İngiltere, Norveç, İsveç ve Yunanistan’dan araştırmacıların yürüttüğü yeni çalışmada, yüksek tansiyonun nedenlerinden biri olan primer aldosteronizmin rutin kan testlerinde gözden kaçabileceği belirlendi. Science Translational Medicine dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, hastalarda aldosteron hormonu gün içinde sabit biçimde yüksek seyretmek yerine özellikle gece saatlerinde kısa süreli artışlar gösterebiliyor.
Primer aldosteronizm, böbreküstü bezlerinin fazla miktarda aldosteron hormonu üretmesiyle ortaya çıkıyor. Hormonun aşırı salgılanması vücudun tuz ve su dengesini etkileyerek kan basıncının yükselmesine yol açabiliyor. Araştırmacılar, bu hormonal bozukluğun yüksek tansiyonu bulunan kişilerin yaklaşık beşte birini etkileyebileceğini belirtiyor.
YÜKSEK TANSİYON HASTALARI 24 SAAT BOYUNCA TAKİP EDİLDİ
Bristol Üniversitesi, Manchester Üniversitesi ve Bergen Üniversitesi başta olmak üzere farklı ülkelerdeki araştırma merkezlerinin katıldığı çalışmada 60 hasta 24 saat boyunca izlendi. Araştırma Bristol, Bergen, Stockholm ve Atina'da gerçekleştirildi.
Araştırmacılar, hormon düzeylerini belirli aralıklarla ölçebilmek için Bristol Üniversitesi tarafından geliştirilen U-RHYTHM adlı taşınabilir cihazdan yararlandı. Bel bölgesine takılan ve yaklaşık cep telefonu büyüklüğünde olan cihaz, deriden hormon örnekleri alarak ölçüm yaptı.
Hormon düzeyleri 20 dakikada bir kaydedildi. Katılımcılar bu sırada günlük faaliyetlerine devam etti, gece ise evlerinde uyudu. Böylece hormonların yalnızca klinik ortamındaki değerleri değil, normal yaşam koşullarındaki 24 saatlik değişimi incelendi.
Araştırmanın eş başyazarı Bristol Üniversitesi Klinik Araştırma Görevlisi Dr. Thomas Upton, tanı sürecindeki güçlüklerin hastalığın geç fark edilmesine neden olabildiğini belirtti.
"Primer aldosteronizm, yüksek tansiyonun önemli nedenlerinden biri ve tansiyon kliniğimizde gördüğümüz ikincil hipertansiyonun en yaygın nedenidir. Birleşik Krallık'ta milyonlarca kişiyi etkiliyor olabilir. Ancak hormonların gün boyunca değişim göstermesi ve mevcut tanı sürecinin karmaşık olması nedeniyle hastalık çoğu zaman geç teşhis ediliyor veya hiç teşhis edilemiyor."
Upton, hastaların ev ortamında takip edilmesinin hormon değişimlerinin gerçek yaşam koşullarında incelenmesine imkan sağladığını ifade ederek, "Bu yaklaşım, hipertansiyonu teşhis etme yöntemimizde potansiyel olarak büyük bir değişim yaratabilir ve nihayetinde önlenebilecek kalp hastalıkları ve inmeler başta olmak üzere kalp-damar hastalıklarının azaltılmasına yardımcı olabilir" dedi.
RUTİN KAN TESTLERİ YÜKSEK TANSİYON NEDENİNİ KAÇIRABİLİYOR
Araştırmanın temel bulgularından biri, aldosteron seviyesinin gün boyunca sürekli yüksek kalmaması oldu. Bazı hastalarda hormon düzeyi, primer aldosteronizm tanısında kullanılan eşik değerlerin altına indi.
Bu durum, tek bir zamanda alınan kan örneğinin hastalığın bulunduğu bir kişide normal veya normale yakın sonuç verebilmesine neden olabiliyor. Araştırmacılara göre özellikle gece meydana gelen hormon artışlarının rutin testlerde görülme ihtimali düşük. Çünkü standart kan testleri çoğunlukla gündüz saatlerinde yapılıyor.
Ekip, aldosteronun yanı sıra 18-hidroksikortizol ve 18-oksokortizol adı verilen iki hormonu da takip etti. Bilgisayar destekli analizlerle elde edilen veriler, primer aldosteronizm bulunan hastalarda gece saatlerinde tekrarlayan aldosteron salgılama atakları olduğunu gösterdi.
Araştırmada hormonların genel gece-gündüz ritminin tamamen kaybolmadığı, buna karşın özellikle gece döneminde kısa süreli yükselişlerin ortaya çıktığı belirlendi.

GECE HORMON ARTIŞLARI BÖBREKÜSTÜ BEZLERİYLE BAĞLANTILI
Hormon salgısındaki gece artışlarının böbreküstü bezlerinden kaynaklandığı tespit edildi. Bu değişimler, primer aldosteronizmin yalnızca bir böbreküstü bezindeki sorundan kaynaklandığı hastalarda daha belirgin görüldü.
Araştırmacılar ayrıca hastalıklı böbreküstü bezinin cerrahi olarak çıkarılmasının ardından olağandışı hormon salgılama modelinin ortadan kalktığını belirledi. Bu bulgu, gece meydana gelen hormon artışlarının hastalıkla doğrudan ilişkili olduğuna dair kanıt sağladı.
Manchester Üniversitesi'nden araştırmanın kıdemli yazarı Dr. Eder Zavala, 24 saatlik takip sayesinde daha önce görülemeyen hormon değişimlerinin belirlenebildiğini söyledi.
"By continuously monitoring hormones over 24 hours, we were able to reveal a previously hidden pattern of nocturnal hormone bursts. This gives us a much clearer understanding of the disease and could ultimately help doctors detect it earlier and treat patients more effectively."
Zavala, günlük hormon profillerinin matematiksel ve bilgisayar destekli analizinin, hastalığın daha erken ve daha hafif biçimlerinin belirlenmesine de yardımcı olabileceğini kaydetti.
PRİMER ALDOSTERONİZM TEDAVİ EDİLEBİLİYOR
Primer aldosteronizm, yüksek tansiyonun ikincil nedenlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Hastalık kalp hastalığı, inme ve diyabet gibi sağlık sorunlarının riskini artırabiliyor.
Bristol Üniversitesi Tıp Profesörü ve U-RHYTHM teknolojisinin geliştiricisi Prof. Stafford Lightman, araştırma sonuçlarının hastalığın tespit edilme biçiminin yeniden değerlendirilmesine ihtiyaç olduğunu gösterdiğini belirtti. Lightman, Endokrinoloji Derneği'nin klinik uygulama kılavuzlarında hipertansiyonu bulunan kişilerde primer aldosteronizmin değerlendirilmesinin önerildiğini ifade etti.
Lightman, gelecekte tek bir kan örneği yerine hormonların zaman içindeki ritminin izlenebileceği bir tanı yaklaşımının kullanılabileceğini söyledi. Bununla birlikte araştırmacılar, dinamik hormon ölçümlerinin klinik uygulamaya nasıl aktarılacağını belirlemek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç bulunduğunu vurguladı.
Primer aldosteronizmin tedavi edilebilir olması, erken tanının önemini artırıyor. Hastalığın tek bir böbreküstü bezindeki sorundan kaynaklandığı durumlarda cerrahi tedavi uygulanabiliyor. Araştırmacılar, hormon değişimlerinin daha ayrıntılı biçimde izlenmesinin gelecekte yüksek tansiyonun altında yatan nedenlerin daha erken belirlenmesine katkı sağlayabileceğini belirtiyor.
U-RHYTHM teknolojisi 2023 yılında Bristol Üniversitesi'nden ayrılan Dynamic Therapeutics tarafından geliştirilmeye devam edildi. Araştırmanın finansmanında ise AB Horizon 2020, Trond Mohn Vakfı, UKRI Biyoteknoloji ve Biyolojik Bilimler Araştırma Konseyi, Tıbbi Araştırma Konseyi ile çeşitli sağlık ve araştırma kuruluşları rol aldı.




