Yeni yıla girerken Türkiye ekonomisi; faiz, enflasyon, ücret politikaları ve artan vergi yükümlülükleri arasında hassas bir denge arayışında. 2026, beklentilerin sahaya indiği bir eşik yılı olmaya aday.
2025 yılı, Türkiye ekonomisi açısından “dönüşüm ve sabır” yılı olarak geride kaldı. Enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikaları, mali disiplin vurgusu ve sosyal politika adımları, 2026’ya girerken daha net ama hâlâ kırılgan bir ekonomik çerçeve ortaya koyuyor.
Faizler: Kontrollü Gevşeme, Temkinli Adımlar
Merkez Bankası’nın 2025’in ikinci yarısında başlattığı faiz indirim süreci, piyasalar açısından önemli bir eşik anlamına geliyor. Politika faizinde kademeli geri çekilme, kredi piyasalarında sınırlı bir rahatlama yaratırken; ekonomi yönetimi, enflasyondaki düşüş kalıcı hâle gelmeden hızlı bir gevşemenin risklerine dikkat çekiyor.
2026 yılında beklenti; faiz indirimlerinin ölçülü, öngörülebilir ve veriyle uyumlu şekilde devam etmesi yönünde. Bu çerçevede yeni yıl, faizlerin düştüğü ancak parasal sıkılığın tamamen terk edilmediği bir dönem olacak.
Asgari Ücret: Nominal Artış, Reel Soru İşaretleri
2026 yılı için belirlenen 28.075 TL net asgari ücret, çalışanlar açısından önemli bir artış gibi görünse de tartışmalar devam ediyor. Enflasyonun gerisinde kalan artış oranları, reel alım gücü konusundaki endişeleri canlı tutuyor.
İşveren cephesinde ise özellikle KOBİ’ler için artan ücret maliyetleri, istihdam ve fiyatlama davranışları üzerinde baskı yaratıyor. Asgari ücret, 2026’da da hem sosyal hem de makroekonomik denklemin merkezinde yer alacak.
Enflasyon: Düşüş Eğilimi Test Ediliyor
2025’in son çeyreğinde yıllık enflasyonda görülen gerileme, 2026’ya dair umutları artırsa da riskler tamamen ortadan kalkmış değil. Yeni yılda enflasyonun %20’li seviyelere doğru gerilemesi beklenirken; ücret artışları, hizmet enflasyonu ve kira fiyatları yukarı yönlü baskı unsuru olmaya devam ediyor.
Bu nedenle 2026, enflasyonla mücadelede kazanımların kalıcı olup olmadığının netleşeceği kritik bir yıl olacak.
Piyasa Beklentileri: Denge Arayışı
Finans piyasaları 2026’ya girerken temkinli bir iyimserlik içinde. Yatırımcılar açısından temel beklenti; para politikasında öngörülebilirlik, mali disiplinin korunması ve ekonomi yönetiminin net mesajlar vermesi.
Bankacılık sektörü, yüksek faiz döneminin ardından bilanço dengelerini yeniden kurmaya çalışırken; reel sektör daha erişilebilir finansman koşulları bekliyor. Döviz piyasasında ise ani sıçramalardan ziyade kontrollü ve yönetilebilir dalgalanmalar öne çıkıyor.
Vergi Yükümlülükleri: Mükellef İçin Daha Zor Bir Yıl mı?
2026 yılı, mükellefler açısından vergi yükümlülüklerinin daha yakından hissedileceği bir yıl olmaya aday. Kayıt dışılıkla mücadele, denetimlerin sıklaşması, dijital uygulamaların yaygınlaşması ve beyan–bildirim süreçlerinin daha titiz yürütülmesi bekleniyor.
Gelir–gider uyumu, belge düzeni ve zamanında beyan, yalnızca cezalardan kaçınmak için değil; finansmana erişim ve ticari itibarı korumak açısından da kritik hâle geliyor. Bu süreçte mali müşavirlerin rehberliği, her zamankinden daha fazla önem kazanacak.
Son Söz
2026, Türkiye ekonomisi için bir geçiş yılı olmanın ötesinde; uygulanan politikaların gerçek sonuçlarının görüleceği bir hesaplaşma yılı olacak. Faiz, enflasyon, ücret ve vergi politikaları arasındaki denge; hem piyasa güvenini hem de toplumun refah algısını doğrudan etkileyecek.
Kısacası 2026; doğru adımların ödüllendirileceği, hataların ise hızla bedel üreteceği bir yıl olacak.