Uzun süren mutsuzluk, isteksizlik ve enerji kaybı depresyon belirtisi olabilir. Uzmanlar, günlük yaşamı etkileyen şikâyetlerin dikkate alınmasını öneriyor.

Günlük yaşamın yoğunluğu, iş stresi, ailevi sorunlar ve kişisel kayıplar zaman zaman üzüntü, yorgunluk ve isteksizlik hissine neden olabiliyor. Ancak bu duyguların uzun süre devam etmesi ve kişinin günlük yaşamını etkilemeye başlaması, depresyon açısından değerlendirme yapılmasını gerektirebiliyor.

Depresyon, yalnızca mutsuzluk veya moral bozukluğuyla sınırlı olmayan, kişinin düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını etkileyebilen bir ruh sağlığı sorunu olarak tanımlanıyor.

Uzmanlar, özellikle daha önce keyif alınan etkinliklere karşı ilginin azalması, sürekli yorgunluk, uyku düzeninde değişiklik ve umutsuzluk gibi belirtilerin önem taşıdığını belirtiyor.

Depresyon belirtilerinin çoğu gün, en az iki hafta boyunca devam etmesi, tanısal değerlendirmede dikkate alınan temel ölçütlerden biri olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte yalnızca belirtilerin süresine bakılarak tanı konulamıyor.

MOREL BOZUKLUĞU İLE DEPRESYON ARASINDAKİ FARK NE?

Her insan yaşamının belirli dönemlerinde kendisini üzgün, yorgun veya isteksiz hissedebiliyor.

Yoğun çalışma temposu, stres, hayal kırıklıkları ve yaşanan kayıplar, ruh halinde geçici değişikliklere yol açabiliyor.

Kütahya'da doktordan uluslararası başarı
Kütahya'da doktordan uluslararası başarı
İçeriği Görüntüle

Bu duygular çoğu zaman belirli bir olayla ilişkili olarak ortaya çıkıyor ve zaman içerisinde hafifleyebiliyor.

Depresyonda ise belirtiler daha kalıcı hale gelebiliyor. Kişinin çalışma hayatı, eğitimi, aile ilişkileri ve günlük sorumlulukları olumsuz etkilenebiliyor.

Uzmanlar, her moral bozukluğunun depresyon olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, ancak uzun süren ve yaşam kalitesini düşüren belirtilerin de göz ardı edilmemesini öneriyor.

Depresyonun Bu 7 Belirtisini Hafife Almayın2

DEPRESYONUN 7 ÖNEMLİ BELİRTİSİ

Depresyon farklı kişilerde farklı belirtilerle ortaya çıkabiliyor. Bazı bireylerde duygusal değişiklikler ön plandayken bazılarında fiziksel yakınmalar ve enerji kaybı daha belirgin olabiliyor.

Dikkat edilmesi gereken yedi belirti şöyle sıralanıyor:

  1. Sürekli mutsuzluk veya boşluk hissi: Günün büyük bölümünde devam eden üzüntü, karamsarlık veya duygusal boşluk yaşanması.

  2. Eskiden keyif alınan etkinliklere ilginin azalması: Hobilerden, sosyal etkinliklerden ve günlük uğraşlardan eskisi kadar zevk alınmaması.

  3. Enerji kaybı ve sürekli yorgunluk: Yeterince dinlenilmesine rağmen halsizlik hissedilmesi ve günlük işleri yapmakta zorlanılması.

  4. Dikkat ve konsantrasyon güçlüğü: Okuma, çalışma, karar verme veya günlük sorumluluklara odaklanmada zorluk yaşanması.

  5. Uyku ve iştah değişiklikleri: Normalden fazla veya az uyuma, iştahın belirgin biçimde artması ya da azalması.

  6. Değersizlik ve suçluluk düşünceleri: Kişinin kendisini sürekli yetersiz görmesi veya olaylardan aşırı derecede sorumlu hissetmesi.

  7. İsteksizlik ve umutsuzluk: Geleceğe ilişkin olumsuz düşüncelerin artması ve günlük yaşama karşı ilginin azalması.

Bu belirtilerden birinin ya da birkaçının görülmesi tek başına depresyon tanısı anlamına gelmiyor. Tanı, ruh sağlığı uzmanlarının yapacağı değerlendirmeyle belirleniyor.

BELİRTİLER İKİ HAFTADAN UZUN SÜRÜYORSA DİKKAT

Depresyon değerlendirmesinde belirtilerin ne kadar süredir devam ettiği önemli bir yer tutuyor.

Majör depresif bozukluk tanısında, belirli belirtilerin aynı iki haftalık dönemde görülmesi ve kişinin önceki işlevselliğinde değişiklik oluşturması dikkate alınıyor.

Özellikle çökkün ruh hali veya daha önce zevk alınan etkinliklere yönelik ilgi kaybı, temel belirtiler arasında bulunuyor.

Ancak her iki haftalık üzüntü döneminin depresyon anlamına gelmediği de vurgulanıyor.

Benzer belirtiler bazı bedensel hastalıklar, ilaçların etkileri ve farklı ruh sağlığı sorunlarıyla da ilişkili olabiliyor.

Bu nedenle belirtilerin nedeni ve şiddetinin uzman tarafından değerlendirilmesi gerekiyor.

Depresyonun Bu 7 Belirtisini Hafife Almayın5

DEPRESYON ÇOCUKLARDA DA GÖRÜLEBİLİYOR

Depresyonun yalnızca yetişkinleri etkilediği düşüncesi, yaygın yanlış inanışlar arasında yer alıyor.

Çocuklar ve ergenler de depresyon yaşayabiliyor. Ancak belirtiler her yaş grubunda aynı şekilde ortaya çıkmayabiliyor.

Yetişkinlerde üzüntü ve isteksizlik ön plandayken çocuklarda huzursuzluk, sinirlilik, sosyal ilişkilerden uzaklaşma ve okul performansında düşüş gibi değişiklikler görülebiliyor.

Depresyonun gelişiminde genetik yatkınlık, aile öyküsü, biyolojik özellikler, psikolojik etkenler ve çevresel koşullar birlikte rol oynayabiliyor.

Uzmanlar, çocukların davranışlarında uzun süren belirgin değişiklikler fark edildiğinde profesyonel değerlendirme alınmasının önemine dikkat çekiyor.

NE ZAMAN PSİKİYATRİ UZMANINA BAŞVURULMALI?

Depresyon belirtilerinin günlük yaşamı etkilemeye başlaması, profesyonel destek gereksiniminin önemli göstergelerinden biri olabiliyor.

Özellikle iş veya okul performansında belirgin düşüş, sosyal ilişkilerden uzaklaşma, sürekli umutsuzluk ve yaşamdan zevk alamama gibi durumlarda psikiyatri uzmanına başvurulması öneriliyor.

Belirtilerin iki haftadan uzun sürmesi değerlendirme açısından önemli olsa da şiddetli yakınmalarda bu sürenin dolması beklenmemeli.

Kendine zarar verme veya yaşamına son verme düşüncelerinin ortaya çıkması halinde ise durumun acil değerlendirilmesi gerekiyor. Yakın ve ciddi tehlike söz konusuysa 112 Acil Çağrı Merkezi'nden yardım istenmesi önem taşıyor.

Depresyonun Bu 7 Belirtisini Hafife Almayın6

DEPRESYON TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ?

Depresyon, uygun tedavi ve profesyonel destekle belirtileri önemli ölçüde azaltılabilen bir ruh sağlığı sorunu.

Tedavi süreci kişinin belirtilerine, hastalığın şiddetine, önceki sağlık öyküsüne ve bireysel ihtiyaçlarına göre planlanıyor.

Psikoterapi ve antidepresan ilaçlar, depresyon tedavisinde kullanılan temel yöntemler arasında bulunuyor.

Hafif depresyon tablolarında psikoterapi öncelikli seçeneklerden biri olabilirken orta ve ağır depresyonda ilaç tedavisi ile psikoterapinin birlikte uygulanması değerlendirilebiliyor.

Düzenli uyku, fiziksel aktivite ve sosyal destek gibi yaşam alışkanlıkları da tedavi sürecini destekleyebiliyor.

Ancak bu alışkanlıklar, gerekli durumlarda profesyonel tedavinin yerine geçmiyor.

RUH SAĞLIĞINI KORUMAK İÇİN NELER YAPILABİLİR?

Günlük yaşamda uygulanabilecek bazı alışkanlıklar, ruhsal iyilik halinin desteklenmesine yardımcı olabiliyor.

Düzenli uyku saatleri oluşturmak, dengeli beslenmek ve kişinin sağlık durumuna uygun fiziksel aktiviteler yapmak bu alışkanlıklar arasında yer alıyor.

Yürüyüş, yüzme ve benzeri egzersizler, stresin azaltılmasına ve genel ruh halinin desteklenmesine katkı sağlayabiliyor.

Aile üyeleri ve arkadaşlarla iletişimi sürdürmek, sosyal ilişkileri güçlendirmek ve gerektiğinde destek istemek de önem taşıyor.

Uzmanlar, uzun süreli mutsuzluk, belirgin ilgi kaybı ve günlük yaşamı zorlaştıran diğer belirtiler karşısında profesyonel yardım alınmasını öneriyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ