Günlük yaşamda birçok insan, üzüntüsünü ya da kırgınlığını doğrudan ifade etmek yerine öfke yoluyla dışa vurur.
Psikologlara göre bunun nedeni, öfkenin savunma sağlayan bir duygu olmasıdır. İnsan canı yandığında her zaman “üzüldüm” diyemez; bu durumda zihin, duygusal acıyı bastırmak için daha güçlü bir tepki üretir.
Öfke, aslında savunma işlevi gören ikincil bir duygudur. Üzüntü, kırılganlığı gösterirken öfke kişiyi korur.
Bu yüzden çoğu insan üzgün olduğunda bile kendini kızgın hisseder. Psikolojik açıdan bakıldığında, bu durum bir “duygusal zırh” etkisi yaratır.
ZİHİN KIRILGANLIĞI GİZLEMEK İÇİN SAVUNMAYA GEÇER
İnsan duygularıyla başa çıkmakta zorlandığında, bilinç dışı bir süreç devreye girer. Psikolojide “savunma mekanizması” olarak adlandırılan bu süreç, zihin için bir koruma alanı oluşturur.
Kırılan biri çoğu zaman doğrudan “canım yandı” demez; bunun yerine eleştirir, uzaklaşır ya da öfkeyle tepki verir. Değer görmediğini hisseden biri sessiz kalmak yerine sertleşir. Bu davranış biçimi, duygusal acının görünmesini engelleyen bir kalkan işlevi görür.
ÇOCUKLUKTA ÖĞRENİLEN DUYGUSAL KALIPLAR
Uzmanlara göre, duyguların nasıl ifade edildiği çocuklukta öğrenilir. Bazı ailelerde ağlamak zayıflık, üzülmek abartı, kırılmak ise gereksiz bir hassasiyet olarak görülür. Bu durumda çocuk, “üzülmek yanlış, güçlü görünmeliyim” mesajını öğrenir.
Yetişkinlikte ise bu davranış biçimi otomatikleşir. Kişi, aslında üzgün olduğunu bilse bile bu duyguyu ifade etmekte zorlanır. Öfke böylece bir alışkanlık haline gelir ve kişi duygusunu koruma refleksiyle dışa vurur.
ÖFKE KONTROL HİSSİ VERİR, ÜZÜNTÜ ÇARESİZLİK
Üzüntü, insanın kendini savunmasız hissettiği bir duygudur. Oysa öfke, hareketi ve kontrolü beraberinde getirir. Bağırmak, mesafe koymak ya da tepki vermek kişiye yeniden gücünü hissettiren eylemler olur. Bu nedenle öfke, kimi zaman bir saldırı değil, bir tutunma biçimidir.
ASLINDA SÖYLENMEK İSTENEN BAŞKA BİR ŞEYDİR
Birçok öfke cümlesinin ardında farklı bir mesaj saklıdır:
“Beni fark etmeni istedim.”
“Beklediğim gibi davranmadın.”
“Kırıldım ama nasıl anlatacağımı bilemedim.”
Uzmanlara göre, duygunun adını koymak davranışı değiştirir. “Kızgınım” demek kolaydır ama “kırıldım” demek cesaret ister. Kişi duygusunu doğru ifade ettiğinde çatışma azalır, anlayış artar.
GÖRÜNEN SERTLİK, ÇOĞU ZAMAN KORUNMA ÇABASIDIR
Psikolojik olarak öfke her zaman yıkıcı değildir. Bazen yalnızca duyulmamış bir duygunun en gür hali olarak ortaya çıkar. İnsan bazen bağırarak değil, içe kapanarak ya da mesafe koyarak kendini korur.
Uzmanlar, duygusal farkındalığın bu süreçte en etkili çözüm olduğunu vurguluyor. Gerçek duygunun adını koymak, hem iletişimi güçlendirir hem de içsel öfkenin yerini anlayışa bırakır.