Migren tedavisinde kullanılan yeni nesil ilaçlarla düşük riski arasındaki ilişki, Kanada'dan araştırmacı Anick Bérard liderliğinde yürütülen ve JAMA Neurology dergisinde yayımlanan bir çalışmada incelendi. ABD'deki sağlık sigortası kayıtlarına dayanan araştırmada, CGRP'yi hedefleyen monoklonal antikor tedavisine maruz kalan gebeliklerde, maruz kalınmayan dönemlere kıyasla kendiliğinden düşük riskinin yaklaşık yüzde 40 daha yüksek olduğu bildirildi. Araştırmacılar, bulguların ilaçların doğrudan düşüğe neden olduğunu kanıtlamadığını ve daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
MİGREN TEDAVİSİNDE KULLANILAN İLAÇLAR İNCELENDİ
Kadınlarda erkeklere kıyasla daha sık görülen migren, tedavisi zaman zaman güçleşen nörolojik hastalıklar arasında yer alıyor. Standart ağrı kesicilerin yeterli olmadığı bazı hastalarda triptanlar, ergot türevleri ve daha yeni tedavi seçenekleri kullanılabiliyor.
2018 yılında migren tedavisinde kullanılmak üzere onaylanan CGRP hedefli monoklonal antikorlar, özellikle diğer tedavilere yeterli yanıt vermeyen hastalar için geliştirildi. Bu ilaçlar, migren ataklarının oluşumunda rol oynayan kalsitonin geniyle ilişkili peptitleri (CGRP) bloke ederek etki gösteriyor.
CGRP, yalnızca migren mekanizmasında görev almıyor. Kan akışının düzenlenmesi, embriyonun rahme tutunması ve plasentanın gelişimi gibi gebelikle ilişkili süreçlerde de rol oynuyor. Bu nedenle söz konusu ilaçların gebelik dönemindeki güvenliği araştırma konusu olmaya devam ediyor.
ARAŞTIRMADA 7 BİN 579 GEBELİK DEĞERLENDİRİLDİ
Kanada'daki Sainte-Justine Üniversite Hastanesi Araştırma Merkezi'nden epidemiyolog Anick Bérard'ın liderliğindeki ekip, 2018-2021 yılları arasında özel sağlık sigortaları tarafından toplanan hasta kayıtlarını analiz etti.
Çalışmaya, migren tanısı bulunan veya son adet dönemlerinden önceki altı ay içinde triptan ya da ergot türevi ilaçlar reçete edilen annelerin toplam 7 bin 579 gebeliği dahil edildi. Araştırmacılar, gebeliklerin ilk 20 haftasına ilişkin verileri değerlendirdi.
İncelemede erenumab, fremanezumab, galcanezumab ve eptinezumab adlı anti-CGRP monoklonal antikorları ile propranolol kullanımı ele alındı. İlaçlara gebelik sırasında veya gebelikten önceki altı aylık dönemde maruz kalınması, mevcut reçete kayıtları üzerinden değerlendirildi.
Araştırmacılar, ilaç kullanımına ilişkin tahmini maruziyet sürelerini de hesaba kattı. Böylece anti-CGRP tedavisiyle düşük arasındaki ilişki, ilaç kullanımının kayıtlara yansıyan zaman aralıkları üzerinden incelendi.

ANTİ-CGRP İLAÇLARIYLA DÜŞÜK RİSKİ ARASINDA İLİŞKİ SAPTANDI
Araştırmanın sonuçlarına göre, CGRP'yi hedefleyen monoklonal antikorlara maruz kalınan dönemlerde kendiliğinden düşük riski daha yüksek bulundu. Bu tedaviye maruz kalınmayan dönemlerle karşılaştırıldığında riskte yaklaşık yüzde 40 artış hesaplandı.
Araştırmacılar, propranolol kullanımıyla düşük riskinde artış arasında ise benzer bir ilişki saptamadı.
Çalışmanın yazarları, bulguların doğrudan nedensellik anlamına gelmediğini vurguladı. Gözlemsel araştırmalar, belirli bir maruziyet ile sağlık sonucu arasında ilişki bulunup bulunmadığını gösterebiliyor ancak tek başına bu ilişkinin nedenini ortaya koyamıyor.
Migrenin şiddeti de sonuçların yorumlanmasında etkili olabilecek unsurlar arasında bulunuyor. Anti-CGRP ilaçlarının çoğunlukla tedaviye dirençli veya şiddetli migren yaşayan kişilere reçete edilmesi, hastalığın kendisinin gebelik sonuçlarıyla ilişkili olabileceği ihtimalini gündeme getiriyor.
Çalışmada kullanılan veriler, ABD'de ticari sağlık sigortasına sahip kişilerden elde edildi. Bu durum, bulguların farklı sigorta sistemlerine sahip ülkelerde yaşayan kişiler için geçerliliğinin ayrıca araştırılmasını gerektiriyor.
Sağlık sigortası kayıtları, hastaların tüm klinik özelliklerini kapsamıyor. Araştırmada migrenin kişiden kişiye değişen şiddeti, reçete edilen ilaçların gerçekten kullanılıp kullanılmadığı ve gebeliklerin planlı olup olmadığı gibi değişkenler değerlendirilemedi.
Bu eksiklikler, düşük riskiyle ilaç kullanımı arasındaki ilişkinin başka etkenlerden kaynaklanmış olabileceği ihtimalini ortadan kaldırmıyor. Ayrıca araştırmada incelenen gebeliklerin ilk 20 haftası, ilaçların gebeliğin ilerleyen dönemlerindeki olası etkileri hakkında tek başına yeterli bilgi sağlamıyor.
GEBELİKTE MİGREN TEDAVİSİ İÇİN YENİ ARAŞTIRMALAR GEREKİYOR
Araştırmacılar, üreme çağındaki kişiler arasında anti-CGRP monoklonal antikorlarının migreni önlemek amacıyla kullanımının artması nedeniyle gebelik güvenliğine ilişkin daha fazla veriye ihtiyaç duyulduğunu belirtti. İlerleyen çalışmalarda kendiliğinden düşüklerin yanı sıra fetüsün sağlık sonuçlarının ve çocukların uzun vadeli gelişiminin de değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Yazarlar, mevcut kanıtların sınırlı olduğunu belirterek hekimlerin gebelik planlayan veya hamile kalma ihtimali bulunan kişilerle tedavi seçeneklerini değerlendirirken bu belirsizliği dikkate almasını önerdi. Migren tedavisinde kullanılan ilaçların değiştirilmesi ya da bırakılması konusunda kararın hekimle birlikte verilmesi gerektiği kaydedildi.



