Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) yayımladığı yeni rapor, DSÖ kanser raporu kapsamında küresel ölçekte kanser vakalarının gelecek 25 yılda belirgin şekilde artacağını ortaya koydu. Rapora göre, 2024 yılında yaklaşık 20,6 milyon olan yıllık yeni kanser vakasının 2050 yılında 35 milyona ulaşması bekleniyor. Artışta nüfusun yaşlanması, tütün ve alkol kullanımı gibi risk faktörlerinin sürmesi ile tanı olanaklarının gelişmesi etkili olurken, en yüksek yükselişin Afrika ve Doğu Akdeniz bölgelerinde görüleceği öngörülüyor.

Böbreklerle ilgili bilinmeyen mekanizma ortaya çıktı
Böbreklerle ilgili bilinmeyen mekanizma ortaya çıktı
İçeriği Görüntüle

DSÖ'nün değerlendirmesine göre dünya genelinde kanser görülme sıklığı tüm bölgelerde artış gösterecek. Uzmanlar, yaşam süresinin uzamasıyla birlikte daha fazla kişinin kanser tanısı almasının beklendiğini belirtirken, erken tanı yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde daha önce tespit edilemeyen birçok vakanın da kayıt altına alınabildiğine işaret ediyor. Raporda, demografik değişimlerin yanı sıra önlenebilir risk faktörlerinin varlığını korumasının da vaka sayılarındaki yükselişte belirleyici olduğu ifade edildi.

DSÖ KANSER RAPORU EŞİTSİZLİKLERE İŞARET ETTİ

Rapor, yalnızca vaka sayılarındaki artışı değil, ülkeler arasındaki tedavi ve sağkalım farklarını da ortaya koydu. DSÖ Kanser Kontrolü Ekibi Lideri Andre Ilbawi, "Far too many people are being left behind." ifadelerini kullanarak, çok sayıda hastanın sağlık hizmetlerine eşit şekilde ulaşamadığını söyledi.

Yüksek gelir grubundaki ülkelerde meme ve prostat kanseri gibi yaygın kanser türlerinde beş yıllık sağkalım oranı tarama programları, erken tanı ve immünoterapi gibi tedavi seçeneklerinin yaygınlaşmasıyla yüzde 80 ila 90 seviyelerine ulaşıyor. Düşük gelirli ülkelerde ise meme kanserinde bu oranın yüzde 30'un altına kadar gerileyebildiği belirtiliyor. Avrupa ile Kuzey Amerika'nın bazı bölgelerinde büyük ölçüde kontrol altına alınan rahim ağzı kanseri ise Sahra Altı Afrika'daki birçok ülkede kadınlarda en sık görülen kanser türleri arasında yer almayı sürdürüyor.

Raporda, kanserin önlenmesi ve tedaviye erişim konusunda gelir düzeyine bağlı farklılıkların devam ettiği vurgulandı. Birçok ülkede hastaların tedavi masraflarını karşılayamadıkları için süreçlerini yarıda bırakmak zorunda kaldıkları bilgisi de paylaşıldı.

Tirzepatidin Meme Kanseri Üzerindeki Etkisi Inceleniyor4

OBEZİTE KAYNAKLI KANSERLERDE ARTIŞ BEKLENİYOR

DSÖ, tütün kontrolü uygulamaları ve HPV aşılamasında elde edilen ilerlemeleri olumlu gelişmeler arasında değerlendirirken, obezitenin gelecekte kanser yükünü artırabilecek temel etkenlerden biri olabileceğine dikkat çekti.

Andre Ilbawi, "It will be a significant added burden for every country globally when cancers associated with obesity become the norm. That will likely happen in a significant number of countries in the next 20 or 30 years." sözleriyle, obeziteye bağlı kanserlerin yaygınlaşmasının önümüzdeki 20 ila 30 yıl içinde çok sayıda ülkenin sağlık sistemi üzerinde ek yük oluşturabileceğini ifade etti.

Uzmanlar, fazla kilo ve hareketsiz yaşam tarzının birçok kanser türüyle ilişkili olduğuna ilişkin bilimsel verilerin giderek güçlendiğini belirtiyor. Bu nedenle koruyucu sağlık politikalarının yaygınlaştırılması ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının desteklenmesi, kanserle mücadelede temel başlıklar arasında gösteriliyor.

VAKALARIN ÖNEMLİ BÖLÜMÜ ÖNLENEBİLİR RİSKLERLE BAĞLANTILI

Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı'nın (IARC) Sürveyans Birimi Başkan Yardımcısı Isabelle Soerjomataram, rapordaki en olumlu bulgulardan birinin yeni kanser vakalarının önemli bölümünün bilinen risk faktörleriyle ilişkili olması olduğunu söyledi.

Soerjomataram, "Four in 10 new cancer cases are linked to risk factors which we already know how to address. This includes tobacco use, infections, alcohol use, and excess body weight." ifadelerini kullandı.

Rapora göre her 10 yeni kanser vakasının yaklaşık dördü tütün kullanımı, enfeksiyonlar, alkol tüketimi ve aşırı vücut ağırlığı gibi önlenebilir risk faktörleriyle bağlantılı bulunuyor. Bu durum, halk sağlığı uygulamalarıyla kanser yükünün belirli ölçüde azaltılabileceğine işaret ediyor.

DSÖ, kanser vakalarının gelecek yıllarda artış göstermesinin beklendiğini belirtirken, erken tanı hizmetlerinin yaygınlaştırılması, koruyucu sağlık programlarının güçlendirilmesi ve tedaviye erişimdeki eşitsizliklerin azaltılmasının sağlık sistemleri açısından öncelikli alanlar arasında yer almaya devam edeceğini bildirdi.

Kaynak: Haber Merkezi