Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl yaklaşık 20 milyon kişiye kanser tanısı konuluyor ve 10 milyondan fazla kişi yaşamını yitiriyor. Kanser artık sadece bireyleri değil, tüm toplumu etkileyen küresel bir sağlık sorunu haline geldi. Uzmanlar, yaşam süresinin uzaması, sigara kullanımı, çevresel etkiler ve hareketsiz yaşamın hastalığın artışında etkili olduğunu belirtiyor.
Dünya genelinde ve Türkiye’de en sık görülen kanser türleri arasında meme, akciğer, kalın bağırsak, prostat ve mide kanserleri yer alıyor. Düzenli tarama ve erken tanı yöntemleri sayesinde bu hastalıkların tedavi başarısı artıyor, yaşam kalitesi ise iyileşiyor.
TEDAVİDE KİŞİYE ÖZEL YÖNTEMLER ÖNE ÇIKIYOR
Geçmişte tüm hastalara benzer tedavi yöntemleri uygulanırken, günümüzde her hastanın genetik yapısı dikkate alınarak kişiselleştirilmiş tedavi planları hazırlanıyor. Biyopsi veya cerrahiyle elde edilen tümör dokularında yapılan genetik analizler, hastalığın seyrine ilişkin önemli bilgiler sunuyor.
Genetik testler, hastalığın özelliklerini belirleyerek tedavi sürecinin daha doğru yönetilmesine yardımcı oluyor. Bu yöntem sayesinde hedefe yönelik ilaçlar ve immünoterapiler uygun hastalarda daha etkili sonuçlar veriyor.

GENETİK TESTLERİN SAĞLADIĞI DÖRT AVANTAJ
Genetik testler kanser tedavisinde birçok fayda sağlıyor. Öncelikle, tümörde tespit edilen genetik değişiklikler hangi tedavinin etkili olacağını gösteriyor. Ayrıca etkisiz yöntemlerden kaçınılarak hastalar gereksiz yan etkilerden korunuyor.
Bunun yanında doğru hedefe yönelik tedavilerle hastalığın kontrolü kolaylaşıyor ve tedaviye yanıt oranı artıyor. Son olarak bazı genetik testler, kalıtsal kanser riskini ortaya çıkararak erken önlem alınmasına olanak sağlıyor.
Uzmanlar, genetik testlerin doğru kullanımıyla hem tedavi başarısının hem de hastaların yaşam süresinin arttığını vurguluyor.




