Her yıl 15 Şubat, çocukluk çağı kanserine dikkat çekmek ve farkındalığı artırmak amacıyla “Uluslararası Çocukluk Çağı Kanseri Günü” olarak anılıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre dünya genelinde her yıl 19 yaş altındaki yaklaşık 400 bin çocuğa kanser teşhisi konuluyor. Lösemi, beyin tümörleri, lenf kanseri ve solid tümörler en sık görülen türler arasında yer alıyor. Uzmanlara göre erken teşhis ve doğru tedaviye erişim sağlandığında çocukluk çağı kanserlerinde başarı oranı yüksek olabiliyor. Ancak ülkeler arasındaki sosyoekonomik farklar, tedaviye ulaşım ve hayatta kalma oranlarını doğrudan etkiliyor.
ERKEN TANI VE TEDAVİYE ERİŞİM ÜLKEDEN ÜLKEYE DEĞİŞİYOR
Çocukluk çağı kanserlerinde ateş, kalıcı ve şiddetli baş ağrısı, kemik ağrısı ve kilo kaybı gibi belirtiler erken uyarı işareti olabiliyor. Bu semptomların zamanında fark edilmesi ve doğru sağlık merkezlerine başvurulması tedavi sürecini doğrudan etkiliyor. Sağlık altyapısı güçlü olan ülkelerde erken tanı oranı daha yüksek seyrederken, düşük ve orta gelirli ülkelerde geç ya da yanlış tanı sık görülebiliyor.
Uzmanlar, ilaç, cerrahi operasyon ve radyoterapi gibi tedavi yöntemlerinin birçok vakada etkili olduğunu belirtiyor. Ancak tedaviye sınırlı erişim, ekonomik yetersizlikler ve bazı durumlarda tedavinin yarıda bırakılması, hayatta kalma oranlarının düşmesine neden oluyor. Bu tablo, ülkelerin sağlık sistemleri arasındaki farkın çocukluk çağı kanserine doğrudan yansıdığını ortaya koyuyor.
KAYIT SİSTEMLERİ GÜÇLÜ OLAN ÜLKELERDE VAKA SAYILARI DAHA YÜKSEK GÖRÜNÜYOR
Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC) bünyesinde görev yapan Dr. Eva Steliarova-Foucher, küresel istatistiklerin yüksek gelirli ülkelerde çocukluk çağı kanserinin daha fazla görüldüğünü ortaya koyduğunu belirtti. Ancak bu durumun, söz konusu ülkelerdeki sağlık kayıt sistemlerinin daha kapsamlı olmasından kaynaklanabileceğine dikkat çekti.
Foucher, düşük gelirli ülkelerde tanının gecikebildiğini ya da bazı vakalarda hiç konulamadığını ifade etti. Afrika kıtasında çocukluk çağı kanserine ilişkin verilerin, çocuk nüfusunun yalnızca yaklaşık yüzde 5’ini kapsayan sınırlı kayıt sistemlerinden elde edildiğini belirten Foucher, bu durumun gerçek tabloyu yansıtmadığını söyledi. Güncel analizlere göre hayatta kalma oranları, yüksek gelirli ülkeler ile düşük ve orta gelirli ülkeler arasında halen büyük farklılık gösteriyor.
BİLGİ VE KAYNAK EKSİKLİĞİ GEÇ TANIYA YOL AÇIYOR
Foucher, sağlık çalışanlarının eğitimi ve toplumdaki farkındalık düzeyinin sosyoekonomik koşullarla yakından ilişkili olduğunu vurguladı. Ekonomik ve çevresel sorunlarla mücadele eden ülkelerde kanser konusunda bilgi ve kaynak eksikliğinin daha belirgin olabildiğini belirten Foucher, bu durumun geç tanıya yol açtığını ifade etti.
Ayrıca veri gizliliğine yönelik politikalar nedeniyle hasta bilgilerinin merkezileştirilmesinin zorlaştığını kaydeden Foucher, veri paylaşımı olmadan çocukluk çağı kanseri araştırmalarında ilerleme sağlanamayacağını dile getirdi. Uluslararası iş birliğinin önemine dikkat çeken uzmanlar, farkındalık günlerinin somut politika ve eylemlere zemin hazırlaması gerektiğini belirtiyor.