Bir zamanlar Mazhar Alanson’un kaleminden çıkan, Ele Güne Karşı Yapayalnız ile hayatımıza giren o alaycı söz vardı:
“Sen neymişsin be abi!”

Biz o sözü gençliğimizde yıllarca şakalaşmak için kullandık.
Kendini olduğundan büyük gösterenlere, rol kesenlere, abartının zirvesine tırmananlara…

Meğer bugünler içinmiş, bilmemişiz.

* * *

Kütahyaspor 24 yıl sonra şampiyon oldu.
Alın teriyle, inançla, sabırla…

Bir şehir ayağa kalktı.
Dumlupınar Stadı bayram yerine döndü.
Gerçek taraftar sevindi.
Yağmurda, çamurda, deplasmanda yalnız bırakmayanlar sevindi.

Ama…

Bir de “kazananı görünce saf değiştirenler” vardı.

Düne kadar ortalıkta görünmeyenler,
Bir bileti çok görenler,
Bir atkıyı fazla bulanlar,
Tribüne sırtını dönüp protokolde yer arayanlar…

Düdük çalar çalmaz sahaya indiler.

Ne oldu?
Bir anda mı sevdiniz bu takımı?

* * *

Hiç kusura bakmayın.

Bu şehir hafızasız değil.

Kim yıllarca bu kulübün yanında durdu,
Kim sadece fotoğraf karesine sığmaya çalıştı,
Herkes biliyor.

Emeğin olduğu yerde yoktunuz.
Riskin olduğu yerde yoktunuz.
Kaybedilen maçlarda yoktunuz.

Ama şampiyonluk gelince en öndesiniz.

İşte tam burada o söz çınlıyor kulaklarda:

“Sen neymişsin be abi!”

* * *

Siyaset için, ticaret için, itibar için…
Her başarıyı bir basamak sananlar unutmasınlar,

Bu şehir küçük.

Vazodan dönenlere kadar.
Herkes birbirini tanır.
Kim neyi ne için yapıyor,

Siyasi beklentisi nedir,

Ticari beklentisi nedir çok iyi bilir.

Siz öne geçmeye çalıştıkça,

Birbirinizi ezmeye çalıştıkça küçülüyorsunuz.
Görünür oldukça samimiyetsizliğiniz büyüyor.

Ve en acısı:
Sizi alkışlayanların çoğu aslında sizinle dalga geçiyor.

Şampiyonluk, emek verenindir.
Alın teri dökenindir.
Gerçekten inananındır.

Sonradan gelenlerin değil.

O yüzden…

Kendinize gelin.
Rol yapmayı bırakın.
Tribünlere oynamayın.

Sizin komik halinizi gören herkesin dilinde tek bir cümle var,

“Sen neymişsin be abi ”