Çevrede kanser tanısı alan kişi sayısının artması kamuoyunda "gizli bir salgın mı var?" sorusunu gündeme getirirken, uzmanlar konunun bilimsel boyutunu değerlendirdi. Vaka istatistiklerindeki yükselişin tıp dünyasının diğer hastalıklara karşı kazandığı başarıların bir sonucu olduğu belirtildi.
UZAYAN YAŞAM SÜRESİ VAKA SAYILARINI ARTIRIYOR
Kanserin temelde hücresel yaşlanma ve DNA kopyalama hatası süreci olduğunu belirten Dr. Burak Can, insan ömrünün uzamasıyla birlikte hücre bölünme sayısının ve dolayısıyla mutasyon riskinin arttığını ifade etti.
Geçmişte erken ölümlere yol açan enfeksiyon ve kalp krizlerinin önüne geçilmesinin, kanser görülme sıklığını doğal olarak yükselttiği kaydedildi.

GELİŞMİŞ TANI TEKNOLOJİLERİ SAKLI VAKALARI YAKALAYARAK SİSTEME DAHİL EDİYOR
Son 30 yılda gelişen MR, tomografi, kolonoskopi ve hassas kan testleri sayesinde önceden fark edilemeyen çok küçük lezyonların henüz ilk evrede tespit edildiği aktarıldı.
Belirti vermeyen vakaların sisteme "yeni vaka" olarak girmesi ve önceden kanser sayılmayan bazı doku rahatsızlıklarının bu kategoriye alınmasının istatistikleri yükselttiği bildirildi.

KANSERDEN ÖLÜM ORANLARI İSTİKRARLI ŞEKİLDE DÜŞÜYOR
50 yaş altı genç nüfusta yeni tanı oranlarında artış yaşansa da kansere bağlı ölümlerin azaldığı vurgulandı. Kanserle mücadelede en güçlü iki koz şu şekilde sıralandı:
Erken Tanı ve Tarama Programları: Yaygınlaşan tarama yöntemleri ve moleküler teknolojiler sayesinde hastalık yayılmadan tespit edilerek tedavi başarısı artırılıyor.
Tedavide Yenilikler (Akıllı İlaç ve İmmünoterapi): Geleneksel kemoterapilerin yerini alan akıllı ilaçlar genetik mutasyonları hedeflerken, immünoterapi vücudun bağışıklık sistemini kanserle savaşacak şekilde eğitiyor.
Gelişen tedavi yöntemleri ve erken tanı imkanları sayesinde 5 yıllık göreceli sağkalım oranlarının tıp tarihinde ilk kez yüzde 70 seviyesine ulaştığı, kanserin artık ölümcül bir hastalık olmaktan çıkıp kontrol edilebilir kronik bir duruma dönüştüğü ifade edildi.





