Kanser tedavisi sonrasında görüntüleme testleri normal çıksa bile hastalık moleküler düzeyde devam edebiliyor. MRD testleri, tekrarlama riskinin değerlendirilmesine yardımcı oluyor.

Kanser tedavisini tamamlayan hastalarda görüntüleme sonuçlarının normal çıkması, hastalığın tamamen ortadan kalktığı anlamına her zaman gelmeyebiliyor. Bazı hastalarda görüntüleme yöntemleriyle tespit edilemeyecek kadar az miktarda kanser hücresi veya tümöre ait moleküler izler bulunabiliyor.

Tıp dünyasında minimal rezidüel hastalık (MRD) olarak adlandırılan bu durum, özellikle kanser tedavisinden sonraki takip sürecinde önem taşıyor. Gelişen moleküler analiz yöntemleri sayesinde bazı kanser türlerinde hastalığın yeniden ortaya çıkma riski daha erken değerlendirilebiliyor.

Türkiye’de yerli ultrason cihazı üretilecek
Türkiye’de yerli ultrason cihazı üretilecek
İçeriği Görüntüle

MRD testleri, kanserin türüne göre kan, kemik iliği veya farklı örnekler üzerinden gerçekleştirilebiliyor. Özellikle bazı solid tümörlerde kanda dolaşan tümör DNA'sının incelenmesi, hastalığın moleküler düzeyde izlenmesine yardımcı olabiliyor.

Ancak uzmanlar, bu testlerin her kanser hastası için standart bir uygulama olmadığını ve tek başına kesin tanı koymak amacıyla kullanılmaması gerektiğini vurguluyor.

Kanser Tedavisinde Gizli Kalan Hücrelere Dikkat77

GÖRÜNTÜLEME TESTLERİ HER ZAMAN YETERLİ OLMAYABİLİYOR

Kanser tanısı ve tedavi sonrası takipte manyetik rezonans (MR), bilgisayarlı tomografi (BT), PET-BT ve ultrason gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanılıyor.

Bu yöntemler, tümörlerin yerinin ve boyutunun belirlenmesinde, tedaviye verilen yanıtın değerlendirilmesinde önemli rol oynuyor.

Bununla birlikte bazı hastalarda görüntüleme yöntemlerinin tespit edemeyeceği düzeyde kanser hücresi kalabiliyor.

Tedavi sonrasında tümörün görüntülerde kaybolması, mikroskobik veya moleküler düzeyde hastalığın kesin olarak ortadan kalktığını göstermeyebiliyor.

Bu nedenle bazı kanser türlerinde görüntüleme yöntemlerine ek olarak moleküler testlerden de yararlanılabiliyor.

MRD TESTİ NEDİR, NASIL UYGULANIR

Minimal rezidüel hastalık, tedavi sonrasında vücutta kalmış olabilecek çok düşük miktardaki kanser hücrelerini veya hastalığa ait moleküler belirtileri ifade ediyor.

MRD değerlendirmesinde kullanılan yöntemler kanserin türüne göre farklılık gösteriyor.

Bazı kan kanserlerinde kemik iliği veya kan örnekleri üzerinden hücresel ve moleküler analizler yapılırken bazı solid tümörlerde kandan alınan örneklerde dolaşan tümör DNA'sı araştırılıyor.

Bu analizler, tümöre özgü genetik değişikliklerin veya belirli moleküler işaretlerin saptanmasına dayanıyor.

Testin pozitif çıkması, kullanılan yönteme ve hastalığın özelliklerine bağlı olarak vücutta kalıntı hastalık bulunabileceğine işaret edebiliyor.

Ancak negatif sonuç alınması da hastalığın kesinlikle tekrarlamayacağı anlamına gelmiyor.

Kanser Tedavisinde Gizli Kalan Hücrelere Dikkat11

KANSERİN TEKRARLAMA RİSKİ ÖNCEDEN ANLAŞILABİLİR Mİ

MRD testlerinin en önemli kullanım alanlarından biri, kanser tedavisi sonrasında hastalığın yeniden ortaya çıkma riskinin değerlendirilmesi.

Bazı araştırmalarda MRD pozitifliği bulunan hastaların, negatif sonuç alınan hastalara göre daha yüksek nüks riski taşıdığı gösteriliyor.

Belirli hasta gruplarında bu riskin oldukça yüksek seviyelere ulaşabildiği bildiriliyor.

Ancak nüks olasılığı bütün kanser türlerinde aynı değil. Hastalığın evresi, tedavi şekli, testin yapıldığı zaman ve kullanılan analiz yöntemi sonuçları etkileyebiliyor.

Bu nedenle MRD pozitifliğinin her hastada yüzde 90 oranında nüks anlamına geldiği söylenemiyor.

MRD testleri, uygun hasta gruplarında hekimlerin risk değerlendirmesine katkı sağlayan ek bir yöntem olarak kullanılıyor.

Kanser Tedavisinde Gizli Kalan Hücrelere Dikkat22

HANGİ KANSER TÜRLERİNDE KULLANILABİLİYOR

MRD değerlendirmesi, özellikle bazı lösemi ve diğer kan kanserlerinin tedavi ve takip süreçlerinde önemli bir yere sahip.

Son yıllarda ise kolon, meme, akciğer ve böbrek kanseri gibi solid tümörlerde kanda dolaşan tümör DNA'sını inceleyen yöntemler üzerinde çalışmalar yürütülüyor.

Bu testlerin klinik kullanım düzeyi, kanserin türüne ve tedavi aşamasına göre değişiyor.

Bazı hastalıklarda MRD sonuçları tedavi kararlarının belirlenmesinde kullanılabilirken diğer kanser türlerinde testlerin yararı ve en uygun kullanım şekli araştırılmaya devam ediyor.

Bu nedenle her kanser hastasına aynı moleküler testin uygulanması uygun olmayabiliyor.

MRD POZİTİF ÇIKARSA NE YAPILMALI

Kanser tedavisi sonrasında MRD testinin pozitif çıkması, hastanın durumunun daha ayrıntılı değerlendirilmesini gerektirebiliyor.

Hekimler, test sonucunu hastanın önceki tedavileri, görüntüleme bulguları, hastalığın özellikleri ve diğer laboratuvar sonuçlarıyla birlikte inceliyor.

Uygun görülen durumlarda takip sıklığı artırılabiliyor veya ek incelemeler planlanabiliyor.

Ancak MRD pozitifliği saptanan her hastada doğrudan yeni bir tedaviye başlanması gerekmiyor.

Tedavinin değiştirilmesinin hastaya fayda sağlayıp sağlamayacağı, kanserin türüne ve mevcut bilimsel kanıtlara göre değerlendiriliyor.

Kanser Tedavisinde Gizli Kalan Hücrelere Dikkat2

KANSER TEDAVİSİNDE KİŞİYE ÖZEL TAKİP ÖNEM KAZANIYOR

Moleküler analiz yöntemlerindeki gelişmeler, kanser tedavisinde kişiye özel yaklaşımların yaygınlaşmasına katkı sağlıyor.

Hastalığın yalnızca görüntüleme yöntemleriyle değil, genetik ve moleküler özellikleriyle de değerlendirilmesi, bazı hastalarda tedavi ve takip planının daha ayrıntılı oluşturulmasına yardımcı olabiliyor.

MRD testleri de uygun hasta gruplarında hastalığın tekrarlama riskini değerlendirmek için kullanılan yöntemler arasında yer alıyor.

Bununla birlikte test sonuçlarının tek başına yorumlanmaması ve tedavi kararlarının onkoloji uzmanları tarafından verilmesi gerekiyor.

Kanser tedavisini tamamlayan hastaların, sonuçları normal olsa bile hekimlerinin önerdiği kontrol programını aksatmaması önem taşıyor.

Başlığı daha merak uyandırıcı yapMRD uyarısını daha görünür yap

Kaynak: HABER MERKEZİ