Uluslararası Diyabet Federasyonu, yetersiz beslenmeyle ilişkilendirilen tip 5 diyabeti 2025'te resmen tanıdı. Hastalığın dünya genelinde 25 milyona kadar kişiyi etkilediği tahmin ediliyor.
Yetersiz beslenmeyle ilişkilendirilen tip 5 diyabet, yıllar süren bilimsel tartışmaların ardından Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) tarafından 2025 yılında resmen tanındı. Özellikle Asya ve Afrika'da görülen hastalığın dünya genelinde 25 milyona kadar kişiyi etkileyebileceği tahmin ediliyor. Federasyon, hastalığın teşhis ölçütlerini belirlemek ve tedavi yöntemlerini geliştirmek amacıyla özel bir çalışma grubu oluştururken Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) de benzer bir sınıflandırmayı benimsemesi için çağrıda bulunuyor.
TİP 5 DİYABET NEDİR, NASIL ORTAYA ÇIKIYOR?
Diyabet türleri, ortaya çıkış nedenleri ve vücuttaki etkileri bakımından birbirinden ayrılıyor. Tip 1 diyabette bağışıklık sistemi pankreastaki insülin üreten hücrelere zarar veriyor. Tip 2 diyabette ise vücut insüline karşı direnç geliştiriyor. Tip 3c diyabet genellikle pankreasın hasar görmesiyle ortaya çıkarken gebelik diyabeti, hamilelik sırasında yaşanan hormonal değişikliklerle bağlantılı bulunuyor.
Tip 5 diyabetin temelinde ise uzun süreli besin yetersizliğinin bulunduğu düşünülüyor. Daha önce yetersiz beslenmeye bağlı diyabet olarak adlandırılan bu hastalıkta pankreasın gelişimi ve insülin üretme kapasitesi etkilenebiliyor.
Hastalık ilk kez 1955 yılında Jamaika'da tanımlandı. Ancak sonraki yıllarda ayrı bir diyabet türü olarak sınıflandırılması konusunda görüş ayrılıkları yaşandı. Dünya Sağlık Örgütü, 1980'lerde bu sınıflandırmayı kabul etmesine rağmen 1999 yılında yeterli kanıt bulunmadığı gerekçesiyle geri çekti. Böylece tip 5 diyabetin varlığı ve nasıl teşhis edilmesi gerektiği konusundaki tartışmalar uzun süre devam etti.
YETERSİZ BESLENME PANKREASIN İŞLEVLERİNİ ETKİLEYEBİLİYOR
Son yıllarda yapılan insan ve hayvan çalışmaları, kronik besin yetersizliğinin pankreas üzerinde uzun vadeli etkiler oluşturabileceğine işaret ediyor. Yetersiz beslenme, organın insülin salgılama kapasitesini bozarak kan şekeri kontrolünü güçleştirebiliyor.
Albert Einstein Tıp Fakültesi Küresel Diyabet Enstitüsü'nden endokrinolog Meredith Hawkins ve ekibinin 2022 yılında yayımladığı araştırma, yetersiz beslenmeye bağlı diyabetin kendine özgü metabolik özelliklerini ortaya koydu.
Güney Hindistan'da gerçekleştirilen küçük çaplı çalışmada, bu hastalığa sahip kişilerin insülin eksikliği yaşadığı belirlendi. Ancak eksiklik, tip 1 diyabette görülen düzeyde değildi. Katılımcıların insüline duyarlılıklarını koruduğu da saptandı. Bu özellik, insülin direncinin belirgin olduğu tip 2 diyabetten ayrılmalarını sağlıyor.
Hindistan'daki F.H. Tıp Fakültesi ve Hastanesi'nden hekim Rahul Garg da yakın tarihli bir değerlendirmesinde tip 5 diyabetin, uzun süreli besin yetersizliğinin pankreas gelişimini bozmasıyla ilişkili olabileceğini belirtti.

TİP 5 DİYABETTE MEVCUT TEDAVİLER YETERLİ OLMAYABİLİR
Tip 5 diyabetin metabolik özellikleri, tedavi sürecinde farklı bir yaklaşım gerektirebiliyor. İnsülin direncinin hastalığın temel nedeni olmaması, tip 2 diyabet için kullanılan bazı tedavi yöntemlerinin bu hastalarda aynı sonucu vermeyebileceği anlamına geliyor.
Bazı hastaların düşük miktarda ek insüline ihtiyaç duyabileceği, bazılarında ise vücudun insülin salgısını destekleyen farklı yöntemlerin değerlendirilmesi gerekebileceği belirtiliyor.
Meredith Hawkins ve çalışma arkadaşları, uygun olmayan insülin tedavisinin kan şekerinin tehlikeli seviyelere düşmesine yol açabileceği uyarısında bulundu. Hipoglisemi olarak adlandırılan bu durum, özellikle düzenli gıdaya erişimin mümkün olmadığı bölgelerde daha büyük risk oluşturabiliyor. Kan şekeri ölçüm cihazlarına ulaşmanın maliyet nedeniyle güç olduğu yerlerde tedavinin yönetilmesi de zorlaşıyor.
Hastalığın tedavisinde ortak bir yaklaşım oluşturulabilmesi için teşhis ölçütlerinin belirlenmesi ve farklı hasta gruplarından elde edilen verilerin değerlendirilmesi gerekiyor.
HASTALIĞIN TANIMI KONUSUNDA GÖRÜŞ AYRILIĞI SÜRÜYOR
Uluslararası Diyabet Federasyonu'nun tip 5 diyabeti tanıması, bilim dünyasındaki tartışmaları tamamen sona erdirmedi. Bazı araştırmacılar, hastalığın uzun yıllar boyunca yeterince tanınmamasının teşhis ve tedavi çalışmalarını geciktirdiğini savunuyor. Diğerleri ise yetersiz beslenmeyle ilişkili farklı klinik tabloların tek bir kategori altında toplanmasının teşhis belirsizliğine yol açabileceğini belirtiyor.
Hastalığın dünya genelindeki yaygınlığı konusunda da kesin veriler bulunmuyor. Tip 5 diyabetin 25 milyona kadar kişiyi etkileyebileceği tahmin edilse de gerçek hasta sayısının belirlenmesi, doğru teşhis ve kayıt sistemlerinin oluşturulmasına bağlı.
Yetersiz beslenme kaynaklı sağlık sorunları yalnızca Asya ve Afrika'da görülmüyor. Latin Amerika ve Karayipler'in bazı bölgelerinde de ekonomik koşullar, gıda güvensizliği ve sağlık hizmetlerine erişimdeki eşitsizlikler nedeniyle benzer sorunlar yaşanıyor.
ULUSLARARASI DİYABET FEDERASYONU YENİ ÇALIŞMA GRUBU KURDU
Uluslararası Diyabet Federasyonu, 2025 yılında tip 5 diyabetin teşhis ve tedavi standartlarını geliştirmek amacıyla özel bir çalışma grubu oluşturdu. Başkanlığını Meredith Hawkins'in yürüttüğü grup, hastalığa ilişkin resmî teşhis ölçütleri ve tedavi kılavuzları hazırlamayı hedefliyor. Küresel bir araştırma kayıt sistemi kurulması ve sağlık çalışanlarına yönelik eğitim programlarının geliştirilmesi de çalışma grubunun görevleri arasında bulunuyor.
Hawkins, hastalıkla mücadelede hızlı bir çözüm beklenmemesi gerektiğini belirterek daha fazla bilimsel araştırmaya ve sağlık politikaları alanında çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
Tip 5 diyabetin resmen tanınmasıyla birlikte hastalığın teşhis edilmesi, yaygınlığının belirlenmesi ve uygun tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi için yeni bir çalışma dönemi başladı. Araştırmacılar, hastalığın mekanizmasının daha iyi anlaşılması ve yanlış tedavi uygulamalarından kaynaklanabilecek risklerin azaltılması için kapsamlı verilere ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.




