Avustralya’da yaklaşık 90 yıl önce alınan bir çevre yönetimi kararı, bugün geri dönüşü zor bir ekolojik krize dönüştü.

1935 yılında şeker kamışı tarlalarına zarar veren böceklerle mücadele etmek amacıyla Hawaii’den getirilen 102 kamış kurbağası, yıllar içinde kontrolsüz şekilde çoğalarak ülke geneline yayıldı.

Başlangıçta tarımsal zararlıları azaltmak için planlanan bu biyolojik mücadele yöntemi, beklenen sonucu vermediği gibi yeni bir istilacı tür sorunu ortaya çıkardı.

Günümüzde kamış kurbağalarının sayısının 200 milyonu aştığı tahmin ediliyor.

BİYOLOJİK MÜCADELE OLARAK BAŞLADI, İSTİLAYA DÖNÜŞTÜ

Yetkililer 1930’lu yıllarda şeker kamışı üretimini tehdit eden böcek popülasyonunu kontrol altına almak için doğal bir çözüm arayışına girdi.

Bu kapsamda kamış kurbağalarının böcekleri avlayarak denge sağlayacağı düşünülüyordu.

Japonya ayı saldırıları için harekete geçti
Japonya ayı saldırıları için harekete geçti
İçeriği Görüntüle

Ancak süreç beklendiği gibi ilerlemedi. Kurbağalar hedeflenen zararlı türler üzerinde etkili olamadı, buna karşın yeni çevrelere hızla uyum sağlayarak üreme kapasiteleri sayesinde kısa sürede geniş alanlara yayıldı.

Böylece Avustralya ekosisteminde kalıcı ve kontrolü zor bir istilacı tür haline geldiler.

102 Kurbağadan 200 Milyona Avustralya’da Istilanın Hikâyesi

EKOSİSTEM ÜZERİNDE CİDDİ ETKİLER OLUŞTURUYOR

Kamış kurbağalarının en dikkat çeken özelliklerinden biri, salgıladıkları güçlü toksinler nedeniyle doğal avcıları için ölümcül olabilmeleri. Bu durum, onları yemeye çalışan birçok yerli türün ciddi şekilde etkilenmesine yol açtı.

Uzmanlar, bazı sürüngen, memeli ve yırtıcı türlerin popülasyonlarında belirgin düşüşler yaşandığını belirtiyor.

Ekosistemdeki bu dengesizlik, zincirleme etkilerle biyolojik çeşitlilik üzerinde de baskı oluşturuyor.

MÜCADELEYE RAĞMEN YAYILMA DURDURULAMIYOR

Kamış kurbağalarının yüksek üreme hızı ve farklı iklim koşullarına uyum sağlayabilme yeteneği, kontrol çalışmalarını zorlaştıran en önemli faktörler arasında yer alıyor. Avustralya’da yıllardır farklı yöntemler uygulanmasına rağmen türün yayılımı tamamen durdurulamamış durumda.

Uzmanlar, bu örneğin biyolojik mücadele yöntemlerinin dikkatli planlanmaması durumunda uzun vadeli ve geri dönüşü zor sonuçlar doğurabileceğini gösteren en çarpıcı vakalardan biri olduğunu ifade ediyor.

Kaynak: Haber Merkezi