En son 2010 yılında Güney Afrika’da düzenlenen turnuvada boy gösteren ve o dönem büyük bir sürprize imza atarak çeyrek finale kadar yükselen Paraguay, dirençli futboluyla bilinir. 2010'daki turnuvada çıktığı 5 maçta kalesinde sadece 2 gol görerek kupa tarihinin en iyi derecesine ulaşan ekip, aradan geçen uzun yıllara rağmen bu savunma ağırlıklı futbol karakterinden ödün vermedi.

ELEMELERDE KALESİNİ GOLERE KAPATTI
Arjantinli deneyimli teknik direktör Gustavo Alfaro yönetimindeki Paraguay, 2026 Dünya Kupası Güney Amerika Eleme Grubu’nu 28 puanla 6. sırada bitirerek finallere vize almayı başardı. 63 yaşındaki Alfaro'nun "Herkesten daha çok mücadele eden ve ruhu asla sarsılmayan bir takım olacağız" sözleriyle harmanladığı Paraguay, zorlu elemelerde çıktığı 18 maçta kalesinde sadece 10 gol görerek geçit vermez bir kimliğe büründü.
Takımın oyuncu havuzunun büyük bir bölümü Güney Amerika liglerinde forma giyse de Avrupa'nın kalburüstü ekiplerinde oynayan tehlikeli lejyonerleri bulunuyor. İngiltere'de Newcastle United formasıyla uzun süre oynayan ve şu an MLS ekibi Atlanta’da görev yapan tecrübeli Miguel Almiron takımın en önemli lideri konumunda.
Hücum hattında ise Strasbourg forması giyen Julio Enciso ile Serie A'da oynayan Antonio Sanabria elemelerde attıkları 3'er golle en dikkat çeken isimler oldu. Ayrıca Sunderland forması giyen stoper Alderete ve Brighton’dan Diego Gomez de kadronun ilginç ve dinamik parçaları arasında yer alıyor.

İLK MAÇTA ABD KARŞISINDA ETKİSİZ KALDILAR
Turnuvaya coğrafi olarak yakın olmaları sebebiyle kendilerini yarı ev sahibi gibi hisseden Paraguay, D Grubu'ndaki ilk maçında ev sahibi ABD ile karşı karşıya geldi. Ancak Güney Amerika temsilcisi için işler istendiği gibi gitmedi ve sahadan 4-1'lik ağır bir mağlubiyetle ayrıldılar.
ABD karşısında hücumda uzun toplarla etkili olmaya çalışan Paraguay, ev sahibinin fizikli savunmacılarını geçemedi. Asıl şaşırtıcı olan ise elemelerin en az gol yiyen takımlarından biri olan Paraguay'ın, geride kalabalık durmasına rağmen savunma göbeğinde devasa açıklar vermesi oldu. ABD'nin hat kıran dikine paslarına engel olamayan Paraguay, kalesinde gördüğü üst üste gollerle turnuvaya moralsiz bir başlangıç yaptı.

MİLLİLER İÇİN "DEJAVU" KORKUSU VE TAKTİK SAVAŞI
A Milli Futbol Takımımızın Paraguay karşısında vereceği taktiksel mücadele, turnuvanın açılışında havlu attığımız Avustralya müsabakasıyla çok büyük benzerlikler taşıyor. Ay-Yıldızlılar için bu maç adeta bir dejavu riski barındırıyor:
Benzer Oyun Şablonu: Tıpkı Avustralya gibi kompakt bir savunma anlayışını benimseyen ve kazandığı toplarla çok hızlı geçiş (kontratak) hücumları deneyen Paraguay, millilerimizin turnuvanın ilk maçında en çok canını yakan sistemle sahada olacak.
Kilit Açma Zorunluluğu: Avustralya karşısında topa daha fazla sahip olmasına rağmen set hücumlarında yaratıcılık kısırlığı çeken ve gömülü savunmayı açamayan Ay-Yıldızlılar, durağan kalmanın bedelini ağır ödemişti. Paraguay’ın da topu bilerek geride kabul edip alanları daraltacağı göz önüne alındığında, millilerimizin bu kapalı savunma kilidini açabilmesi için üçüncü bölgede daha yaratıcı, hareketli ve dikine bir oyun sergilemesi şart.

AVANTAJLAR VE DEZAVANTAJLAR
Paraguay'ın en büyük avantajı, 4-1'lik ağır yenilginin ardından üzerlerindeki baskıyı bir reaksiyona çevirme isteği ve kaybedecek bir şeylerinin kalmaması olacak. Maçın başında uygulayacakları şok ön alan presiyle millilerimizi hataya zorlamak isteyeceklerdir. Ancak Avustralya'ya kıyasla Paraguaylı oyuncuların bireysel yetenek skalasının daha farklı olması, oyun içinde lehimize çevirebileceğimiz durumlar yaratabilir.
Rakibimizin en büyük dezavantajı ise turnuvaya 4 gol yiyerek başlamanın getirdiği moral çöküşü ve kaleci-savunma hattı arasındaki uyumsuzluk. Gol bulmak adına öne çıkmak zorunda kaldıkları anlarda hatlar arasında büyük boşluklar bırakıyorlar. ABD bu zaafı çok iyi cezalandırmıştı; A Milli Takımımızın da teknik kapasitesi yüksek ayaklarıyla bu alanları akıllıca işlemesi hayati önem taşıyor. Geçmişte Paraguay ile sadece 1995 yılında özel bir maçta karşılaşan ve 0-0 berabere kalan millilerimiz için bu taktik savaşı, gruptan çıkma yolunda kader niteliği taşıyor.





