Uyku sırasında kişinin farkında olmadan yataktan kalkması, yürümesi veya çeşitli davranışlarda bulunmasıyla ortaya çıkan uyurgezerlik, bazı durumlarda ciddi güvenlik risklerine neden olabiliyor. Özellikle sık tekrarlayan ve yaralanma tehlikesi oluşturan uyurgezerlik ataklarında, altta yatan nedenlerin araştırılması gerekiyor.

Tıp dilinde somnambulizm olarak adlandırılan uyurgezerlik, çocuklarda yetişkinlere göre daha sık görülüyor. Genellikle derin uyku sırasında ortaya çıkan bu durum, kişinin tam olarak uyanmadan fiziksel hareketlerde bulunmasıyla kendini gösteriyor.

Uyurgezerlik atakları çoğunlukla uykuya daldıktan sonraki ilk birkaç saat içerisinde yaşanıyor. Bazı kişiler yalnızca yatakta otururken bazıları ev içerisinde dolaşabiliyor veya günlük yaşamda yapılan davranışları uyku sırasında gerçekleştirebiliyor.

Uyurgezerlik çoğu zaman yaş ilerledikçe azalabiliyor. Ancak yetişkinlik döneminde başlayan, sık tekrarlayan veya kişinin güvenliğini tehlikeye atan atakların bir uyku bozukluğuyla ilişkili olabileceği belirtiliyor.

UYURGEZERLİK BELİRTİLERİ NELERDİR

Uyurgezerlik sırasında kişi yataktan kalkarak çevresinde dolaşabiliyor. Gözleri açık olmasına rağmen çevresindeki olayların tam olarak farkında olmayabiliyor.

Atak sırasında konuşma, giyinme veya yemek yeme gibi davranışlar görülebiliyor. Bazı kişiler ise kendileriyle iletişim kurulmaya çalışıldığında yanıt vermiyor.

Uyurgezerlik atakları genellikle birkaç dakika sürüyor. Ancak bazı durumlarda daha uzun devam edebiliyor.

Atak sırasında kişinin uyandırılması güç olabiliyor. Uyandığında ise kısa süreli şaşkınlık ve kafa karışıklığı yaşayabiliyor.

Uyurgezerlik yaşayan kişiler çoğunlukla gece gerçekleştirdikleri davranışları sabah hatırlamıyor.

Sık tekrarlayan ataklar uyku kalitesini etkileyerek gündüz yorgunluğu, dikkat dağınıklığı ve konsantrasyon güçlüğüne neden olabiliyor.

Uyurgezerlik Sanıldığı Kadar Masum Olmayabilir3

UYURGEZERLİK NEDEN OLUR

Uyurgezerlik, beynin derin uyku sırasında kısmen uyanması ancak kişinin tam olarak bilinçli hale gelmemesi sonucunda ortaya çıkıyor.

Bu durumun oluşmasında genetik yatkınlık önemli rol oynayabiliyor. Ailesinde uyurgezerlik öyküsü bulunan kişilerde benzer atakların görülme olasılığı artabiliyor.

Yetersiz uyku ve düzensiz uyku saatleri de uyurgezerliği tetikleyebilen faktörler arasında bulunuyor.

Özellikle uzun süre uykusuz kaldıktan sonra yaşanan derin uyku dönemlerinde atakların ortaya çıkma ihtimali artabiliyor.

Stres, alkol tüketimi ve bazı ilaçlar da uyku düzenini etkileyerek uyurgezerlik riskini artırabiliyor.

Uyku apnesi ve huzursuz bacak sendromu gibi uyku bozuklukları da gece boyunca uykunun bölünmesine neden olabiliyor. Bu durum, bazı kişilerde uyurgezerlik ataklarıyla ilişkili olabiliyor.

UYURGEZERLİK SIRASINDA YARALANMA RİSKİ BULUNUYOR

Uyurgezerlik her zaman tehlikeli bir durum oluşturmuyor. Ancak kişinin çevresinin farkında olmadan hareket etmesi, bazı kazalara neden olabiliyor.

Atak sırasında merdivenlerden düşme, eşyalara çarpma veya evden dışarı çıkma gibi davranışlar görülebiliyor.

Nadir durumlarda daha karmaşık davranışların ortaya çıkması da mümkün olabiliyor.

Bu nedenle uyurgezerlik yaşayan kişilerin bulunduğu ortamda güvenlik önlemlerinin alınması gerekiyor.

Özellikle keskin eşyaların erişilemeyecek yerlerde tutulması, takılmaya neden olabilecek eşyaların kaldırılması ve pencerelerin güvenli hale getirilmesi öneriliyor.

Sık ve tehlikeli ataklar yaşayan kişilerde kapı alarmı gibi ek güvenlik önlemleri de değerlendirilebiliyor.

Uyurgezerlik Sanıldığı Kadar Masum Olmayabilir2

UYURGEZERLİK YAŞAYAN KİŞİ UYANDIRILMALI MI

Uyurgezerlik sırasında kişinin aniden ve sert biçimde uyandırılması, kısa süreli korku ve şaşkınlığa neden olabiliyor.

Bu nedenle mümkün olduğunda kişinin sakin bir şekilde yatağına yönlendirilmesi öneriliyor.

Ancak kişinin düşme, yaralanma veya başka bir tehlikeyle karşı karşıya kalması durumunda güvenliğinin sağlanması öncelik taşıyor.

Uyurgezer bir kişinin uyandırılmasının başlı başına tehlikeli olduğu düşüncesi doğru kabul edilmiyor. Gerektiğinde nazikçe uyandırılması mümkün olabiliyor.

UYURGEZERLİK TEDAVİSİ NASIL YAPILIYOR

Uyurgezerlik tedavisi, atakların sıklığına, kişinin yaşına ve günlük yaşam üzerindeki etkilerine göre belirleniyor.

Özellikle çocukluk döneminde görülen seyrek ataklar, çoğu zaman özel bir tedavi gerektirmeden zamanla azalabiliyor.

Ancak sık tekrarlayan, yaralanmaya neden olan veya yetişkinlik döneminde başlayan uyurgezerlik durumlarında uzman değerlendirmesi önem taşıyor.

Tanı çoğunlukla hastanın öyküsü ve yakınlarının gözlemleriyle konuluyor. Gerekli görülen durumlarda polisomnografi adı verilen uyku testi uygulanabiliyor.

Uyku testi, özellikle başka uyku bozukluklarından veya gece ortaya çıkan nöbetlerden şüphelenildiğinde kullanılabiliyor.

Tedavide öncelikle uyurgezerliği tetikleyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanıyor. Uyku apnesi veya huzursuz bacak sendromu gibi eşlik eden rahatsızlıkların tedavi edilmesi, bazı hastalarda atakların azalmasını sağlayabiliyor.

DÜZENLİ UYKU UYURGEZERLİK RİSKİNİ AZALTABİLİYOR

Uyurgezerlik ataklarının önlenmesinde düzenli uyku alışkanlıkları önemli rol oynuyor.

Her gün benzer saatlerde yatıp kalkmak, yeterli süre uyumak ve uyku ortamını uygun hale getirmek öneriliyor.

Yatmadan önce alkol tüketilmesi veya geç saatlerde kafeinli içeceklerin tercih edilmesi, uyku kalitesini olumsuz etkileyebiliyor.

Kış çaylarını tüketirken bu hatalara dikkat edilmesi gerekiyor
Kış çaylarını tüketirken bu hatalara dikkat edilmesi gerekiyor
İçeriği Görüntüle

Stresin azaltılması ve uyku düzeninin korunması da atakların kontrol altına alınmasına yardımcı olabiliyor.

Kullanılan bazı ilaçların uyurgezerlik üzerinde etkili olabileceği değerlendirildiğinde ise ilaçların hekim önerisi olmadan bırakılmaması gerekiyor.

Uyurgezerlik şikayeti bulunan kişiler, nöroloji veya uyku bozuklukları alanında çalışan uzmanlara başvurarak gerekli değerlendirmeleri yaptırabiliyor.Uyurgezerlik Sanıldığı Kadar Masum Olmayabilir4

Kaynak: HABER MERKEZİ