Mükemmel bir düzen ve uyumla yaratılan yeryüzü, insanın korumasına emanet edilmiş, ondan ölçülü bir şekilde faydalanmasına izin verilmiştir. Kuran’da; “O sizi yeryüzünden (topraktan) yarattı ve sizi oranın imarında görevli kıldı” buyrularak insanların yaşamları boyunca birbirleriyle, diğer canlılarla ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları her ortamla ilişkilerini iyi yönde sürdürmeleri gerektiğine işaret edilmiştir.
Kur’an; “Gökten bir ölçüye göre suyu indiren odur…” ayetiyle kâinatta bulunan her şeyin bir plan ve ölçü içerisinde yaratıldığını ifade etmektedir. Canlılar yaratılmadan önce, yeryüzü bu ölçü gereğince onların yaşamalarına uygun bir şekilde hazırlanmış, evrendeki varlıkların tutarlı ve uyumlu bir sistem oluşturmaları sağlanarak hiç bir dengesizliğe müsaade edilmemiştir.
Küçücük bir parçadan en büyüğüne hiçbir şeyin boşuna yaratılmadığı düşünüş, anlayış ve kabulüyle evrendeki düzeni korumak insana görev olarak verilmiştir. Çevreye zarar verme, onu tahrip etme; ilkesizce ve ölçüsüzce kullanma anlayışıyla, Allah’ın varlığının gözlem dünyasındaki en büyük deliline saygısızlıkta bulunulmamalı ve gelecek nesillere kötü bir yaşam alanı bırakmaya sebebiyet veren yanlış tutum ve davranışından kaçınılmalıdır.
Canlıların yaşayıp gelişmesini sağlayan ve onları sürekli olarak etkileri altında bulunduran hava, su, toprak, bitki, hayvan, sıcaklık, soğukluk gibi canlı ve cansız varlıklar gibi fiziksel, kimyasal ve biyolojik faktörlerin hassasiyetle korunmasına ihtiyaç vardır. Allah Resulü (sav), halkın geçtiği yollarda ve gölgelendiği yerlerde abdest bozmaktan; yere tükürmekten men etmiş; yoldan rahatsızlık veren her şeyin kaldırılmasını ve yola sarkan dalların kesilmesini emretmiştir. Buna göre çevreyi kirletmek, sadece yola bevletmek ve tükürmekten ibaret olmadığı, zamanın değişmesiyle çevreyi kirleten unsurların da çoğaldığı görülmektedir. Toprağı ve suyu kirleten konserve kutuları, cam ve pet şişeleri, yemek artıkları, sakız ve şeker ambalajları, yoldan geçenleri rahatsız eden ağaç dalları, sigara izmaritleri, zamansız gelişigüzel atılan çöpler, akarsuya akıtılan kanalizasyon ve tükrük gibi daha birçok şey; çevrenin kirletilmesine, hastalıkların çoğalmasına ve yaşam kalitesinin düşmesine neden olan ve insanı rahatsız eden her olumsuzluk bu kapsamda değerlendirilmelidir. Bunların ortadan kaldırılması da imanın bir şubesi olarak nitelendirilmiştir.
İslam, temizlenen mescitlerin güzel kokulandırılmasını ve avluların temiz tutulmasını teşvik etmesiyle, yaşam alanlarının; su mecralarına ve durgun sulara bevledilmemesini, su kuyularının, hayvan ağıllarının en az 2560 cm uzakta yapılmasını emretmesiyle de doğal kaynakların korunmasını telkin ederek insanlığa çevre ahlakı ve bilinci aşılamıştır. Hz. Peygamber, Mekke, Medine, Taif ve çevresini, hayvanları öldürülmeyen, otları koparılmayan, ağaçları kesilmeyen harem bölgesi ilan etmesi; klâsik eserlerimizin temizlik konusu ile başlaması, bu bilincin ve ahlâki duyarlılığın sonucudur.
1 Ayet
“Allah’ın buyruklarını umursamayan şu insanların yaptığı hatalar yüzünden karada ve denizde fesat ortaya çıktı, nizam bozuldu. Doğru yola ve isabetli tutuma dönsünler diye Allah, yaptıklarının bazı kötü neticelerini onlara tattırır.” (Rûm, 41)
1 Hadis
“–Ey Allah’ın Rasûlü, «Rahata ermiş ya da kendisinden kurtulunmuş» ifadesinden kasdınız nedir?” diye sordular. Rasûlullah (s.a.v):
“–Mü’min bir kul vefât ettiğinde dünyanın yorgunluğundan ve sıkıntılarından rahatlayıp Allah’ın rahmetine kavuşur. Günahkâr ve kötü biri öldüğünde ise insanlar, beldeler, ağaçlar ve hayvanlar onun şerrinden kurtulup rahata ererler” buyurdu. (Buhârî, Rikâk, 42; Nesâî, Cenaiz, 48; Ahmed, V, 296, 302, 304)
1 Fetva
Hayvanların tıbbi deneylerde kobay olarak kullanılması caiz midir?
Ekosistemde önemli bir yeri olan hayvanlara İslam dininde özel bir değer verilmiş, onlara şefkat ve merhametle muamele edilmesi tavsiye edilmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadislerinde günahkâr bir kadının susuzluktan ölmek üzere bulunan bir köpeğe su verdiği için Allah tarafından bağışlandığını bildirmiş (Buhari, Şürb, 9, Edeb, 27; Müslim, Selam,153), başka bir hadiste ise kedisini açlıktan ölmeye mahkum eden merhametsiz bir kimsenin, bu davranışı nedeniyle cehenneme atılmayı hak ettiğini haber vermiştir (Buhari, Edeb, 18, 27; Müslim, Fezail, 65). Yüce Allah yeryüzünün diğer nimetleri gibi bir kısım hayvanları da insanın hizmet ve yararına sunmuş, “Allah bir kısmına binesiniz, bir kısmını da yiyesiniz diye sizin için hayvanları yaratandır. Onlarda sizin için daha birçok faydalar vardır.” (Mü’min, 40/79; ayrıca bkz. Casiye, 45/13; Lokman, 31/20) ayetiyle bu hususa dikkat çekilmiştir. Hayvanların iyi bakılıp beslenmesi (Ebu Davud, İsti’zan, 39), birbiriyle dövüştürülmemesi (Ebu Davud, Cihad, 51; Tirmizi, Cihad, 30), nişan için hedef yapılmaması (Müslim, Zebaih, 58, 59), zevk için öldürülmemesi (Nesai, Dahaya, 42) yönündeki nebevi emir ve yasaklar, hayvanların hayat hakkını ve vücut bütünlüklerinin korunması gerektiğini ortaya koymaktadır. Günümüzde bazı hayvanlar bilimsel test ve deneylerde kullanılmaktadır. İnsan, hayvan veya bitkilerdeki hastalıkların teşhisi, tedavisi veya önlenmesi, fizyolojik bozuklukların incelenmesi, hayvanların refahı, tarımsal amaçlarla yetiştirilen hayvanların üretim şartlarının iyileştirilmesi, türlerin korunmasını amaçlayan araştırmaların yürütülmesi, yükseköğretimde mesleki becerilerin kazandırılması veya geliştirilmesi gibi maksatlarla hayvanlar kobay olarak kullanılabilmektedir. Bunların yanı sıra temizlik malzemeleri ve kozmetikler gibi tüketim ürünlerinin toksik özelliklerini belirlemek üzere deney amaçlı hayvan kullanımı da söz konusu olmaktadır. İslam’da genel kural; şer’an geçerli bir maslahat olmadıkça, hayvanların yaşam haklarının korunması ve bedenlerine acı çektirilmemesidir (Hattab, Mevahibü’l-Celil, III, 189; İbn Nüceym, el-Bahr, VIII, 232). Buna göre; hayvanlar üzerinde yapılan bu tür çalışmalar ancak aşağıdaki şartlar ile caiz olur:
a. Söz konusu deneyler için canlı hayvan yerine bilimsel açıdan geçerli başka alternatif bir yöntemin ya da deneme stratejisinin olmaması,
b. Deneylerin, insanlar ve diğer canlıların maslahatı için gerekli olması,
c. Deneylerden elde edilecek yararın, hayvanın maruz kalacağı zarardan daha büyük olması,
d. Deneylerde hayvanlara eziyet çektirilmemesi, anestezi gibi acı duyulmasına engel olacak önlemlerin alınması,
e. Deneylerin, zorunluluğun dışına taşmaması ve istatistik için yeterli olacak en az sayıda hayvanla yapılması. Ancak bilimsel açıdan herhangi bir zorunluluk olmayan, kozmetik ve benzeri amaçlı yapılan hayvan deneyleri ise dinen caiz değildir.
Vaiz Filiz SARI




