Sağlıklı beslenme anlayışı, son yıllarda bilimsel veriler ışığında önemli bir dönüşüm geçiriyor. Yeditepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Doç. Dr. Binnur Okan Bakır, güncel beslenme rehberlerinin artık geleneksel ve az işlenmiş besinleri merkeze aldığını belirtti.
Uzun yıllar boyunca önerilen düşük yağlı, yüksek karbonhidratlı beslenme modellerinin metabolik hastalıkları önlemede yeterli olmadığının ortaya çıktığını vurgulayan Bakır, obezite ve diyabet gibi kronik hastalıkların beslenme politikalarının yeniden ele alınmasını zorunlu kıldığını ifade etti.
OBEZİTE ARTIK KÜRESEL BİR HALK SAĞLIĞI SORUNU
Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi verilerine dikkat çeken Doç. Dr. Bakır, Türkiye’nin fazla kilo ve obezite oranlarında üst sıralarda yer aldığını belirtti. Bu tablonun bireysel tercihlerle açıklanamayacak boyuta ulaştığını dile getiren Bakır, obezitenin artık ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Benzer bir durumun ABD’de de yaşandığını aktaran Bakır, yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 70’inin fazla kilolu, yüzde 40’tan fazlasının ise obeziteli olduğunu, diyabet ve prediyabet oranlarının da oldukça yüksek seviyelerde seyrettiğini ifade etti. Bu verilerin, beslenme politikalarında değişimin kaçınılmaz olduğunu açıkça gösterdiğini kaydetti.
YAĞDAN KAÇMA DÖNEMİ GERİDE KALDI
Beslenmede yağlara yönelik yaklaşımın köklü biçimde değiştiğini belirten Bakır, önemli olanın toplam yağ miktarından çok yağın kaynağı ve işlenme düzeyi olduğunu vurguladı. Sağlıklı kaynaklardan elde edilen ve az işlenmiş gıdalardaki yağlarla, rafine ve yoğun işlem görmüş yağların vücut üzerindeki etkilerinin aynı olmadığını söyledi.
Bu süreci “yağdan tamamen kaçma döneminin sona ermesi” olarak tanımlayan Bakır, yeni dönemin yağın niteliğini esas alan, daha bilimsel bir yaklaşımı temsil ettiğini ifade etti. Uzun yıllar önerilen düşük yağlı, yüksek karbonhidratlı beslenme modellerinin metabolik hastalıkları önlemede yetersiz kaldığının artık net biçimde görüldüğünü dile getirdi.

PROTEİN VE İŞLENMİŞ GIDALAR UYARISI
Yeni beslenme rehberlerinde yeterli protein alımının özellikle vurgulandığını belirten Bakır, protein eksikliğinin kas kaybı, insülin direnci ve metabolik yavaşlama ile ilişkili olduğunu söyledi. Çocuklarda ise yetersiz protein alımının büyüme ve bilişsel gelişimi olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti.
Aşırı işlenmiş gıdaların risklerine de değinen Bakır, ABD’de alınan enerjinin yaklaşık yüzde 60’ının bu tür ürünlerden geldiğini ve bu gıdaların obezite, tip 2 diyabet ile kalp-damar hastalıklarıyla güçlü ilişki gösterdiğini aktardı.

ÇOCUK BESLENMESİ STRATEJİK ÖNEME SAHİP
Yeni rehberde çocuk beslenmesine özel vurgu yapılmasını çok değerli bulduğunu ifade eden Bakır, eklenti şekerler, yapay tatlandırıcılar ve yoğun katkı maddelerinin çocukların metabolik dengesi ve bağırsak sağlığı açısından ciddi riskler taşıdığını söyledi.
Okul yemekleri ve çocuklara yönelik beslenme programlarının bu nedenle stratejik öneme sahip olduğunu belirten Bakır, çocukluk çağı obezitesinin Dünya Sağlık Örgütü tarafından da acil sağlık önceliği olarak kabul edildiğini hatırlattı. Şekerli içecekler ve meyve sularının sağlıklı alternatifler olarak görülmemesi gerektiğini de özellikle vurguladı.





