Uyku sırasında kalp hızının ve kan basıncının doğal olarak düşmesi bekleniyor. Bu dönem, kalp ve damar sisteminin dinlenmesine imkan sağlıyor.
Ancak uyku süresinin sürekli kısa olması, vücudun bu dinlenme sürecini yeterince tamamlayamamasına neden olabiliyor. Özellikle geceleri 6 saatten az uyumanın, kan basıncının beklenen seviyelerde düşmesini engelleyebileceği belirtiliyor.
Yetersiz uyku yalnızca gün içerisinde yorgunluk ve dikkat kaybına yol açmıyor. Uyku eksikliği, stres hormonlarının yükselmesine ve sempatik sinir sisteminin daha aktif çalışmasına neden olabiliyor. Vücudun uzun süre uyarılmış durumda kalması ise kalp hızı ve kan basıncı üzerinde etkili olabiliyor.
Uyku süresinin yanı sıra kalitesi de önem taşıyor. Gece boyunca sık sık uyanmak, uykuya dalmakta zorlanmak, horlama ve uyku apnesi gibi sorunlar vücudun yeterince dinlenmesini engelleyebiliyor.

Bir kişinin 7-8 saat yatakta kalması da tek başına kaliteli uyuduğu anlamına gelmiyor. Sürekli bölünen uyku, özellikle yüksek tansiyonu bulunan veya kalp-damar hastalıkları açısından risk taşıyan kişiler için dikkate alınması gereken faktörler arasında bulunuyor.
Yüksek tansiyonun ortaya çıkmasında genetik yatkınlık, yaş, beslenme, fiziksel aktivite düzeyi, fazla kilo, stres ve sigara kullanımı gibi birçok etken rol oynuyor. Uyku düzeni de bu faktörler arasında değerlendiriliyor.
Geceleri sürekli 6 saatten az uyuyan, sabahları dinlenmemiş şekilde uyanan veya tansiyon sorunu yaşayan kişilerin uyku düzenlerini gözden geçirmeleri ve gerekli durumlarda sağlık kuruluşuna başvurmaları öneriliyor.






