Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, iklim değişikliğiyle ısınan denizlerin ve atmosferin kısa sürede yoğun yağışlara zemin hazırladığını belirterek, kentlerdeki altyapı ve plansız yapılaşmanın sel riskini artırdığına dikkat çekti.
İstanbul’da 13-15 Ekim tarihleri arasında 48 saatte metrekareye düşen ortalama 119,2 kilogram yağış, eylül ve ekim aylarının ortalama yağış toplamını aştı. Uzmanlar, iklim değişikliğiyle artan sıcaklıkların aşırı yağışların şiddetini etkileyebildiğine işaret ediyor.
Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, insan faaliyetleri sonucu atmosfere salınan sera gazlarının atmosferi, karaları ve denizleri ısıtarak su döngüsünü değiştirdiğini söyledi.
Sıcaklık yükseldikçe havanın taşıyabileceği su buharı miktarının her 1 derece için yaklaşık yüzde 7 arttığını belirten Türkeş, nem bakımından zengin havanın yükselip soğumasıyla kısa sürede yoğun yağışların oluşabileceğini ifade etti.
SICAK DENİZLER YAĞIŞIN ŞİDDETİNİ ARTIRABİLİYOR
Denizlerin ısınmasının, özellikle denizden nem alan kıyı bölgelerinde kuvvetli yağışları artırabileceğini kaydeden Türkeş, sıcak denizlerin atmosfere daha fazla su buharı ve enerji aktarabildiğini belirtti.
Nemli havanın soğuk hava kütleleriyle karşılaşarak yükselmesi ve su buharının yoğunlaşması sırasında açığa çıkan enerjinin fırtınaları güçlendirebildiğini aktaran Türkeş, sıcak denizlerin tek başına sel oluşumuna neden olmadığını vurguladı.
Türkeş, yağışın şiddetinde nem miktarı, rüzgarlar ve yağış sisteminin aynı bölgede kalma süresinin de belirleyici olduğunu ifade etti.

SAATLER İÇİNDE AYLIK YAĞIŞ DÜŞEBİLİYOR
Kısa sürede aylık ortalama yağışa eş değer miktarda su düşebildiğini belirten Türkeş, yoğun nem taşınımı ve güçlü hava hareketlerinin yanı sıra yağış sisteminin yavaş ilerlemesinin veya aynı bölgede art arda sağanakların oluşmasının bu duruma yol açabildiğini söyledi.
Yağışın toplam miktarı kadar düşme hızının da önemli olduğuna dikkati çeken Türkeş, birkaç saatte yağan yoğun yağışın toprağın suyu emme ve altyapının suyu taşıma kapasitesini aşabileceğini kaydetti.
Beton ve asfalt yüzeylerin suyun birikmesini hızlandırabildiğini belirten Türkeş, dere yataklarının daraltılması veya kapatılması, taşkın alanlarındaki yapılaşma ve yetersiz drenajın da zararı artırabildiğini ifade etti.
AŞIRI YAĞIŞLARA KARŞI ÖNLEM ÇAĞRISI
Türkiye'de sıcak hava dalgaları ve aşırı yağışların bölgeye, mevsime ve sera gazı salım senaryolarına göre farklılık gösterebileceğini belirten Türkeş, altyapının yalnızca geçmiş dönem ortalamalarına göre tasarlanmasının gelecekteki risklerin eksik hesaplanmasına neden olabileceğini söyledi.
Afet risklerini azaltmak için doğal akarsu yataklarının ve sulak alanların korunması, taşkın riski yüksek bölgelerde yapılaşmanın önlenmesi gerektiğini vurgulayan Türkeş, yağmur suyu yönetiminin geliştirilmesi, altyapının güncel iklim koşullarına göre düzenlenmesi ve erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesinin önemine işaret etti.
Türkeş, sera gazı salımlarının azaltılması ve bilimsel planlamayla şiddetli yağışların yol açabileceği can kayıpları ile zararların sınırlandırılabileceğini kaydetti.




