Sarılık, kırmızı kan hücrelerinin parçalanmasıyla oluşan bilirubinin yenidoğanın karaciğeri tarafından yeterince hızlı işlenememesi sonucunda gelişiyor. Yenidoğanlarda bilirubini işleyen karaciğer enzimlerinin henüz tam olarak olgunlaşmamış olması, kandaki bilirubin seviyesinin yükselmesine neden olabiliyor.

Bilirubin birikimi ciltte ve göz aklarında sarı renk oluşmasına yol açıyor. Sarılık çoğu bebekte fizyolojik nedenlerle ortaya çıkıyor ve belirli bir süre içerisinde geriliyor. Bununla birlikte bazı bebeklerde bilirubin düzeyi daha hızlı yükselebiliyor. Bu nedenle özellikle doğumdan sonraki ilk günlerde bebeğin yakından takip edilmesi gerekiyor.

Yenidoğan Sarılığında Erken Müdahale Beyin Hasarını Önleyebilir1

SARILIĞIN İLK BELİRTİLERİ NASIL ANLAŞILIR?

Sarılık genellikle önce yüzde ve göz aklarında görülüyor. Bilirubin seviyesinin yükselmesiyle sarı renk gövdeye, kollara ve bacaklara doğru yayılabiliyor.

Bebeğin cildi doğal ve yeterince aydınlık bir ortamda değerlendirilerek sarılık daha kolay fark edilebiliyor. Burun, alın veya göğüs bölgesine hafifçe bastırılıp bırakıldığında ciltte oluşan sarı renk de belirtilerden biri olarak değerlendirilebiliyor. Koyu tenli bebeklerde sarılığın fark edilmesi daha zor olabildiğinden, ailelerin bebeğin genel durumundaki değişiklikleri de takip etmesi gerekiyor.

Fizyolojik sarılık genellikle doğumdan sonraki ikinci veya üçüncü günlerde başlıyor. Zamanında doğan bebeklerde bir ila iki hafta içerisinde, prematüre bebeklerde ise yaklaşık üç hafta içerisinde düzelmesi bekleniyor.

ANNE SÜTÜ BİLİRUBİNİN ATLATILMASINA YARDIMCI OLUYOR

Bilirubin, karaciğerde işlendikten sonra safra yoluyla bağırsaklara ulaşıyor ve dışkı yoluyla vücuttan atılıyor. Bu nedenle yenidoğan döneminde yeterli beslenme, bilirubinin vücuttan uzaklaştırılması açısından önem taşıyor.

Sağlıklı bir yenidoğanın günde 8 ila 12 kez emzirilmesi bekleniyor. Düzenli ve yeterli anne sütü alımı, bilirubinin bağırsaklardan yeniden kana geçmesini azaltarak atılımına katkı sağlayabiliyor. Yetersiz beslenme ise bilirubin seviyesinin yükselmesine ve sarılığın daha ağır seyretmesine neden olabiliyor.

BU BELİRTİLERDE SAĞLIK KURULUŞUNA BAŞVURULMALI

Sarılığın yaşamın ilk 24 saati içinde başlaması, bebeğin yeterince emmemesi veya beslenememesi, sık kusması, aşırı uyku hali ya da belirgin huzursuzluk göstermesi durumunda sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.

Sarılığın bacaklara kadar ilerlemesi, idrar ve dışkı miktarında belirgin azalma, kilo kaybı, iki haftadan uzun süren sarılık, çay renginde idrar veya açık-beyazımsı dışkı da değerlendirilmesi gereken belirtiler arasında bulunuyor. Fototerapi sonrasında sarılığın yeniden ortaya çıkması da hekim tarafından incelenmesi gereken durumlardan biri.

Bilirubin düzeyi, cilt üzerinden ölçüm yapan cihazlarla veya kan testiyle belirlenebiliyor. Gerektiğinde sarılığa neden olabilecek durumları belirlemek için ek tetkikler yapılabiliyor.

Yenidoğan Sarılığında Erken Müdahale Beyin Hasarını Önleyebilir2

FOTOTERAPİ YENİDOĞAN SARLIĞINA UYGULANIYOR

Tedavi kararı verilirken bebeğin bilirubin düzeyinin yanı sıra doğum haftası, yaşı, kilosu ve sahip olduğu diğer risk faktörleri değerlendiriliyor. Hafif vakalarda yalnızca takip yeterli olabilirken, bilirubin seviyesinin belirli sınırların üzerine çıkması durumunda fototerapi uygulanabiliyor.

Fototerapide özel mavi ışık kullanılıyor. Bu ışık, bilirubinin vücuttan daha kolay atılabilecek bir forma dönüşmesine yardımcı oluyor. Tedavi sırasında bebeğin gözleri özel bir koruyucuyla kapatılıyor ve yeterli miktarda cilt yüzeyinin ışığa maruz kalması sağlanıyor.

Dokuz ayda 4 milyonun üzerinde yaşlıya sağlık değerlendirmesi yapıldı
Dokuz ayda 4 milyonun üzerinde yaşlıya sağlık değerlendirmesi yapıldı
İçeriği Görüntüle

Fototerapi sırasında sıvı kaybı yaşanabileceği için bebeğin yeterli beslenmesi önem taşıyor. Uzmanlar, güneş ışığının fototerapinin yerine geçmediğini belirterek sarılığı azaltmak amacıyla yenidoğanların güneşe çıkarılmasının güvenli ve uygun bir tedavi yöntemi olmadığını vurguluyor.

Bilirubin seviyesinin çok yüksek olduğu veya nörolojik hasar riskinin bulunduğu ağır vakalarda kan değişimi tedavisi gündeme gelebiliyor. Bu uygulamayla bilirubin düzeyinin hızlı biçimde düşürülmesi ve beyin hasarı riskinin azaltılması amaçlanıyor.

ERKEN TANI KALICI HASAR RİSKİNİ AZALTIYOR

Yenidoğan sarılığı çoğu zaman geçici bir durum olsa da bilirubin düzeyinin tehlikeli seviyelere ulaşması halinde ciddi sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Yüksek bilirubinin beyin dokusunda birikmesiyle gelişebilen kernikterus, kalıcı nörolojik ve işitmeyle ilgili sorunlara neden olabiliyor.

Prof. Dr. Mehmet Şah İpek, ailelerin sarılık belirtilerini bilmesinin ve şüpheli durumlarda sağlık profesyonellerine başvurmasının erken tanı açısından önemli olduğunu belirtti. Sarılığın zamanında değerlendirilmesi ve gerekli tedavinin uygulanması, bilirubin yüksekliğine bağlı kalıcı hasarların önlenmesine yardımcı olabiliyor.

Kaynak: Haber Merkezi