Uzun süren göz seğirmesi, çoğu zaman stres, yorgunluk veya göz kuruluğu gibi nedenlerden kaynaklansa da şikayetin geçmemesi halinde ayrıntılı göz muayenesi yapılması gerekiyor. Medipol Üniversitesi Çamlıca Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Halit Oğuz, dirençli göz seğirmelerinin nadir durumlarda nörolojik hastalıklarla ilişkili olabileceğini belirterek, şikayeti uzun süren hastaların öncelikle göz hastalıkları uzmanına başvurması gerektiğini söyledi.
GÖZ SEĞİRMESİ HANGİ DURUMLARDA ARAŞTIRILMALI?
Göz çevresindeki istemsiz kasılmalar toplumda sık görülüyor. Çoğunlukla ciddi bir hastalığa işaret etmeyen bu durum, günlük yaşamda rahatsızlık oluşturabiliyor. Özellikle stresli dönemler, yetersiz dinlenme, yoğun ekran kullanımı ve göz kuruluğu seğirmeyi artırabiliyor.
Prof. Dr. Halit Oğuz, göz seğirmesinin çocukluk döneminden ileri yaşlara kadar ortaya çıkabildiğini belirtti. Çocuklarda okul stresi, ders yoğunluğu ve uzun süre ekran karşısında kalmanın tetikleyici olabildiğini aktaran Oğuz, ileri yaşlarda ise ekran kullanımına bağlı göz kuruluğunun daha fazla görülebildiğini ifade etti.
Şikayetin hafifletilmesi için stresin azaltılması, yeterli dinlenme ve su tüketiminin artırılması öneriliyor. Göz kuruluğunun tespit edilmesi halinde ise uygun damla tedavileri ve gerekli diğer uygulamalarla hastanın şikayetleri azaltılabiliyor.
DİRENÇLİ GÖZ SEĞİRMESİ NÖROLOJİK HASTALIKLARLA İLİŞKİLİ OLABİLİR
Göz seğirmesinin belirli bir süre içinde kendiliğinden geçmemesi, sık tekrarlaması veya kişinin günlük yaşamını etkilemesi halinde uzman değerlendirmesi gerekiyor.
Prof. Dr. Halit Oğuz, uzun süren şikayetlerle ilgili şu değerlendirmede bulundu:
“Dirençliyse, geçmiyorsa, uzun sürüyorsa, hastayı çok rahatsız ediyorsa ve günlük konforunu bozuyorsa mutlaka öncelikle bir göz hastalıkları uzmanına başvurmalı. Nadir durumlarda göz seğirmesi nörolojik hastalıklarla da ilişkili olabilir. Göz muayenesinde böyle bir şüphe oluşması halinde hasta nörolojiye yönlendirilir.”
Bu nedenle uzun süre devam eden seğirmelerin yalnızca geçici bir rahatsızlık olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. Göz muayenesinde seğirmeye neden olabilecek göz kaynaklı sorunların araştırılmasının ardından, gerekli görülmesi halinde nörolojik değerlendirme yapılabiliyor.

YILDA BİR KEZ GÖZ MUAYENESİ ÖNERİSİ
Prof. Dr. Halit Oğuz, göz seğirmesi bulunmayan kişilerin de düzenli göz kontrolü yaptırmasının gerekli olduğunu belirtti. Gözle ilgili herhangi bir şikayet ya da bilinen bir hastalık bulunmasa dahi yılda bir kez göz muayenesi yapılmasını öneren Oğuz, kontrollerin yalnızca görme kusurlarının belirlenmesi açısından değerlendirilmemesi gerektiğini kaydetti.
“Göz seğirmesi bir yana, herhangi bir göz patolojisi olmasa bile her kişinin yılda bir kere göz muayenesi olması gerekiyor.”
Düzenli kontroller sırasında bazı sistemik hastalıkların göze yansıyan bulguları da fark edilebiliyor. Özellikle diyabetin retina üzerindeki etkileri göz muayenesi sırasında görülebiliyor. Bu bulgular, kişinin daha önce fark etmediği bazı sağlık sorunlarının araştırılması açısından da yol gösterici olabiliyor.
GLOKOM BELİRTİ VERMEDEN İLERLEYEBİLİYOR
Göz muayenelerinde erken fark edilmesi gereken hastalıklardan biri de glokom. Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokom, uzun süre herhangi bir belirti oluşturmadan ilerleyebiliyor. Hastalığın ilerlemesiyle görme siniri zarar görebiliyor.
Prof. Dr. Halit Oğuz, glokomun sinsi ilerleyebildiğine işaret ederek, hastaların başlangıç döneminde yaşanan değişiklikleri fark etmeyebileceğini belirtti.
“Glokom sinsidir, ağrı yapmaz. Yavaş yavaş görme sinirini etkiler ve siz bunun farkına bile varmayabilirsiniz. Erken tanı ve erken tedavi birçok göz hastalığında hastalığı durdurmak için çok önemli.”
Uzun süren göz seğirmelerinin nedeninin belirlenmesi için öncelikle göz muayenesi yapılması gerekiyor. Göz kuruluğu veya başka bir göz problemine bağlı olduğu belirlenen durumlarda buna yönelik tedavi uygulanırken, muayene sırasında nörolojik bir hastalıktan şüphe edilmesi halinde hasta ilgili uzmanlık alanına yönlendiriliyor. Düzenli göz kontrolleri ise görme kaybına yol açabilecek hastalıkların erken dönemde tespit edilmesine yardımcı oluyor.




