Bilim insanları, östrojen hormonunun yalnızca üreme sistemi üzerinde değil, beynin hafıza merkezinde de önemli etkiler oluşturduğunu ortaya koyan yeni bir araştırmaya imza attı.

University of Pennsylvania ve University of California bünyesindeki araştırmacılar tarafından yürütülen çalışma, Neuron dergisinde yayımlandı.

Araştırmada beynin hafıza merkezi olarak bilinen hipokampustaki yüksek östrojen seviyelerinin, travmatik olaylara karşı zihinsel direnci düşürdüğü tespit edildi.

Bilim insanları, bu durumun travma sonrasında kalıcı hafıza sorunları ve bazı psikolojik rahatsızlıkların ortaya çıkmasına zemin hazırlayabileceğini belirtti.

FARELER ÜZERİNDE TEST EDİLDİ

Araştırma kapsamında fareler yüksek ses, yoğun ışık ve stres oluşturan çevresel faktörlere maruz bırakıldı.

Bir ay sonra yapılan incelemelerde, östrojen seviyesi yüksek olan dişi farelerle yüksek östrojen düzeyine sahip erkek farelerin belirgin hafıza kayıpları yaşadığı görüldü.

Buna karşılık hormon seviyeleri düşük olan dişi farelerde aynı travmatik süreç sonrasında hafıza kaybına rastlanmadı.

Bilimde Çığır Mikrodalga Beyin Ile Ultra Hızlı Veri Işleme

BEYİNDEKİ YAPISAL DEĞİŞİM DİKKAT ÇEKTİ

Araştırmacılar, östrojenin hücre içerisindeki DNA'nın paketlenme biçimini etkileyerek kromatin adı verilen yapıları daha açık hale getirdiğini belirledi.

Kendi hücreleriniz kanser tedavisinde umut oluyor
Kendi hücreleriniz kanser tedavisinde umut oluyor
İçeriği Görüntüle

Normal şartlarda öğrenme süreçlerini destekleyen bu mekanizmanın, travmatik olaylar sırasında olumsuz etki oluşturduğu ifade edildi.

Uzmanlara göre bu durum, travmanın beyindeki sinir bağlantılarına daha kolay yerleşmesine neden oluyor.

Araştırma sonuçlarının, kadınlarda Travma Sonrası Stres Bozukluğu görülme oranının erkeklere göre neden daha yüksek olduğuna ilişkin önemli ipuçları sunduğu değerlendiriliyor.

Uzmanlar, kadınların yaşamları boyunca travma sonrası stres bozukluğu yaşama riskinin erkeklere göre yaklaşık iki kat fazla olduğuna dikkat çekiyor.

Araştırmacılar, elde edilen bulguların gelecekte psikolojik tedavi yöntemlerinin ve koruyucu ilaç çalışmalarının cinsiyete göre şekillendirilmesine katkı sağlayabileceğini belirtti.

Çalışmanın ayrıca menopoz öncesi dönemde yaşanan hormonal değişimlerin ilerleyen yaşlarda görülen hafıza kayıpları ve demans riskleriyle ilişkisini anlamaya da yardımcı olabileceği ifade edildi.

Kaynak: Haber Merkezi