Epilepsi hastalığında ilaç tedavisine rağmen nöbetlerin kontrol altına alınamadığı durumlarda cerrahi yöntemler gündeme gelebiliyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Mahmut Akyüz, dirençli epilepsi hastalarında uygulanabilen ameliyatların nöbet sıklığını azaltabildiğini, uygun hastalarda ise nöbetlerin tamamen durdurulmasının mümkün olabildiğini belirtti.
Beyindeki sinir hücrelerinin anormal elektriksel aktivitesi sonucu ortaya çıkan epilepsi, tekrarlayan nöbetlerle kendini gösteriyor. Hastalık, bilinç kaybından istemsiz kas hareketlerine kadar farklı belirtilere neden olabiliyor.
Epilepsi tedavisinde öncelikle nöbet önleyici ilaçlar kullanılıyor. Ancak bazı hastalarda uygun ilaç tedavilerine rağmen nöbetler devam edebiliyor. Bu durum, ilaçlara dirençli epilepsi olarak değerlendiriliyor.
Cerrahi tedaviye uygunluğun belirlenmesi için hastaların nöroloji, beyin ve sinir cerrahisi, radyoloji ve nükleer tıp gibi farklı uzmanlık alanlarının katılımıyla değerlendirilmesi gerekiyor. Ameliyatın türü ise nöbetlerin kaynağına ve hastanın sağlık durumuna göre belirleniyor.
EPİLEPSİ BELİRTİLERİ FARKLI ŞEKİLLERDE GÖRÜLEBİLİYOR
Epilepsi nöbetleri her hastada aynı belirtilerle ortaya çıkmıyor. Bazı kişilerde kısa süreli dalma ve farkındalık kaybı görülürken bazılarında kol ve bacaklarda istemsiz kasılmalar meydana gelebiliyor.
Geçici bilinç bulanıklığı, vücudun sertleşmesi, ani düşme ve solunum düzeninde değişiklikler de nöbet sırasında görülebilen belirtiler arasında bulunuyor.
Bazı nöbetlerde bağırsak veya mesane kontrolünün kaybedilmesi de mümkün olabiliyor.
Nöbetlerin sıklığı ve şiddeti hastanın günlük yaşamını etkileyebiliyor. Özellikle kontrol altına alınamayan nöbetler, iş yaşamında ve sosyal faaliyetlerde çeşitli güçlükler oluşturabiliyor.

DİRENÇLİ EPİLEPSİDE CERRAHİ TEDAVİ DEĞERLENDİRİLİYOR
Epilepsi hastalığında ilk tedavi seçeneğini nöbet önleyici ilaçlar oluşturuyor. Hastanın nöbet türüne ve sağlık durumuna göre tek ilaç veya birden fazla ilaçla tedavi uygulanabiliyor.
Uygun seçilmiş ve yeterli dozda kullanılan iki nöbet önleyici ilaca rağmen nöbetlerin kontrol altına alınamaması, ilaçlara dirençli epilepsi açısından değerlendirme yapılmasını gerektiriyor.
Bu hastalarda cerrahi tedavinin uygun olup olmadığı araştırılıyor. Cerrahi değerlendirme için mutlaka belirli bir süre beklenmesi gerekmiyor.
Uzmanlar, ameliyat kararı öncesinde nöbetlerin başladığı beyin bölgesini belirlemek amacıyla çeşitli tetkiklerden yararlanıyor.
EPİLEPSİ CERRAHİSİNDE HASTALAR KONSEYDE DEĞERLENDİRİLİYOR
Cerrahi tedavi planlanan hastalar, farklı uzmanlık alanlarından hekimlerin yer aldığı konseylerde ele alınıyor.
Bu değerlendirmelerde nöbetlerin başladığı bölge, beynin diğer işlevleriyle ilişkisi ve uygulanabilecek ameliyatın riskleri inceleniyor.
Epilepsi cerrahisinde kullanılan yöntemlerden biri rezektif cerrahi olarak adlandırılıyor. Bu işlemde nöbetlerin başladığı belirlenen beyin dokusunun çıkarılması amaçlanıyor.
Özellikle temporal lob kaynaklı bazı epilepsi türlerinde bu yöntem uygulanabiliyor.
Mezial temporal skleroz, kortikal displazi, düşük dereceli bazı beyin tümörleri ve damar yapısındaki anormallikler, cerrahi değerlendirmeye konu olabilen nedenler arasında bulunuyor.
Uygun hastalarda rezektif cerrahi sonrasında nöbetlerin tamamen durması mümkün olabiliyor. Ancak başarı oranı epilepsinin türüne, nöbet odağına ve hastanın özelliklerine göre değişiyor.
EPİLEPSİ TEDAVİSİNDE SİNİR PİLİ KULLANILABİLİYOR
Nöbetlerin başladığı bölgenin güvenli şekilde çıkarılamadığı veya belirli bir odağın saptanamadığı hastalarda farklı cerrahi yöntemler değerlendirilebiliyor.
Bunlardan biri vagus sinir stimülasyonu olarak bilinen sinir pili uygulaması oluyor.
Bu yöntemde göğüs bölgesine yerleştirilen cihaz, boyundaki vagus sinirine bağlanan elektrot aracılığıyla elektriksel uyarılar gönderiyor.
Gönderilen uyarılar, beyindeki nöbetlerle ilişkili elektriksel aktivitenin düzenlenmesine yardımcı olabiliyor.
Bazı cihazlar belirli aralıklarla uyarı gönderirken bazı modellerde nöbetle ilişkili olabilecek kalp hızı değişikliklerine yanıt veren özellikler bulunuyor.
Sinir pili tedavisinin temel amacı nöbet sıklığını ve şiddetini azaltmak oluyor. Her hastada nöbetlerin tamamen ortadan kalkması beklenmiyor.

BEYNİN İKİ YARIM KÜRESİ ARASINDAKİ BAĞLANTIYA MÜDAHALE EDİLEBİLİYOR
Epilepsi cerrahisinde kullanılan diğer yöntemlerden biri de korpus kallozotomi olarak adlandırılıyor.
Bu ameliyatta beynin iki yarım küresini birbirine bağlayan sinir liflerinin bir bölümü veya tamamı cerrahi olarak kesiliyor.
İşlem, bazı nöbet türlerinde elektriksel aktivitenin beynin bir yarım küresinden diğerine yayılmasını azaltmayı amaçlıyor.
Özellikle ani düşmelere neden olan ve yaralanma riski oluşturan nöbetlerde bu yöntem değerlendirilebiliyor.
Korpus kallozotomi, çoğunlukla nöbetleri tamamen ortadan kaldırmak yerine belirli nöbet türlerinin sıklığını ve şiddetini azaltmak amacıyla uygulanıyor.
EPİLEPSİ AMELİYATINDAN SONRA NELERE DİKKAT EDİLMELİ
Epilepsi cerrahisi sonrasında hastaların düzenli hekim kontrolüne devam etmesi gerekiyor.
Ameliyatın ardından nöbetlerin azalması veya tamamen durması, ilaçların kendiliğinden bırakılabileceği anlamına gelmiyor. Nöbet önleyici tedavinin sürdürülmesi veya değiştirilmesi kararı hekim tarafından veriliyor.
Uyku düzeninin korunması, yeterli sıvı tüketilmesi ve uzun süre aç kalınmaması, nöbetleri tetikleyebilen durumların azaltılmasına yardımcı olabiliyor.
Ateşli hastalıklar, susuz kalma ve aşırı sıcak gibi koşullar bazı epilepsi hastalarında nöbet eşiğini etkileyebiliyor. Bu nedenle hastaların kendi nöbet tetikleyicilerini bilmesi ve tedavi planına uygun hareket etmesi önem taşıyor.
Epilepsi cerrahisinden sonra günlük yaşama dönüş süresi, uygulanan ameliyatın türüne ve hastanın iyileşme durumuna göre değişiyor.
İlaçlara dirençli epilepsi tanısı alan hastalarda cerrahi seçeneklerin gecikmeden değerlendirilmesi, uygun tedavi yönteminin belirlenmesine ve nöbet kontrolünün iyileştirilmesine katkı sağlayabiliyor.




