Prof. Dr. Recep Öztürk, sağlık alanında yapay zekanın bir “ön değerlendirme aracı” olarak görülebileceğini, sunulan bilgilerin kesin doğru kabul edilmesinin ve profesyonel yardımın ertelenmesinin ciddi riskler barındırdığını söyledi.
Prof. Dr. Öztürk, yaptığı açıklamada, sağlıkta yapay zekanın artık geleceğe ait bir öngörü olmadığını belirtti.
Küresel ölçekte her hafta yaklaşık 230 milyon kişinin sağlıklı yaşam ve iyi hissetme konularında dijital yapay zeka sistemlerine başvurduğunun bildirildiğini aktaran Öztürk, yalnızca ChatGPT’ye günlük sağlık sorusu yönelten kullanıcı sayısının 40 milyonun üzerinde olduğuna dikkati çekti.
HASTALAR VE HEKİMLER YAPAY ZEKAYA YÖNELİYOR
İnsanların tahlil sonuçları, semptomlar ve sağlıkla ilgili endişelerini doğrudan yapay zekaya yöneltmeye başladığını ifade eden Öztürk, bu durumun sağlık sistemindeki yoğunluk, randevu süreleri ve anlık bilgi ihtiyacıyla ilişkili olduğunu kaydetti.
Öztürk, ABD’de 2024 yılında hekimlerin yüzde 66’sının yapay zeka kullandığını, bu oranın 2023’te yüzde 38 olduğunu bildirdi.
“YAPAY ZEKA ÖN DEĞERLENDİRME ARACI OLARAK GÖRÜLMELİ”
Yapay zekanın tıbbi terminolojiyi sadeleştirerek belirsizlik kaynaklı kaygıyı azaltabileceğini belirten Öztürk, bu sistemlerin bir teşhis aracı değil, hekimin işini kolaylaştıran yardımcı bir bilgi işleme aracı olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

EN BÜYÜK RİSK: BİLGİLERİN KESİN DOĞRU KABUL EDİLMESİ
Yapay zekanın sunduğu bilgilerin “kesin doğru” kabul edilmesinin en büyük risk olduğunu ifade eden Öztürk, bazı alanlarda ayrıntıları yakalayabilse de klinik bağlam, anamnez ve fizik muayene gibi temel hekimlik unsurlarının algoritmaların dışında kaldığını söyledi. Klinik karar destek sistemlerinde yüzde 8-20 oranında “halüsinasyon” riski bildirildiğini aktardı.
Ruh sağlığında kullanım daha fazla temkin gerektiriyor
Ruh sağlığı alanında yapay zeka kullanımının daha dikkatli ele alınması gerektiğini kaydeden Öztürk, bu sistemlerin empatiyi yalnızca dil düzeyinde taklit ettiğini, gerçek insan ilişkisi ve klinik sezginin yerini tutamayacağını dile getirdi. Yanlış yönlendirmelerin psikolojik süreçlerde telafisi güç sonuçlara yol açabileceğini belirtti.
HEKİMİN YERİNİ ALMAK İÇİN DEĞİL, DESTEK İÇİN TASARLANIYOR
Yapay zekanın hastane ekosistemine entegrasyonunun hekimlerin idari yükünü azaltma ve veri analizini güçlendirme potansiyeli taşıdığını belirten Öztürk, bu sistemlerin doktorun yerini almak için değil, karar kalitesini artırmak amacıyla geliştirildiğini söyledi. Bu nedenle sıkı denetim ve resmi onay süreçlerinin önemine işaret etti.
Öztürk, yapay zeka çıktılarının körü körüne kabul edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, nihai sorumluluğun her zaman hekimde olduğunu ifade etti.
Yapay zekanın ne mutlak bir tehdit ne de mucize olduğunu belirten Öztürk, doğru kurallar ve etik ilkelerle yönetildiğinde önemli bir kolaylık sağlayabileceğini, denetimsiz bırakıldığında ise ciddi riskler doğurabileceğini sözlerine ekledi.





