Diyabet hastalığının en ciddi komplikasyonlarından biri olarak kabul edilen diyabetik retinopati, gözün en önemli yapılarından biri olan retina tabakasını etkileyerek görme kaybına neden olabiliyor.

Uzun süre kontrol altında tutulmayan yüksek kan şekeri seviyeleri, retina damarlarında hasar oluşturarak zamanla ciddi göz problemlerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlıyor.

Uzmanlar, diyabetik retinopatinin erken dönemde belirti vermeyebildiğini ancak düzenli göz muayeneleri sayesinde hastalığın ilerlemeden tespit edilebildiğini belirtiyor.

Tedavi edilmeyen vakalarda ise kalıcı görme kaybı ve hatta körlük riski bulunuyor.

DİYABET RETİNA DAMARLARINA ZARAR VERİYOR

Diyabetik retinopati, yüksek kan şekeri seviyelerinin retina tabakasındaki ince damarları olumsuz etkilemesi sonucu gelişiyor. Retina, gözün arka bölümünde yer alan ve görsel bilgileri beyne ileten hayati bir yapı olarak görev yapıyor.

Kahve ve greyfurtun etkisi dikkat çekti
Kahve ve greyfurtun etkisi dikkat çekti
İçeriği Görüntüle

Kan şekerinin uzun süre yüksek seyretmesi durumunda damar duvarları zayıflıyor, sızıntılar meydana geliyor ve retinada ödem oluşabiliyor.

Bu süreç ilerledikçe retina yeterli oksijen alamıyor ve görme fonksiyonlarında bozulmalar başlıyor.

HASTALIK SESSİZ İLERLEYEBİLİYOR

Diyabetik retinopatinin en önemli özelliklerinden biri, erken evrelerde belirgin şikayetlere neden olmaması. Bu nedenle birçok hasta gözlerinde ciddi bir sorun geliştiğini fark etmeyebiliyor.

Hastalık ilerledikçe bulanık görme, görüntülerde dalgalanma, gece görüşünde azalma ve göz önünde uçuşan siyah noktalar gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor. Uzmanlar, özellikle diyabet hastalarının herhangi bir şikayeti olmasa bile düzenli göz kontrollerini aksatmaması gerektiğini vurguluyor.

RETİNADA DAMAR TIKANIKLIKLARI OLUŞABİLİYOR

Yüksek kan şekeri seviyeleri zamanla retina damarlarında tıkanıklıklara yol açabiliyor. Oksijen yetersizliği yaşayan retina dokusu ise kendini koruyabilmek için yeni damarlar oluşturmaya çalışıyor.

Ancak bu yeni damarlar normal damarlara göre daha hassas ve kırılgan yapıda olduğu için kolaylıkla kanayabiliyor. Uzmanlar, bu durumun hastalığın ileri evresine işaret ettiğini ve acil müdahale gerektirebildiğini belirtiyor.

Diyabetik Retinopati Görme Kaybına Giden Süreci Hızlandırıyor

BULANIK GÖRME İLK BELİRTİLER ARASINDA YER ALIYOR

Diyabetik retinopatinin en sık görülen belirtilerinden biri bulanık görme olarak öne çıkıyor. Özellikle retina merkezinde oluşan ödem, net görmeyi zorlaştırabiliyor.

Okuma sırasında harflerin bulanıklaşması, görüntülerin dalgalı görünmesi ve detayları seçmekte güçlük çekilmesi hastalığın ilk sinyalleri arasında yer alıyor. Kan şekeri seviyelerindeki düzensizlikler de bu belirtilerin şiddetini artırabiliyor.

GECE GÖRÜŞÜNDE AZALMA DİKKAT ÇEKİYOR

Retinanın yeterli oksijen alamadığı durumlarda gece görüşü önemli ölçüde etkilenebiliyor. Özellikle düşük ışıklı ortamlarda görme güçlüğü yaşayan bireylerin göz muayenesinden geçmesi öneriliyor.

Gece araç kullanırken görüşün azalması veya karanlık ortamlara uyum sağlamakta zorlanılması, diyabetik retinopatinin ilerlediğine işaret edebiliyor. Uzmanlar, bu belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtiyor.

ERKEN VE İLERİ EVRE OLARAK İKİYE AYRILIYOR

Diyabetik retinopati, erken evre ve ileri evre olmak üzere iki temel aşamada değerlendiriliyor. Erken evrede damar sızıntıları ve hafif görme problemleri görülürken, ileri evrede yeni damar oluşumları ve ciddi görme kayıpları ortaya çıkabiliyor.

İleri evreye ulaşan hastalarda göz içi kanamaları, retina hasarı ve ani görme kaybı riski belirgin şekilde artıyor. Bu nedenle erken teşhis büyük önem taşıyor.

GÖZ MUAYENESİ HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR

Hastalığın teşhisinde göz dibi muayenesi, optik koherens tomografi (OCT) ve göz anjiyografisi gibi yöntemlerden yararlanılıyor. Bu incelemeler sayesinde retina damarlarındaki hasar, ödem ve kanamalar ayrıntılı şekilde değerlendirilebiliyor.

Uzmanlar, diyabet hastalarının yılda en az bir kez kapsamlı göz muayenesinden geçmesini öneriyor. Risk faktörleri bulunan bazı hastalarda ise kontroller daha sık yapılabiliyor.

TEDAVİDE KAN ŞEKERİ KONTROLÜ BELİRLEYİCİ OLUYOR

Diyabetik retinopatinin tedavisinde temel amaç, retina hasarının ilerlemesini durdurmak ve mevcut görme kapasitesini korumak olarak öne çıkıyor. Bunun için öncelikle kan şekeri seviyelerinin kontrol altına alınması gerekiyor.

Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, ilaç tedavisine uyum ve doktor kontrollerinin aksatılmaması tedavinin önemli parçalarını oluşturuyor. İleri evre vakalarda ise lazer uygulamaları ve farklı göz içi tedavi yöntemleri kullanılabiliyor.

DÜZENLİ TAKİP GÖRME KAYBI RİSKİNİ AZALTIYOR

Uzmanlara göre diyabetik retinopati tamamen önlenemese de düzenli takip ve etkili diyabet yönetimi sayesinde risk önemli ölçüde azaltılabiliyor. Kan şekeri, tansiyon ve kolesterol seviyelerinin kontrol altında tutulması göz sağlığının korunmasına katkı sağlıyor.

Diyabet hastalarının gözlerinde herhangi bir sorun hissetmeseler bile düzenli muayene yaptırmaları gerektiğini belirten uzmanlar, erken teşhisin görme kaybını önlemedeki en güçlü silah olduğunun altını çiziyor.

Kaynak: Haber Merkezi