Singapur'daki bilim insanları, doğal hareket kabiliyetini ileri teknolojiyle birleştirerek dikkat çeken bir projeye imza attı.
Nanyang Teknoloji Üniversitesi (NTU) araştırmacıları, Madagaskar hamamböceklerini uzaktan kontrol edilebilen siborg sistemlere dönüştürerek afet bölgelerinde arama kurtarma çalışmalarında ve gelecekte uzay keşiflerinde kullanılabilecek yeni bir teknoloji geliştirdi.
AMFİBİ GÖREVLER İÇİN ÖZEL DONANIM TASARLANDI
Araştırma kapsamında Madagaskar hamamböcekleri, hem karada hem de su altında hareket edebilecek şekilde özel ekipmanlarla donatıldı. Bilim insanları, böceklerin su altında görev yapabilmesi için 3 boyutlu yazıcı teknolojisiyle hafif ve hareket kabiliyetini kısıtlamayan özel dalış giysileri geliştirdi.
Bu sistemde hidrojen peroksit ve manganez dioksit karışımı kullanılarak zamanla oksijen üretiliyor. Böylece böcekler su altında solunumlarını sürdürebilirken doğal hareketlerini de büyük ölçüde koruyabiliyor.
KONTROL SİSTEMİ VÜCUDA ENTEGRE EDİLDİ
Araştırmacılar, hareket kabiliyetini artırmak amacıyla kontrol çipi ve pil ünitesini harici bir sırt çantası yerine doğrudan böceğin vücuduna entegre etti. Bu sayede sistem daha hafif hale gelirken, böceklerin dar alanlarda daha rahat hareket edebilmesi sağlandı.
Yaklaşık insan parmağı büyüklüğündeki Madagaskar hamamböcekleri, dayanıklı yapıları ve beş yıla kadar ulaşabilen yaşam süreleri sayesinde zorlu çevre koşullarında görev yapabilecek canlı platformlar arasında gösteriliyor.
SU ALTINDA BAŞARILI PERFORMANS SERGİLEDİ
Gerçekleştirilen deneylerde, özel ekipmanla donatılan siborg hamamböceklerinin su altında yaklaşık üç saat boyunca karadaki hızlarına yakın bir performansla yürüyebildiği gözlemlendi. Testlerin ardından böceklerin sağlık durumlarında olumsuz bir etkiye rastlanmadığı bildirildi.
Araştırmacılar, bu sonuçların teknolojinin afet bölgeleri gibi erişimi güç alanlarda kullanılabilmesi açısından önemli bir aşama olduğunu belirtiyor.
ARAMA KURTARMA VE UZAY GÖREVLERİNDE KULLANILMASI HEDEFLENİYOR
Projeyle geliştirilen siborg böceklerin uzun vadede deprem, sel ve bina çökmesi gibi afetlerde dar alanlara girerek mahsur kalan kişilerin yerini tespit etmesi hedefleniyor. Mekanik robotlara göre daha düşük maliyetli ve enerji verimli olan bu sistemlerin, gelecekte arama kurtarma ekiplerine önemli destek sağlaması bekleniyor.
Araştırmanın uzun vadeli hedefleri arasında ise bu biyoteknolojik sistemlerin Mars gibi zorlu yüzeylerde keşif görevlerinde kullanılması da yer alıyor. Nature Communications dergisinde yayımlanan çalışma, biyoloji ile robotik teknolojilerinin bir araya geldiği yenilikçi uygulamalar arasında gösteriliyor.