Stanford Tıp Fakültesi araştırmacıları tarafından geliştirilen yeni bir kan testi, vücuttaki organların biyolojik yaşını ölçerek gelecekte ortaya çıkabilecek hastalık risklerini yıllar öncesinden tahmin edebiliyor.
Araştırma, kronolojik yaş ile organların biyolojik yaşının her zaman aynı olmadığını ortaya koyarken, erken teşhis ve koruyucu sağlık uygulamalarında önemli bir dönemin kapısını aralıyor.
ORGANLAR FARKLI HIZLARDA YAŞLANABİLİYOR
Bilim insanlarının yürüttüğü araştırma, insan vücudundaki her organın aynı hızda yaşlanmadığını gösterdi.
Yaşlanma süreci kişiden kişiye farklılık gösterirken, bazı organlar biyolojik olarak gerçek yaştan daha yaşlı veya daha genç olabiliyor. Geliştirilen analiz yöntemi, kandaki protein düzeylerini inceleyerek 11 temel organın biyolojik yaşını ayrı ayrı hesaplıyor ve sağlık durumuna ilişkin kapsamlı bir değerlendirme sunuyor.
YAŞLI ORGANLAR HASTALIK RİSKİNİ ARTIRIYOR
Araştırma sonuçlarına göre biyolojik olarak normalden daha yaşlı görünen organlar, ilerleyen yıllarda o organa bağlı hastalıkların gelişme olasılığını önemli ölçüde artırıyor.
Özellikle biyolojik yaşı yüksek olan kalplarda ritim bozuklukları ve kalp yetmezliği riski yükselirken, yaşlı akciğerlerin kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) ile güçlü bir bağlantı gösterdiği belirlendi. Bu bulgular, hastalıklar ortaya çıkmadan önce risk grubundaki kişilerin belirlenmesine katkı sağlayabilir.
BEYİN YAŞI ALZHEIMER RİSKİNİ BELİRLİYOR
Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri ise beynin biyolojik yaşıyla ilgili oldu.
Verilere göre biyolojik olarak yaşlı bir beyne sahip kişilerin önümüzdeki 10 yıl içerisinde Alzheimer hastalığına yakalanma ihtimali, normal yaşlanan bireylere kıyasla yaklaşık 12 kat daha yüksek.
Ayrıca yaşlı beyin yapısına sahip bireylerde 15 yıllık süreçte ölüm riskinin de belirgin şekilde arttığı ifade edildi. Uzmanlar, beyin sağlığının uzun yaşam üzerinde kritik bir rol oynadığına dikkat çekiyor.
ON BİNLERCE KİŞİNİN VERİSİ İNCELENDİ
Çalışmada, UK Biobank veri tabanında yer alan 44 binden fazla kişinin sağlık kayıtları ve kan örnekleri analiz edildi.
Araştırmacılar, kandaki yaklaşık 3 bin farklı proteini değerlendirerek organların biyolojik yaşını hesaplayan gelişmiş bir algoritma oluşturdu. Bu yöntem sayesinde yalnızca genel sağlık durumu değil, organ bazındaki yaşlanma süreci de ayrıntılı şekilde değerlendirilebiliyor.
HÜCRE DÜZEYİNDE ÖLÇÜM YAPILABİLİYOR
Araştırmanın devamında gerçekleştirilen genişletilmiş çalışmalar, biyolojik yaşın yalnızca organ seviyesinde değil, organların içerisindeki farklı hücre tiplerinde de ölçülebileceğini ortaya koydu. Bu gelişmenin, birçok hastalığın henüz belirti vermeden önce tespit edilmesine olanak sağlayabileceği belirtiliyor.
Özellikle ALS gibi ciddi nörolojik hastalıkların semptomlar başlamadan yaklaşık üç yıl önce belirlenebilmesi, koruyucu sağlık hizmetleri açısından önemli bir avantaj olarak değerlendiriliyor.
TESTİN YAKIN GELECEKTE KULLANIMA SUNULMASI HEDEFLENİYOR
Araştırmacılar, biyolojik organ yaşını belirleyen kan testinin şu an için araştırma kapsamında kullanıldığını belirtiyor. Ticari geliştirme sürecinin devam ettiği testin, gerekli doğrulama çalışmalarının tamamlanmasının ardından önümüzdeki iki ila üç yıl içerisinde sağlık sisteminde yaygın olarak kullanılmasının hedeflendiği ifade ediliyor.
Uzmanlara göre bu teknoloji, hastalıkları tedavi etmek yerine oluşmadan önce önlemeye yönelik yeni bir sağlık yaklaşımının temelini oluşturabilir.