Göz kapakları çevresinde oluşan sarı renkli kabarıklıklar olarak bilinen ksantelazma, kalp krizi ve inme riskinin erken göstergelerinden biri olabilir. Atherosclerosis dergisinde yayımlanan araştırmada, ksantelazma tanısı bulunan kişilerde kalp ve beyin damarlarıyla ilgili ciddi sağlık sorunlarının görülme oranının, benzer özelliklere sahip kontrol grubuna göre daha yüksek olduğu belirlendi.
Çalışmada, ksantelazma bulunan 17 bin 925 kişinin sağlık kayıtları incelendi. Bu kişiler, göz muayenesinden geçmiş ancak ksantelazma tanısı bulunmayan 17 bin 925 kişiden oluşan kontrol grubuyla karşılaştırıldı. Araştırmacılar, iki grubun kalp krizi, inme ve geçici iskemik atak geçirme oranlarını bir yıl, beş yıl ve 10 yıllık dönemler üzerinden değerlendirdi.
KSANTELAZMA BULUNANLARDA KALP KRİZİ ORANI DAHA YÜKSEK
İlk yılın verilerine göre ksantelazma grubunda 178 kişi kalp krizi geçirdi. Bu sayı, grubun yüzde 1’ine karşılık geldi. Kontrol grubunda ise 63 kişide kalp krizi görüldü. Bu gruptaki oran yüzde 0,35 olarak hesaplandı.
İnme vakalarında da benzer bir fark ortaya çıktı. Ksantelazma bulunan kişilerin yüzde 0,95’i inme geçirirken, kontrol grubunda bu oran yüzde 0,3 oldu. Geçici iskemik atak olarak tanımlanan ve halk arasında “mini inme” diye bilinen rahatsızlık da ksantelazma grubunda daha sık görüldü. Bu grubun yüzde 0,6’sında TIA tespit edilirken, kontrol grubundaki oran yüzde 0,19’da kaldı.
Araştırmacılar, oranların genel nüfusa göre düşük olduğunu ancak ksantelazma bulunan kişilerde riskin birkaç kat daha yüksek seyrettiğini belirtti. İki grup arasındaki fark zaman içinde bir miktar azalsa da beşinci ve 10’uncu yıllarda yapılan değerlendirmelerde ksantelazma grubundaki riskin yüksekliğini koruduğu görüldü.
GÖZ ÇEVRESİNDEKİ SARI LEKELER NEDEN OLUŞUYOR?
Ksantelazma, göz kapakları çevresinde sarı veya sarı-beyaz renkte, yumuşak görünümlü kabarıklıkların oluşmasıyla ortaya çıkıyor. Bu oluşumlar, makrofaj adı verilen bağışıklık hücrelerinin kolesterol ve diğer yağlarla dolması sonucu meydana geliyor.
Durum, çoğu zaman kandaki yüksek kolesterol seviyesiyle ilişkilendirilse de her ksantelazma hastasında kan yağlarının yüksek olması gerekmiyor. Araştırmada da ksantelazma bulunan kişilerde kalp ve beyin damarlarıyla ilgili olayların, kan yağları yüksek olanlarla normal seviyede bulunanlarda benzer oranlarda görüldüğü belirlendi.
Bu sonuç, ksantelazma ile kalp-damar hastalıkları arasındaki ilişkinin yalnızca kolesterol düzeyiyle açıklanamayabileceğini ortaya koydu. Araştırmacılar, damar sertliği ve diğer sistemik risk faktörlerinin de sürece katkıda bulunabileceğini değerlendirdi.

DAMAR SERTLİĞİ UZUN SÜRE BELİRTİ VERMEYEBİLİYOR
Kalp krizlerinin ve inmelerin başlıca nedenleri arasında yer alan ateroskleroz, atardamarların iç duvarlarında yağlı plakların birikmesiyle gelişiyor. Damarların iç kısmını daraltan bu plaklar, kan akışını kısıtlayabiliyor. Süreç çoğu zaman yavaş ilerliyor ve ciddi bir sağlık sorunu yaşanana kadar belirti vermeyebiliyor.
Stanford Üniversitesi’nde oftalmoloji alanında çalışma yürüten Negin Yavari ve meslektaşları, ksantelazmanın bu nedenle klinik değerlendirmelerde göz önünde bulundurulabilecek bir işaret olabileceğini belirtti.
Araştırmacılar, yayımlanan makalede şu ifadeleri kullandı:
“Ksantelazma, 10 yıla kadar kısa ve uzun vadede ciddi kalp ve beyin damarları olaylarının daha yüksek oranda görülmesiyle ilişkilidir. Bu durum, ksantelazmanın kalp ve beyin damarları riskinin sınıflandırılmasında ve koruyucu sağlık uygulamalarında klinik bir belirteç olarak değerini ortaya koymaktadır.”
Çalışma, göz kapaklarında oluşan lekelerin doğrudan kalp krizine veya inmeye neden olduğunu göstermiyor. Araştırmacılara göre bu oluşumlar, vücutta kalp-damar hastalıklarıyla bağlantılı başka süreçlerin bulunduğuna işaret edebilir.
ERKEN DEĞERLENDİRME VE DÜZENLİ TAKİP ÖNERİSİ
Ksantelazma bulunan kişilerin önemli bir bölümü, göz çevresindeki oluşumlar nedeniyle dermatoloji uzmanlarına başvuruyor. Araştırmacılar, bu kişilerin bir kısmında henüz teşhis edilmemiş veya kontrol altına alınmamış yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve başka kalp-damar risk faktörleri bulunabileceğini belirtti.
Bu nedenle ksantelazma tanısı alan kişilerin yalnızca kozmetik açıdan değerlendirilmemesi, genel sağlık kontrollerinin de yapılması öneriliyor. Kan yağlarının ölçülmesi, tansiyon takibi, kan şekeri değerlendirmesi ve kişinin diğer risk faktörlerinin incelenmesi, olası sorunların erken dönemde belirlenmesine yardımcı olabilir.
Araştırmacılar, düzenli takip ve koruyucu sağlık uygulamalarının yaşam tarzı değişiklikleri, kan yağlarını düşüren ilaçlar ve yüksek tansiyonun kontrol altına alınması gibi adımları kapsayabileceğini ifade etti.
Çalışmanın yazarları, “Ksantelazma bulunan hastaların erken aşamada değerlendirilmesi, altta yatan sistemik hastalıkların belirlenmesi ve kontrol edilmesi açısından önemlidir. Bu yaklaşım, gelecekte yaşanabilecek kalp ve beyin damarlarıyla ilgili olayların önlenmesine yardımcı olabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Araştırma, ksantelazma ile kalp krizi ve inme arasındaki bağlantının nedenlerini daha ayrıntılı inceleyecek yeni çalışmalara ihtiyaç olduğunu da ortaya koydu. Ksantelazmanın tek başına bir hastalık nedeni olmadığı, ancak bazı kişilerde kalp-damar risklerinin araştırılması için başlangıç noktası olabileceği belirtildi.




