Bir talebi geri çevirmek, bazı kişiler için yalnızca bir isteğe “hayır” demekten ibaret değil. Karşı tarafı üzme, hayal kırıklığına uğratma veya ilişkinin zarar görmesi endişesi, kişinin kendi ihtiyaçlarından önce başkasının vereceği tepkiyi düşünmesine yol açabiliyor.

Meme kanserinde erken tanı ve tarama uyarısı
Meme kanserinde erken tanı ve tarama uyarısı
İçeriği Görüntüle

Çocukluk döneminde uyumlu, fedakâr ve çevresindekileri düşünen davranışları nedeniyle takdir edilen bireyler, yetişkinlikte de kendi ihtiyaçlarını geri plana atmaya daha yatkın olabiliyor. Ancak bu davranış yalnızca çocukluk deneyimleriyle açıklanmıyor. İş yaşamı, arkadaşlıklar ve romantik ilişkiler de kişinin sınır koymakta zorlanmasına neden olabiliyor.

Kişi zamanla “Hayır dersem aramız bozulur” veya “Beni düşüncesiz biri olarak görür” gibi düşünceler geliştirebiliyor. Böylece istemediği bir talebi kabul etmek, kendi isteğini ifade etmekten daha kolay hale geliyor.

SUÇLULUK DUYGUSU HER ZAMAN YANLIŞ YAPTIĞINIZI GÖSTERMEZ

“Hayır” dedikten sonra ortaya çıkan suçluluk duygusunun altında, çoğu zaman karşı tarafın duygularından kendisini sorumlu tutma eğilimi bulunuyor. Oysa empati göstermek ile başka bir kişinin duygusal sorumluluğunu üstlenmek aynı anlama gelmiyor.

Bir kişinin talebin reddedilmesi nedeniyle üzülmesi, otomatik olarak karşı tarafa zarar verildiği anlamına gelmiyor. Bazı durumlarda hissedilen suçluluk, yanlış bir davranışın değil, kişinin ilk kez kendi sınırını korumasının sonucu olabiliyor.

Bu nedenle sınır koyduktan sonra ortaya çıkan rahatsızlık hissinin değerlendirilmesi gerekiyor. Kişinin kendisine “Gerçekten yanlış bir şey mi yaptım, yoksa alışık olmadığım bir şekilde kendi ihtiyacımı mı önceledim?” sorusunu yöneltmesi, yaşadığı duyguyu anlamasına yardımcı olabilir.

Bilim Insanları Açıkladı İşte Depresyona En Yatkın Meslekler (3)

SÜREKLİ “EVET”DEMENİN BEDELİ TÜKENMİŞLİK OLABİLİR

Herkesin ihtiyacına yetişmeye çalışan kişiler dışarıdan güçlü ve yardımsever görülebiliyor. Ancak sürekli başkalarının ihtiyaçlarını öncelemek, zaman içinde kişinin kendi ihtiyaçlarını fark etmesini zorlaştırabiliyor.

Bu süreç çoğu zaman yavaş ilerliyor. İlk aşamada yorgunluk ve isteksizlik görülürken ilerleyen dönemde motivasyon kaybı ve duygusal tükenmişlik ortaya çıkabiliyor. İfade edilmeyen ihtiyaçlar ise kırgınlık ve öfke birikimine dönüşebiliyor.

Kişinin sürekli sorumluluk üstlenmesi, ilişkilerdeki dengeyi de etkileyebiliyor. Her sorunu çözen ve yükü taşıyan taraf haline gelen kişi, farkında olmadan diğer kişinin daha az sorumluluk almasına neden olabiliyor. Destek olmak sağlıklı ilişkilerin bir parçası olsa da başka birinin bütün yükünü üstlenmek aynı şey değil.

SINIR KOYMAK İLİŞKİLERİN DENGESİNİ DEĞİŞTİREBİLİR

Uzun süre uyumlu ve fedakâr davranan kişilerin sınır koymaya başlaması, çevresindeki insanlar tarafından alışılmadık karşılanabiliyor. Bu değişim bazı ilişkilerde şaşkınlık, kırgınlık veya tepkiyle karşılanabiliyor.

Ancak karşı tarafın yeni sınırlara alışmakta zorlanması, sınır koymanın yanlış olduğu anlamına gelmiyor. Değişen yalnızca kişinin davranışı değil, aynı zamanda uzun süredir devam eden ilişkinin dengesi oluyor.

Sağlıklı ilişkilerde kişinin hem kendi ihtiyaçlarını hem de karşı tarafın ihtiyaçlarını dikkate alabilmesi gerekiyor. Bu nedenle yardım etmek ile kişinin kendi sınırlarını tamamen ortadan kaldırması arasında ayrım yapmak önem taşıyor.

Bilim Insanları Açıkladı İşte Depresyona En Yatkın Meslekler (1)

HAYIR DEMEK BENCİLLİK ANLAMINA GELMİYOR

Psikolojik açıdan sağlıklı olmak, her talebe olumlu yanıt vermek veya herkesi memnun etmeye çalışmak anlamına gelmiyor. Kişinin kendi zamanını, enerjisini ve duygusal kapasitesini de hesaba katması gerekiyor.

Bir talep fiziksel ya da duygusal açıdan zorlayıcıysa, kişi yalnızca suçluluk nedeniyle kabul ediyorsa veya kendi ihtiyaçlarını sürekli ertelemek zorunda kalıyorsa sınır koyma ihtiyacı ortaya çıkabiliyor. Bu noktada kişinin kendisine “Bunu gerçekten istediğim için mi kabul ediyorum, yoksa karşımdakini kırmamak için mi?” sorusunu sorması yardımcı olabilir.

HAYIR DEMEK ÖĞRENEBİLEN BİR İLETİŞİM BECERİSİ

“Hayır” demek, kaba davranmak ya da bir ilişkiyi reddetmek anlamına gelmiyor. Sınır koyarken uzun açıklamalar yapmak veya kişinin kendisini sürekli savunması da gerekmiyor.

Talebi anladığını belirttikten sonra durum kısa ve açık biçimde ifade edilebiliyor. “Bu konuda sana yardımcı olmayı isterdim ama şu an buna zaman ayıramıyorum” veya “Şu an buna evet diyemeyeceğim” gibi ifadeler, sınırı karşı tarafa net biçimde aktarmaya yardımcı oluyor.

Kendi sınırlarını koruyabilmek, kişinin zamanını ve enerjisini daha dengeli kullanmasına katkı sağlarken ilişkilerin de daha sürdürülebilir olmasına yardımcı olabiliyor. “Hayır” diyebilmek, kişinin önem verdiği alanlara ve ilişkilere ayırabileceği zamanı korumasının yollarından biri olarak değerlendiriliyor.

Kaynak: Haber Merkezi