Migren; yoğun stres, düzensiz uyku ve ekran karşısında uzun süre vakit geçirmek gibi birçok etkene bağlı olarak ortaya çıkabiliyor. Sonbahar aylarında yaşanan mevsimsel değişiklikler de migren ataklarının artmasına neden olabiliyor.
Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Emel Ur Özçelik, sonbaharın hızlı hava değişimleri, kısalan günler ve okul-iş temposunun yeniden başlaması nedeniyle migren hastaları için zorlayıcı bir dönem olduğunu belirtti. Hastaların en az yarısının değişen hava koşullarının migrenlerini tetiklediğini bildirdiğini aktaran Özçelik, mevsim geçişlerinde atak sayısının artabildiğini ifade etti.
Kadınlarda erkeklere göre 2-3 kat daha fazla görülen migrenin kişiden kişiye farklı seyrettiğini belirten Özçelik, atakların günlük yaşamı önemli ölçüde etkileyebildiğine dikkat çekti.
SONBAHARDA MİGRENİ TETİKLEYEN 8 ETKEN
1. Ani hava ve basınç değişimleri
Sonbaharda yaşanan ani sıcaklık düşüşleri, yağmur, rüzgar ve hava basıncındaki dalgalanmalar, migrene yatkın kişilerde atakları tetikleyebiliyor. Hava durumunu takip etmek, hava koşullarında büyük değişiklik beklenen günlerde uyku ve beslenme düzenine dikkat etmek, yeterli su tüketmek ve fiziksel olarak aktif kalmak atakların önlenmesine veya ağrı şiddetinin azaltılmasına yardımcı olabiliyor.
2. Kısalan günler ve bozulan uyku düzeni
Günlerin kısalmasıyla birlikte vücudun biyolojik saati ve uyku-hormon ritimleri etkilenebiliyor. Migren hastalarında az uyumak kadar fazla uyumak da atakları tetikleyebiliyor. Bu nedenle hafta sonları dahil her gün yaklaşık aynı saatte yatıp aynı saatte uyanmak öneriliyor.

3. Okul ve iş temposuyla artan stres
Yaz tatilinin ardından okulların açılması, iş yükünün artması ve yoğun çalışma temposu stres seviyesini yükseltebiliyor. Özçelik, yoğun stresin ardından gelen rahatlama döneminde de migren ataklarının görülebildiğini belirtti.
İşleri planlayarak küçük parçalara ayırmak, çalışma sırasında kısa molalar vermek, düzenli yürüyüş yapmak ve nefes egzersizlerinden yararlanmak stresin kontrol edilmesine yardımcı olabiliyor.
4. Öğün atlamak, beslenme alışkanlıklarının değişmesi ve aşırı kafein
Kahvaltıyı ihmal etmek, uzun süre aç kalmak ve aşırı çay-kahve tüketimi migren ataklarını tetikleyebiliyor. Öğün düzenine dikkat etmek, uzun süre aç kalmamak ve sağlıklı ara öğünler tercih etmek önem taşıyor.
Sonbaharda kapalı ortamlarda daha fazla vakit geçirilmesiyle fast-food ve paketli gıda tüketiminin artması da migren hastaları açısından dikkat edilmesi gereken etkenler arasında yer alıyor.
5. Az sıvı tüketmek ve susuz kalmak
Havaların serinlemesiyle susama hissinin azalması, gün içinde yeterli sıvı tüketilmemesine yol açabiliyor. Yetersiz sıvı alımı da migren atağını tetikleyebiliyor. Bu nedenle susamayı beklemeden gün boyunca düzenli su içilmesi öneriliyor.

6. Kapalı ortamlar, keskin kokular ve hava kirliliği
Sonbaharda kapalı ve az havalandırılan ortamlarda daha fazla zaman geçirilmesi, ısıtma sistemlerinin etkisiyle hava kirliliğine maruz kalınması ve keskin kokular migren ataklarını tetikleyebiliyor.
Parfüm, sigara dumanı ve temizlik ürünleri gibi kokulara maruz kalmak da migrene yatkın kişilerde atak riskini artırabiliyor. Uzmanlar, ortamların düzenli havalandırılmasını ve kişisel tetikleyicilerden uzak durulmasını öneriyor.
7. Grip, soğuk algınlığı ve alerjenler
Sonbahar aylarında artan üst solunum yolu enfeksiyonları ve alerjenler de baş ağrısına neden olabiliyor. Ateş, enfeksiyon, burun tıkanıklığı ve uyku kalitesinin bozulması migren ataklarını tetikleyebiliyor.
8. Sık ağrı kesici kullanımı
Reçetesiz ilaçların bilinçsizce kullanılması ve sık sık ağrı kesici alınması, baş ağrısının kronikleşmesine yol açabiliyor. Ayda 10-15 günden fazla ağrı kesici kullanımı, ilaç aşırı kullanımına bağlı baş ağrısı olarak bilinen bir kısır döngüye neden olabiliyor.
Bu nedenle ağrı kesicilerin hekim önerisiyle kullanılması, atakların sıklaşması durumunda ise koruyucu tedavi seçeneklerinin değerlendirilmesi için nöroloji uzmanına başvurulması gerekiyor.
BAŞ AĞRISI GÜNLÜĞÜ TUTUN
Acıbadem Bakırköy Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Emel Ur Özçelik, migren ataklarını kontrol altına almak için baş ağrısı günlüğü tutulmasını önerdi.
Özçelik, ağrının ne zaman başladığının, ne kadar sürdüğünün ve öncesinde neler yapıldığının kaydedilmesinin kişisel tetikleyicileri belirlemeyi kolaylaştıracağını ifade etti.
Uyku düzeni, öğünler, stres, hava değişimleri, parfüm ve temizlik ürünlerine maruz kalma ile tüketilen yiyecek ve içeceklerin de günlüğe eklenmesini öneren Özçelik, kullanılan ilaçların ve ağrının şiddetinin kaydedilmesinin doktorun değerlendirmesine yardımcı olacağını belirtti.





