Anayasa Mahkemesinin (AYM), boşanma sonrasında yoksulluğa düşecek eş lehine süresiz nafaka ödenmesine imkan veren düzenlemeyi iptal etmesine ilişkin gerekçeli kararı Resmi Gazete'de yayımlandı.
Kararla birlikte, Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesindeki düzenlemenin yerine yeni bir yasal çerçeve oluşturulması için tanınan 9 aylık süre işlemeye başladı.
AYM Genel Kurulu, Antalya 12. Aile Mahkemesinin başvurusu üzerine 4 Haziran'da düzenlemeyi inceleyerek iptal kararı vermişti.
Gerekçeli kararda, yoksulluk nafakasının belirlenmesinde nafaka alacaklısı ile borçlusunun hak ve menfaatleri arasında makul bir dengenin kurulması gerektiği belirtildi.
AYM'NİN SÜRESİZ NAFAKA GEREKÇESİNDE HANGİ ÖLÇÜTLER YER ALDI?
İptal edilen düzenleme, evlilik birliğinin sona ermesiyle yoksulluğa düşecek ve boşanmada kusuru diğer taraftan daha ağır olmayan eş lehine, geçimini sağlamak amacıyla yoksulluk nafakasına hükmedilmesine imkan tanıyordu.
Nafaka, şartlar devam ettiği sürece herhangi bir süre sınırı olmadan ödenebiliyordu.
AYM, bu hükmün nafaka borçlusu açısından süresiz mali yükümlülük oluşturduğuna işaret etti. Kararda, devletin kişinin maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesine ilişkin pozitif yükümlülüğü kapsamında tarafların karşılıklı menfaatlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Mahkeme, yeni düzenlemede evliliğin süresi, eşlerin yaşı, sağlık durumu, ekonomik ve sosyal şartları ile nafakanın boşanma sonrasında borçlunun yaşamına etkisi gibi unsurların dikkate alınması gerektiğini belirtti.
Nafaka borçlusunun çalışma hayatına katılma imkanının bulunup bulunmadığının da değerlendirilmesi gereken ölçütler arasında sayıldı.
NAFAKA BORÇLUSUNUN KUSURU TEK BAŞINA BELİRLEYİCİ DEĞİL
Gerekçeli kararda, mevcut düzenlemede nafaka yükümlüsünün kusursuz olmasının tek başına nafaka ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı hatırlatıldı.
Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi, evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi gibi durumlarda yükümlülüğün sona erebildiği belirtildi. Taraflardan birinin ölümü de nafaka borcunu sona erdiren haller arasında gösterildi.
AYM, bu durumların dışında nafaka yükümlülüğünün yaşam boyunca devam edebildiğine dikkat çekti. Kararda, daha önceki bir AYM kararında her durumda süresiz nafaka verilmesinin zorunlu olmadığının belirtildiği de aktarıldı.
Mahkeme, buna rağmen uygulamada hakime nafakanın süresini belirleme konusunda takdir yetkisi tanımayan yaklaşımın sürdüğünü değerlendirdi. Gerekçede, nafakanın belirli bir süreyle sınırlandırılmasının kanuna aykırı olduğu yönündeki uygulamaya da işaret edildi.
YENİ DÜZENLEMEDE HAKİME SÜRE BELİRLEME YETKİSİ
AYM'nin gerekçesine göre yoksulluk nafakasının süresi, somut olayın özellikleri dikkate alınarak belirlenebilecek bir yapıya kavuşturulmalı.
Mahkeme, hakimin nafakanın süresini belirlerken evliliğin süresi, nafaka alacaklısı eşin yaşı, eğitim ve sağlık durumu ile ekonomik ihtiyaçlarını kendi imkanlarıyla karşılayabilme kapasitesi gibi unsurları değerlendirmesi gerektiğini belirtti.
Kararda, bazı durumlarda nafakanın belirli bir süreyle sınırlandırılabileceği, bazı özel şartlarda ise nafakanın süresinin uzatılmasına veya yaşam boyu devam etmesine imkan tanınabileceği ifade edildi.
AYM, bu kapsamda süresiz nafaka verilebilecek durumlara ilişkin kriterlerin de kanunda açık ve anlaşılır biçimde düzenlenmesi gerektiğini kaydetti. Böylece hem nafaka alacaklısının korunması hem de nafaka borçlusuna öngörülebilir bir yükümlülük getirilmesi amaçlanıyor.
AYM: MAKUL DENGE GÖZETİLMELİ
Gerekçeli kararda, boşanmada ağır kusuru bulunmayan eşe, evlilikten kaynaklanan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğü çerçevesinde belirli bir parasal katkı sağlanmasının beklenebileceği belirtildi.
Ancak bu yükümlülüğün herhangi bir ölçüt ortaya konulmadan kategorik biçimde süresiz hale getirilmesinin nafaka borçlusu açısından ağır bir külfet oluşturabileceği ifade edildi.
Mahkeme, kişinin boşandığı evliliğin sonuçlarıyla ömür boyu bağlı kalmasının ruhsal, ekonomik ve sosyal bütünlüğü üzerindeki etkilerinin de değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Çatışan haklar arasında makul dengenin kurulmasının devletin pozitif yükümlülüklerinden kaynaklandığı kaydedildi.
AYM, mevcut düzenlemenin nafakanın süresi konusunda hakime somut olayın şartlarını değerlendirecek yeterli bir takdir alanı bırakmadığı sonucuna vardı.
İptal hükmüyle birlikte TBMM'nin yeni bir düzenleme yapması için 9 aylık süre başladı. Bu süreçte yoksulluk nafakasının süresine ilişkin yeni yasal çerçevenin belirlenmesi bekleniyor.




