geçici dikkat dağınıklığı, odaklanma zorluğu, zihinsel yorgunluk gibi sorunları doğrudan DEHB ile ilişkilendirmelerine neden olabiliyor.

Oysa bu belirtiler; yoğun stres, uykusuzluk, dijital dikkat yorgunluğu, ekran süresinin artması gibi çevresel faktörlerin sonucu olarak da görülebilir. Klinik DEHB ile günlük yaşamda yaşanan dikkat sorunlarını karıştırmak, yanlış tanı ve gereksiz tedavi süreçlerini beraberinde getiriyor.

Kütahya DPÜ’de spor ve medikal destek konuşuldu
Kütahya DPÜ’de spor ve medikal destek konuşuldu
İçeriği Görüntüle

DEHB'NİN KLİNİK BELİRTİLERİ NELERDİR?

Gerçek DEHB tanısı, belirli kriterlere dayanır ve uzun süreli gözlem gerektirir. Klinik DEHB belirtileri arasında şunlar yer alır:

  • Kolayca dikkatinin dağılması
  • Talimatları takip etmekte zorlanma
  • Günlük görevleri unutma (diş fırçalama, çorap giyme gibi)
  • Hiperaktif ve dürtüsel davranışlar

Hiperaktivite ve dürtüsellikle ilgili belirtiler ise şunlardır:

  • Yerinde duramama, kıpırdanma
  • Gürültülü ve hızlı konuşma
  • Oturması gereken durumlarda ayağa kalkma isteği
  • Sıra beklemede güçlük, konuşmaları bölme

Bu belirtilerin çocukluktan itibaren sürekli ve birçok yaşam alanında görülmesi gereklidir. Geçici dikkat dağınıklıkları, tek başına DEHB tanısı koymak için yeterli değildir.

YANLIŞ TANI, GEREKSİZ İLAÇ KULLANIMINI ARTIRIYOR

Öz tanı yoluyla kendini DEHB olarak değerlendiren bireylerde, tedavi beklentisi ve ilaç kullanımına yönelim de artıyor. Uyarıcı ilaçlar (örneğin metilfenidat), yalnızca doğru tanı almış bireylerde ve profesyonel takip altında kullanılmalıdır.

Ancak “performans artırıcı hap” algısıyla bu ilaçlara yönelmek, hem bağımlılık riskini artırır hem de ruhsal dengenin bozulmasına neden olabilir. Gereksiz ve kontrolsüz ilaç kullanımı, kişisel sağlığa ve toplumsal bilinç düzeyine zarar verir.

TANI SÜRECİ UZMANLARA BIRAKILMALI

DEHB tanısı, uzun süreli semptomların, çocukluktan itibaren birçok alanda işlevselliği bozması durumunda konur. Sosyal medya, bireylerin yaşadığı bazı sorunlarla ilgili farkındalık kazanmalarını sağlasa da, tanı koymak sadece algoritmalarla değil, psikiyatri uzmanlarının değerlendirmesiyle mümkündür.

Uzm. Dr. Fatma Arkaz’a göre, dikkat ve odaklanma sorunları yaşam kalitesini belirgin şekilde etkiliyorsa, işlevsellik düşüyor, akademik veya mesleki performansta bozulma yaşanıyorsa, mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.

SONUÇ: FARKINDALIK DEĞİL, YANILSAMA OLMASIN

Ruh sağlığı hakkında konuşmak, farkındalık yaratmak ve toplumu bilgilendirmek önemli. Ancak doğru bilgiye ulaşmak, sağlıklı bir zihinsel denge için en az farkındalık kadar kıymetlidir. Sosyal medyada gördüğümüz her belirti tanısı bize ait olmayabilir. Unutmayalım ki, doğru tanı ve tedavi ancak uzmanlar tarafından konulabilir.

Kaynak: Haber Merkezi