Alkol, tüketildikten sonra kısa sürede kana karışıyor ve kan dolaşımı aracılığıyla vücudun farklı bölgelerine ulaşıyor. Vücutta büyük ölçüde karaciğer tarafından metabolize edilen etanolün parçalanması sırasında asetaldehit oluşuyor. Bu madde hücreler üzerinde toksik etkilere sahip.

Alkol kullanımının etkileri tüketilen miktara, kullanım sıklığına ve kişinin genel sağlık durumuna göre değişebiliyor. Kısa sürede yüksek miktarda alkol alınması merkezi sinir sisteminin baskılanmasına, koordinasyon ve karar verme becerisinin bozulmasına, kusmaya ve bilinç kaybına kadar ilerleyebilen zehirlenme tablolarına neden olabiliyor.

Uzun süreli ve yüksek miktarda tüketim ise farklı organlarda kalıcı hasar riskini artırıyor. Beslenme yetersizlikleri de bu tabloya eşlik edebiliyor. Özellikle ağır alkol kullanımında tiamin olarak bilinen B1 vitamini eksikliği gelişebiliyor.

Kemik kırıklarının iyileşmesi için beslenme önerileri
Kemik kırıklarının iyileşmesi için beslenme önerileri
İçeriği Görüntüle

KARACİĞER ALKOLÜN EN FAZLA ETKİLEDİĞİ ORGANLARDAN BİRİ

Alkolün metabolize edildiği başlıca organ olan karaciğerde ilk aşamada yağlanma görülebiliyor. Alkol kullanımının devam etmesi bazı kişilerde karaciğer iltihabına, fibrozise ve zamanla siroza ilerleyebilen hasara neden olabiliyor.

Sirozda sağlıklı karaciğer dokusunun yerini nedbe dokusu alıyor ve organın normal işlevleri bozuluyor. İleri vakalarda karın bölgesinde sıvı birikmesi, yemek borusundaki damarların genişlemesine bağlı kanamalar ve karaciğer yetmezliği gibi ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabiliyor.

Alkol kullanımı aynı zamanda karaciğer kanseri riskindeki artışla da ilişkilendiriliyor. Ancak karaciğer hasarının gelişimi kişiden kişiye değişiyor; tüketilen miktarın yanı sıra kullanım süresi, genetik özellikler ve eşlik eden hastalıklar da süreci etkiliyor.

Alkolün Zararları Hangi Organları Etkiliyor?3

BEYİN VE SİNİR SİSTEMİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Alkol, merkezi sinir sistemini baskılıyor. Yüksek miktarda alındığında dikkat, refleks, denge, koordinasyon ve karar verme becerilerinde bozulmaya yol açabiliyor. Çok fazla alkol tüketimi bilinç kaybı ve solunumun baskılanması gibi hayati tehlike oluşturabilecek sonuçlar doğurabiliyor.

Uzun süreli yoğun kullanımda ise hafıza, dikkat ve diğer bilişsel işlevlerde bozulmalar görülebiliyor. Ağır alkol kullanımına bağlı B1 vitamini eksikliği, Wernicke ensefalopatisi ve tedavi edilmediğinde Korsakoff sendromuyla ilişkilendiriliyor. Bu tabloda ciddi hafıza sorunları ve zihinsel işlevlerde bozulmalar ortaya çıkabiliyor.

Alkol kullanımı depresyon ve anksiyete gibi ruhsal sorunlarla da ilişkilendiriliyor. Buradaki ilişki tek yönlü değil; ruhsal sorunları bulunan kişilerde alkol kullanımının artması da söz konusu olabiliyor.

Alkolün Zararları Hangi Organları Etkiliyor?4

MİDE VE PANKREAS DA ALKOLÜN ETKİLEDİĞİ ORGANLAR ARASINDA

Alkol mide iç yüzeyini tahriş ederek gastrit gelişimine katkıda bulunabiliyor. Bazı kişilerde reflü şikayetlerini artırabiliyor. Uzun süreli ağır kullanımda besinlerin emilimi ve beslenme durumu da olumsuz etkilenebiliyor.

Pankreas açısından ise hem akut hem kronik pankreatit riski söz konusu. Akut pankreatit şiddetli karın ağrısı, bulantı ve kusmayla seyredebilirken, ağır vakalarda ciddi komplikasyonlara yol açabiliyor. Tekrarlayan pankreatit atakları pankreasın kalıcı hasar görmesine ve işlevlerinin bozulmasına neden olabiliyor.

Alkolün Zararları Hangi Organları Etkiliyor?1

KALP VE DAMAR SİSTEMİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Alkol tüketimi kan basıncının yükselmesi ve bazı kalp ritim bozukluklarıyla ilişkilendiriliyor. Uzun süreli yüksek miktarda alkol kullanımı kalp kasının zayıflamasına yol açarak alkolik kardiyomiyopati gelişimine neden olabiliyor.

Kalbin pompalama gücünün azalması zaman içinde kalp yetmezliğiyle sonuçlanabiliyor. Alkol kullanımı ayrıca atriyal fibrilasyon gibi ritim bozuklukları açısından da risk oluşturabiliyor. İnme riski de tüketim miktarı ve kullanım biçimine bağlı olarak artabiliyor.

ALKOL VE KANSER ARASINDAKİ İLİŞKİ

Alkol tüketimi bazı kanser türlerinin gelişme riskinin artmasıyla bağlantılı. Ağız boşluğu, yutak, gırtlak, yemek borusu, karaciğer, kalın bağırsak ve meme kanseri bunlar arasında yer alıyor.

Alkolün parçalanması sırasında oluşan asetaldehitin DNA hasarıyla ilişkili olması, kanser gelişimindeki mekanizmalardan biri olarak değerlendiriliyor. Risk, tüketim miktarı arttıkça yükselebiliyor. Alkol ve tütün ürünlerinin birlikte kullanılması ise özellikle ağız, yutak, gırtlak ve yemek borusu kanserleri açısından riski daha da artırabiliyor.

GEBELİKTE ALKOL KULLANIMININ GÜVENLİ DÜZEYİ BULUNMUYOR

Gebelik sırasında tüketilen alkol plasenta aracılığıyla fetüse ulaşabiliyor. Alkol maruziyeti bebeğin beyin gelişimini ve büyümesini etkileyebiliyor; fetal alkol spektrum bozuklukları olarak adlandırılan bir grup gelişimsel soruna neden olabiliyor.

Bu nedenle gebelikte güvenli olduğu kabul edilen bir alkol miktarı bulunmuyor. Gebelik planlayan veya hamile olan kişilerin alkol kullanımı konusunda sağlık profesyonellerinden bilgi alması gerekiyor.

ALKOLÜ BIRAKMAK SAĞLIK RİSKLERİNİ AZALTABİLİYOR

Alkol tüketiminin bırakılması, özellikle alkolle ilişkili karaciğer yağlanması gibi erken dönem değişikliklerin gerilemesine yardımcı olabiliyor. Uzun vadede tüketimin sona ermesi, alkolle ilişkili bazı hastalıkların ilerleme riskini azaltıyor.

Ancak uzun süredir yüksek miktarda alkol kullanan kişilerin alkolü aniden bırakması yoksunluk belirtilerine yol açabiliyor. Titreme, terleme, huzursuzluk, nöbet ve ağır vakalarda deliryum tremens görülebiliyor. Bu nedenle yoğun ve düzenli alkol kullanan kişilerin bırakma sürecini sağlık kuruluşu desteğiyle yürütmesi gerekiyor.

Alkolün etkileri yalnızca tek bir organla sınırlı kalmıyor. Karaciğer, beyin, pankreas, mide, kalp-damar sistemi ve bağışıklık sistemi başta olmak üzere birçok yapı bu tüketimden etkilenebiliyor. Oluşabilecek hasarın düzeyi ise kullanım miktarı, süresi ve kişinin sağlık durumuna göre değişiyor.

Kaynak: Haber Merkezi