
TAKVA KELİMESİNİN GEÇTİĞİ AYETLER
“Takva” kelimesi ayetlerde şöyle geçmektedir; “Allah'ın dileyeceğinden başkası (Kur'an'ın) öğüdünü alamaz. O Allah, (azabından) korunulmaya ve mağfiret etmeye ehil olandır.” (Müddessir 56). “Cenab-ı Allah bu sözüyle şunu anlatmak istemiştir: Ey insanlar! Allah'tan korkun. O'ndan sakının. O'nun emrettiği şeylerle O'na itaat edin. Size neleri yasaklamışsa onlardan da kaçının. Bütün bunları, Allah'tan taleb ettiklerinizi kazanasınız, cennet ve nimetlerini elde etmeniz için yapın.” Takvâ sahiplerine vaad olunan cennetin özellikleri şöyledir: Zemininden ırmaklar akar; yemişleri ve gölgesi süreklidir. İşte bu, günahtan çekinenlerin mutlu sonudur; inkâr edenlerin sonu ise ateştir. Takva ile alakalı Kur’an-ı Kerim’de geçen bir kavram da “Takva Elbisesi” dir. Şöyle geçmektedir; “Ey Adem oğulları, size çirkin yerlerini örtecek, giyisi, süslenecek elbise indirdik. Takva (Allah'ın azabından korunmak) elbisesi; daha hayırlıdır. İşte bunlar) Allah'ın ayetlerindendir, belki düşünüp öğüt alırlar. Bu ayette geçen takva elbisesinin. ne olduğu hususunda çeşitli görüşler vardır. Bu konuda bazı müfessirler; “Takva elbisesi iman anlamındadır” diye söylerken bazıları ise; “Takva elbisesi hayır anlamındadır.” demişlerdir. Bazıları ise, “Takva elbisesi amel-i salihtir” demişlerdir. Bazıları da “Takva elbisesi ağır başlılıktır, vakardır, güzel bir gidişattır, mütevazilik ve güzel bir yoldur.” demişlerdir.
"TAKVA HAYATI TAMAMEN KUŞATMALIDIR"
Allah katında kulun şeref ve mertebesini belirleyen yegâne ölçü de takvâdır. Yüce Rabbimizin: “Sizin Allah katında en şerefli ve en üstün olanınız, en müttakî olanınızdır” beyanı, bu hakikati ifade etmektedir. Dolayısıyla takvâ, kulun mânevî yücelikler kazanmasına ve nihayetinde Allah’ın dostluğuna ermesine en büyük vesiledir. Nitekim bir âyet-i kerimede: “Allah, müttakîlerin dostudur” buyrulmuştur. (Câsiye 45/19) Takvâ en mühim âhiret azığıdır. İnsanı ebedî azaptan o kurtarır, Cennete o nâil eyler ve Allah’ın rızasına o kavuşturur. Cenâb-ı Hak şöyle buyurur: “(Ey mü’minler! Âhiret için) azık edinin! Bilin ki azığın en hayırlısı takvâ azığıdır. Ey akıl sahipleri! Bana karşı takvâ sahibi olun!” (Bakara 2/197) Burada takvânın “en hayırlı azık” şeklinde nitelendirilmesi onun vazgeçilmezliğine işaret eder. Aynı âyette kötü söz, fısku fücûr, çatışma ve sürtüşme gibi ahlâka ve özellikle haccın yüksek ahlâkî ve mânevî atmosferine yakışmayan tutumlardan sakınmak, dolaylı olarak “hayır” ve “takvâ” diye isimlendirilmiştir ki, buradan takvânın, haccın belirtilen atmosferine saygı ve ahlâkî olgunluk taşıdığı sonucu çıkmaktadır. Yine bu sûrenin 237. âyetinde takvânın, bağışlama ve feragati de içine alan geniş ahlâkî içeriği ima edilmiştir. Benzer bir ifade Mâide sûresinin, şahitlik ve adaletle ilgili 8. âyetinde geçer. Bu âyette takvâ, adaleti de içine alan bir fazilet olarak gösterilmiştir. Takvânın hayatı tamamen kuşatması gerektiği vurgulanmaktadır. İnsan nerede ve hangi durumda olursa olsun Allah’ı hep yanında ve hatta kendisine şah damarından daha yakın bilmelidir. Gaflete düşerek bir yanlış yaparsa hemen kendine gelmeli, tevbe ve istiğfar ettikten sonra günahına keffâret olarak bir iyilik yapmalıdır. Bu takdirde hatasını silerek yeniden tertemiz hâle gelecektir. İşte mü’minin hayatı hep böyle kötülükleri silip iyilikleri gâlip getirmenin mücâdelesiyle geçmelidir. Yani bir mü’min bütün gayretini Allah’ın azâbından korunup rızâsına nâil olmak için harcamalıdır. BİR AYET “Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah katında en değerliniz, en çok takvâ sahibi olanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdardır.” (Hucurât 49/13) BİR HADİS Sen Allah’tan korkarak (yanlış) bir şeyi terkedersen, Allah sana ondan daha hayırlısını (dünyada veya âhirette) mutlaka ihsân eder!».” (Bkz. Ahmed, V, 78, 79, BİR DUA “Allah’ım! Senden hidâyet, takvâ, iffet ve gönül zenginliği isterim” demiştir. (Müslim, Zikir, 72;)
Muhabir: Yaşar Sarı