Önce Ekmekler bozuldu…

Biz fark etmedik.

Kimse fark etmedi.

Çünkü biz süslü laflara alıştık.

Müjde Kütahya

Hırslı tren geliyor.

Müjde Kütahya

Sanayide çağ atıyoruz…

Saf rüyalarımda,

Her gece kelebekler,

İstikbal yollarında,

Kucağım seni bekler.

Uyu yavrum ninni,

Uyu da büyü, tıpış tıpış yürü…

Alıştık.

Güzel şehrimde,

Partiler kapansa, partiler kurulsa,

Başkanlar değişse,

Mevsimler değişse,

Kaderimiz değişmiyor…

Kağıt üstünde, büyük projelere,

Büyük laflara,

Alıştık artık.

Sofradaki ekmeğimiz küçülüyor,

Eski tadı tuzu yok, nitelik değiştiriyor.

Mübarek bir biz değişmiyoruz.

Yıllardır eski berberimize tıraş oluyoruz.

Hijyen yok, jilet aynı jilet,

Tıraş sabunumuz uzun Arko.

Rahmetli annem Şefika Sultan eskiden ekmeği,

Yeni mahalle Şifa Sokak, Birinci aralık,

Muhacirlerin evinin altında,

Ortası delik, alttan talaşla ısıtma,

Gerçek taş fırınında pişirirdi…

Bir ekmekle, bir öğünde altı kişi doyardık…

Dün Sosyete Mahallesinin,

Mümtaz fırınından ekmek alma gafletinde bulundum.

Ekmek değil, maket sanki…

Gram küçük, fiyat büyük…

İçi boş…

Ekmeğin içine kedi yavrusu içine girse musmutlu yaşayacak.

Bugünün siyasetçileri benimle yaşıt,

Kırk yıl önce ortaokulda birbirimize anlattığımız masalları,

Bıkmadan usanmadan bana tekrar tekrar anlatıyorlar.

Herkesin tek yolu farklıyken,

Muhterem zevat nefsinin peşine düşmüş,

Ortada yol yolak kalmamış, farkında değiller…

Gülüp geçiyorum…

Öksüz memleketim küçülmüş,

Mahallemdeki gençler iş için,

Aş için Manisa’ya, Muğla’ya göçüyor.

Neden gidiyorsunuz? Diyen yok.

Yaz günü söğüt diplerinde, çay kenarlarında çömdüm oynuyoruz.

Çalsın sazlar oynasın kızlar…

Sosyal medya paylaşımlarımız, hikayeler,

Projelerimiz, müjdelerimiz çok büyük.

Güzel günler göreceğiz…

Motorları maviliklere süreceğiz,

Ama velakin,

Şehir küçük, gölgelerimiz kendimizde büyük…

Yerimiz dar, yenimiz daha dar…

Yetmişli yıllardan arkadaşım Murtaza’yı,

İlkokuldan sonra babası okutmadı.

Murtaza çalıştı çabaladı.

Ustalık belgesi alarak fırıncı ustası oldu.

Dün gördüm,

Bugün hesap uzmanı…

Nasıl işler dedim.

“ Arkadaş, biz bugün taze ekmekten çok dünden kalan ekmeği daha çok satıyoruz. Üç beş fırıncı arkadaşımla isteyene askıda ekmek veriyorduk. O kadar çok isteyen oluyor ki, artık tahtaya görünür yere yazmaya son verdik. Askıda ekmeklerimiz hemen bitiyor. Gerçekten ihtiyaç sahibi olduğunu bildiğim güzel insanlara askı haricinde ekmek veriyoruz. Helali hoş olsun Askıda ekmeklerimiz hemen tükeniyor. İsteyenlere kendim veriyorum” dedi.

Yalan söylüyorsa vebali onun.

Bana göre beyan esas, aldık kabul ettik…

Bir yoksul şehirde,

Dünden kalan ekmek, tazesinden çok satılıyorsa,

Hamasi nutuklar,

Söz bitmiştir…

Ekmek ekonominin özetidir…

Benim şehrimdeki gencecik insanlar ekmek parası için her gün başka şehirlere göç ediyorsa,

Kalem küsmüştür…

Bu şehirde,

Şehir küçülüyor,

Esnaf küçülüyor,

Evler küçülüyor,

Ekmek küçülüyor…

Tek bir şey küçülmüyor.

Nutuklar…

Seksenli yıllarda gazetede çalışırken,

Rahmetli Nuri Sarıışık amcam sürekli söylerdi.

“ Doğruları yazın. Zorluklarla mücadele edeceğiz, Kütahya’yı bir noktaya getireceğiz”

Aradan elli yıl geçti.

Bugün hangi noktaya geldik bende bilmiyorum…

Yapacağız, edeceğiz.

Süslü sözler, nutuklar…

En yeni biziz,

En cici biziz,

Yenilendik,

Yeni abdest aldık…

Her gün daha büyük,

Her gün daha görkemli,

Her gün daha gürültülü,

Nutuklar…

Kimse gerçeği söylemiyor.

Çünkü biz,

Bu şehirdeki şahsiyetlerin,

İmam memur tayini talepleri dışında,

Bize anlattıkları,

Büyük cümlelerini seviyoruz…

Basınımızın mümtaz temsilcileri,

Yıllardır utanmadan aynı manşetleri atıyor...

“Müjde Kütahya,

Geliyor inşallah”

Sonuca bakıyorum,

Hayaller Paris,

Gerçekler Kütahya…

Geldi geçti ömrümüz,

Yel esip geçmiş gibi…,

Az kaldı sabredin.

Bir noktaya geleceğiz inşallah…