ABD’de 6-36 aylık çocuklara yönelik satılan 2 bin 783 ürün üzerinde yapılan araştırmada, ürünlerin yüzde 80’inden fazlasının ultra işlenmiş gıdalar grubunda yer aldığı belirlendi. Araştırmada incelenen ürünlerin yaklaşık yarısının Dünya Sağlık Örgütü’nün küçük çocuklar için belirlediği beslenme kriterlerinden en az birini karşılamadığı tespit edildi.
Araştırma, ABD’nin Teksas eyaletindeki Austin kentinde bulunan 21 markette gerçekleştirildi. Çalışmada bebek maması, içecek ve püre gibi ilk dönem ürünleri değerlendirme dışında tutuldu. Araştırmacılar, doğrudan küçük çocuklara yönelik pazarlanan hazır gıdaların besin değerlerini ve içeriklerini inceledi.
ULTRA İŞLENMİŞ GIDALARDA ŞEKER VE SODYUM ÖNE ÇIKTI
Araştırmanın başyazarı, Children’s Hospital Los Angeles pediatri bölümünde doktora sonrası araştırmacı Erin Hudson, çalışmanın amacının ebeveynlerin market raflarında karşılaştığı ürünlerin içeriğini ortaya koymak olduğunu söyledi.
Hudson, “Cevap, ürünlerin yüzde 80’inden fazlasının ultra işlenmiş olduğu. Bunların çoğu yüksek miktarda şeker ve sodyum içeriyor ancak ebeveynler sadece raflara bakarak bunu anlayamıyor” dedi.
Dünya Sağlık Örgütü’nün 6-36 aylık çocuklara yönelik ticari ürünler için hazırladığı besin profiline göre bu ürünlerde ilave şeker, yapay tatlandırıcı ve konsantre meyve suyu bulunmaması, doymuş yağ ile sodyum miktarının ise sınırlandırılması gerekiyor.
Araştırmada, DSÖ’nün şekerle ilgili kriterlerini karşılamayan ürünlerin ultra işlenmiş olma ihtimalinin dört kat daha fazla olduğu belirlendi. Ürünlerin yaklaşık dörtte birinde önerilen seviyenin üzerinde sodyum bulundu. Bazı ürünlerin yağ ve kalori açısından da yüksek olduğu görüldü.
Meyve püresi içeren poşet ürünler ile yulaf barları yüksek şeker içeren ürünler arasında yer aldı. Hazır makarna ve peynir ürünleri ile hindi sosislerinde yüksek sodyum ve yağ tespit edildi. Fıstık ezmeli gevreklerde ise sodyum, yağ ve kalori miktarlarının yüksek olduğu belirlendi.
ARAŞTIRMADA 2 BİN 783 ÜRÜN İNCELENDİ
Hudson ve ekibi, marketlerde küçük çocuklara yönelik satılan ürünlerin besin etiketlerini fotoğraflayarak incelemeye aldı. Toplam 2 bin 783 ürünün şeker, tuz, doymuş ve doymamış yağ, kalori ile katkı maddeleri bakımından içerikleri değerlendirildi.
Ürünlerin işlenme düzeyi ise NOVA sınıflandırma sistemi kullanılarak belirlendi. Bu sistem gıdaları işlenme seviyelerine göre dört gruba ayırıyor.
İlk grupta meyve, sebze, et, süt ve yumurta gibi işlenmemiş veya minimum düzeyde işlenmiş ürünler bulunuyor. İkinci grup tuz, yağ ve baharat gibi yemek hazırlamada kullanılan bileşenleri kapsıyor. Üçüncü grupta konserve ürünler ve dondurulmuş sebzeler gibi işlenmiş gıdalar yer alıyor.
Ultra işlenmiş gıdalar ise sistemin dördüncü grubunu oluşturuyor. Bu ürünlerde doğal gıdalarda genellikle bulunmayan çeşitli katkı maddeleri kullanılabiliyor. Koruyucular, emülgatörler, yapay renklendiriciler, aroma güçlendiriciler, jelleştiriciler ve kıvam artırıcılar bunlar arasında bulunuyor.
Araştırmanın kıdemli yazarı Marissa Burgermaster, çocukların belirli bir yaştan sonra yalnızca bebek ve küçük çocuk ürünleri reyonundaki gıdalarla beslenmek zorunda olmadığını belirtti.
Burgermaster, “Çocuklar, çiğneyebilecek duruma geldiklerinde ailenin tükettiği sağlıklı yiyecekleri yiyebilir. Bunları yaşlarına uygun şekilde doğrayabilir veya ezebilirsiniz” dedi.

KATKI MADDELERİ DE ARAŞTIRMAYA DAHİL EDİLDİ
Çalışmanın sonuçları, yalnızca şeker ve tuz miktarının değil, ürünlerde kullanılan katkı maddelerinin de değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koydu.
Ocak ayında yayımlanan başka bir araştırmada 651 bebek ve küçük çocuk ürününün yüzde 70’inden fazlasında çeşitli katkı maddeleri bulunduğu bildirilmişti. Söz konusu çalışmada bu maddelerin bazıları iltihaplanma ve bağırsak mikrobiyotasındaki değişikliklerle ilişkilendirilmişti.
Araştırmanın başyazarı Elizabeth Dunford, bebek ve küçük çocuk ürünlerinde katkı maddelerinin kullanımına ilişkin değerlendirmesinde, “Beni şaşırtan şey, bu bebek gıdalarının yüzde 71’inde en fazla bulunan bileşenin meyve veya sebze değil, bir ya da daha fazla katkı maddesi olmasıydı” ifadelerini kullandı.
Dunford, bebeklerin sindirim sisteminin henüz tam olarak gelişmediğini belirterek bu maddelerin gıdanın görünümünü daha çekici hale getirmek amacıyla kullanıldığını söyledi.
UZMANLAR ETİKETLERİN İNCELENMESİNİ ÖNERİYOR
Araştırmaya katılan uzmanlar, küçük çocuklara yönelik olarak pazarlanan ürünlerin otomatik olarak sağlıklı kabul edilmemesi gerektiğini belirtiyor. Ürünlerin besin değerleri kadar içerik listesinin de incelenmesi gerektiği ifade ediliyor.
Healthy Babies Bright Futures araştırma direktörü Jane Houlihan, “Üzerinde küçük çocuklara yönelik olduğu belirtilen bir ürünün gerçekten sağlıklı olduğunu varsayamazsınız” dedi.
Houlihan, “Yüzde 100 meyve” ifadesinin bulunduğu ürünlerin yüksek miktarda şeker içerebileceğini, çocukların kolay tüketmesi için hazırlanan bazı atıştırmalıklarda ise fazla tuz veya yapay bileşen bulunabileceğini belirtti.
Araştırmacı Hudson da besin etiketlerinde ilave şeker ve doymuş yağ miktarlarına bakılması gerektiğini söyledi. İçerik listesindeki doğal veya yapay aromalar, emülgatörler, ksantan gam ve karragenan gibi maddelerin de ürünün işlenme düzeyi hakkında fikir verebileceğini ifade etti.
Meyve suyu konsantresi de araştırmacıların üzerinde durduğu içerikler arasında yer aldı. Hudson, konsantrelerin meyvenin besin değerinin önemli bölümünü kaybetmiş şekilde yüksek miktarda şeker ve aroma içerebildiğini belirtti.
Uzmanlar, mümkün olduğunca daha az işlenmiş gıdaların tercih edilmesini, meyve suyu tüketiminin sınırlandırılmasını ve poşet meyve ürünleri yerine bütün veya küçük parçalara ayrılmış meyvelerin verilmesini öneriyor. Meyve ve sebzelerin yaşa uygun şekilde yoğurt, kuruyemiş ezmesi, baklagiller, sağlıklı etler ve tam tahıllarla birlikte tüketilmesi de öneriler arasında bulunuyor.





