Geçen yıl DSÖ aracılığıyla gönüllü doktor olarak gittiği Gazze'de 65 gün kaldıktan ve Gazzeli bir hemşire ile evlendikten sonra Milli İstihbarat Teşkilatının operasyonuyla Türkiye'ye dönen Uygun, bölgedeki çocukların savaş ve saldırıların gölgesindeki metanetli yaşam mücadelesini anlattı.
Gazze'nin hem kuzey hem de güney bölgelerindeki hastaneleri gezdiğini, çok sayıda ameliyata girdiğini ve sokaklardaki yıkıma şahitlik ettiğini belirten Uygun, şahit olduklarını kelimelerle anlatmanın zor olduğunu, oradaki çocukları gördükten sonra kendi büyüklüğünden utandığını ifade etti.
"BOMBALARIN ALTINDA ÇOCUKLUKLARINI YAŞAMAYA ÇALIŞIYORLAR"
Uygun, çocukların maruz kaldığı ağır hava saldırılarına rağmen gösterdikleri sabır ve cesarete dikkati çekerek şöyle konuştu:
"Gazze'nin çocukları gerçekten çok metanetli, çok sabırlı ve dindar insanlar. Siyonistlerin uçaklarından, F-35'lerinden, bombalarından hiçbir şekilde korkmadan hayatlarını idame ettiriyorlar. Harap olmuş sokaklar arasında buldukları küçük bir top veya teneke kutusuyla maç yapıyorlar, çocukluklarını yaşamaya devam ediyorlar. Hastanelerde F-35 saldırılarıyla yaralanan, hayatını kaybeden, felç kalan çocuklara da şahit oldum. Ancak tüm bu saldırılara rağmen geleceğin savunucuları olacak bu çocuklar kendilerini çok iyi yetiştiriyor. Yukarıda F-35'ler, dronlar uçtuğu halde sokakta neşe içinde oynayan, top oynayan, uçurtma uçuran çocuklar da gördüm."

"ÖZGÜRLÜĞÜN SİMGESİ UÇURTMALARI VURABİLİRLER AMA YAŞAMA AŞKINI VURAMAZLAR"
Çarşı içlerinde ve Gazze sahillerinde uçurtma uçuran çocukların görüntülerinin kendisinde derin izler bıraktığını aktaran Uygun, saldırıların hedefinde çocukların moral ve umudunun yer aldığını vurguladı.
Uçurtmanın evrensel olarak özgürlük, umut ve sonsuzluğu simgelediğini ifade eden Uygun, şöyle devam etti:
"Şimdi soykırımcı güçler diyorlar ki, 'Uçurtma bizim güvenliğimizi tehdit ediyor.' Siz de biliyorsunuz ki uçurtma evrensel olarak özgürlüğü ifade eder. Ve bundan dolayı da işgalci güçler, Gazze'de ne çocukların ne yetişkinlerin neşeyle oynamasına, düğün yapmasına ya da uçurtma uçurmasına tahammül edebiliyor. İnsanların sürekli korku ve sığınaklarda yaşamasını istiyorlar. Ama onlar öyle değil. Gazze'nin insanları, özellikle çocukları gerçekten imanlı insanlar ve savaşta da barışta da aynı şekilde yaşamaya devam ediyorlar."

Uygun, İsrail'in aslında buradaki hedefinin uçurtma olmadığını, işgalci güçlerin esas hedefinin bu özgürlüğü ve bu mutluluğu öldürmek olduğunu ancak bunu başaramayacaklarını vurguladı.
Bugün uçurtma uçuran çocukların gelecekte Mescid-i Aksa'yı özgürlüğüne kavuşturacağını dile getiren Uygun, "Çocukların uçurtmalarını vurabilirler ancak oradaki çocukların yaşama ve özgürlük aşkını asla vuramazlar. Gazze'nin çocukları geleceğe dair inançlarını koruyor. Bugün uçurtma uçuran bu çocuklar eninde sonunda dronlar, SİHA'lar uçuracaklar ve yarın kendi topraklarını ve Mescid-i Aksa'yı özgürlüğüne kavuşturacak." ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. İbrahim Uygun, işgalci güçlerin küçücük bir çocuğun uçurtmasından bile korktuğunu, Gazze halkının ve çocuklarının tüm imkansızlıklara rağmen yaşam mücadelesini ve ümidini sürdürmeye devam edeceğini sözlerine ekledi.





