Avustralya'daki Monash Üniversitesi ve farklı kurumlardan araştırmacıların yürüttüğü çalışma, psikiyatrik hastalıklar ile beyin yapısındaki değişiklikler arasındaki ilişkinin neden net biçimde ortaya konulamadığını inceledi. Nature Neuroscience dergisinde yayımlanan araştırmada, dünya genelindeki 59 merkezde gerçekleştirilen 25 farklı çalışmadan elde edilen 6 binden fazla MR görüntüsü analiz edildi. Sonuçlar, psikiyatrik hastalıklarla ilişkilendirilen beyin yapısı değişikliklerinin farklı araştırmalarda düşük düzeyde tutarlılık gösterdiğini ortaya koydu.
Araştırmacılar, mevcut yöntemlerin küçük ve birbirinden farklı hasta gruplarında beyin yapısındaki ince değişiklikleri yakalamakta zorlanabileceğini belirtti. Bulgular, daha büyük veri setlerine ve kişiye özel beyin haritalama yöntemlerine ihtiyaç duyulabileceğine işaret ediyor.
PSİKİYATRİK HASTALIKLAR İÇİN BİNLERCE MR GÖRÜNTÜSÜ İNCELENDİ
Çalışmanın ilk yazarı Trang Cao ve ekibi, daha önce gerçekleştirilen beyin görüntüleme araştırmalarının sonuçlarının ne ölçüde birbirini doğruladığını belirlemek amacıyla kapsamlı bir veri analizi yaptı.
Araştırmaya şizofreni, şizoaffektif bozukluk, otizm spektrum bozukluğu, majör depresif bozukluk ve bipolar bozukluk tanısı bulunan kişilere ait MR taramaları dahil edildi. Toplam 6 binden fazla görüntü, 59 araştırma merkezinde yürütülen 25 ayrı çalışmadan elde edildi.
Araştırmacılar her merkezde, tanı alan kişiler ile tanı almayan kişiler arasındaki beyin bölgesi büyüklüğü farklılıklarını haritalandırdı. Daha sonra iki farklı araştırma merkezinin elde ettiği sonuçların birbirine ne kadar benzediği hesaplandı.
Ortaya çıkan sonuçlar, psikiyatrik hastalıklarla ilişkilendirilen beyin yapısı değişikliklerinde tutarlılığın oldukça düşük olduğunu gösterdi.
ALZHEİMER ARAŞTIRMALARIYLA KARŞILAŞTIRMA YAPILDI
Bilim insanları, elde edilen sonuçların ne ölçüde güvenilir olduğunu değerlendirmek için verileri Alzheimer hastalığına ilişkin beyin görüntüleme araştırmalarıyla karşılaştırdı.
Alzheimer çalışmalarında farklı araştırma merkezlerinin sonuçlarının yüksek düzeyde benzerlik gösterdiği görüldü. Bunun temel nedenlerinden biri, hastalıkla ilişkili bazı beyin değişikliklerinin daha iyi tanımlanmış olması olarak değerlendirildi.
Psikiyatrik hastalıklarda ise aynı durum gözlenmedi. Bazı araştırmalarda belirli beyin bölgelerinin büyüklüğünde artış bildirilirken, başka çalışmalarda aynı bölgelerde küçülme tespit edildi.
Araştırmanın ilk yazarı Trang Cao, Medical Xpress'e yaptığı açıklamada, "Ruhsal hastalıklar, dünya genelindeki başlıca engellilik nedenlerinin yaklaşık üçte birini oluşturuyor ve yetişkin nüfusun neredeyse yarısını etkiliyor. Bu hastalıkların nedenlerini anlamak, daha iyi tedaviler geliştirmek açısından gerekli. Ancak manyetik rezonans görüntüleme gibi beyin tarama teknolojileri kullanılarak onlarca yıldır yürütülen araştırmalar, farklı psikiyatrik hastalıklarda hangi beyin değişikliklerinin en karakteristik özellikleri oluşturduğu konusunda ortak bir sonuca ulaşamadı" dedi.

KÜÇÜK ARAŞTIRMA GRUPLARI SONUÇLARI ETKİLEYEBİLİR
Araştırmacılar, önceki çalışmalarda yer alan hasta gruplarının özelliklerinin de sonuçlar arasındaki farklılıkların olası nedenleri arasında bulunduğunu değerlendirdi.
Yaş ve cinsiyet dağılımı, hastalığın süresi ve şiddeti, kullanılan ilaçlar gibi özellikler araştırma merkezleri arasında değişebiliyor. Ancak yapılan analizler, bu farklılıkların iki çalışma arasındaki sonuçların tutarlılığıyla güçlü bir bağlantısının bulunmadığını gösterdi.
Ekip daha sonra katılımcı sayısının etkisini inceledi. MRG araştırmalarının maliyetli olması ve özellikle hastaların çalışmalara dahil edilmesindeki güçlükler nedeniyle geçmişte bazı araştırmalar 50'den az kişiden oluşan gruplarla yürütüldü.
Araştırmada şizofreni için grup başına yaklaşık 200 kişinin üzerinde katılımcıya ulaşıldığında daha güvenilir sonuçlar alınabildiği belirlendi. Diğer psikiyatrik hastalıklar açısından ise güvenilir beyin göstergeleri elde etmek için binlerce kişiyi kapsayan daha büyük örneklemlerin gerekebileceği değerlendirildi.
AYNI TANI FARKLI BEYİN DEĞİŞİKLİKLERİYLE İLİŞKİLİ OLABİLİR
Araştırmacılar, elde edilen sonuçların aynı psikiyatrik tanıyı taşıyan kişilerin beyinlerinde aynı yapısal değişikliklerin bulunmayabileceğini düşündürdüğünü belirtti.
Çalışmada kullanılan matematiksel model de farklı kişilerin aynı tanıyı almasına rağmen altta yatan beyin değişikliklerinin büyük ölçüde farklı olabileceği görüşünü destekledi.
Bu durum, tüm hastaları aynı beyin yapısına sahip tek bir grup olarak değerlendiren yaklaşımların bazı farklılıkları gözden kaçırabileceği anlamına geliyor. Araştırmacılar bu nedenle kişiye özel beyin haritalama yöntemlerinin geliştirilmesini öneriyor.
DAHA BÜYÜK VERİ SETLERİ ÜZERİNDE ÇALIŞILACAK
Araştırma ekibi, gelecekte farklı çalışmalardan elde edilen verilerin bir araya getirilerek daha büyük örneklem grupları oluşturulmasının sonuçların güvenilirliğini artırabileceğini belirtti.
Cao, "Bu bulgular, örneklem büyüklüğünü artırmak amacıyla farklı araştırmalardaki verilerin birleştirilmesi, kişiye özel beyin haritalamasına olanak sağlayan daha gelişmiş analiz tekniklerinin geliştirilmesi ve ruhsal hastalığı bulunan kişilerin nasıl tanımlandığı ve gruplandırıldığının yeniden değerlendirilmesine yönelik çalışmaları destekliyor" ifadelerini kullandı.
Araştırmanın ilk aşamasında yalnızca beyin yapısına ilişkin ölçümler değerlendirildi. Ekip bundan sonraki çalışmalarda beyin işlevindeki farklılıkların farklı araştırmalarda ne kadar tutarlı sonuçlar verdiğini inceleyecek. Ayrıca daha güvenilir olduğu belirlenen beyin değişikliklerini ortaya çıkarabilecek yeni analiz yöntemleri geliştirilecek.
Araştırmacılar, mevcut bulguların psikiyatrik hastalıkların kendine özgü beyin yapısı değişiklikleri olmadığı anlamına gelmediğini vurguladı. Bu değişikliklerin küçük örneklemlerle veya sınırlı analiz yöntemleriyle tespit edilemeyecek kadar kişiden kişiye farklılık gösterebileceği değerlendiriliyor.





