Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınan ve Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin simgesi haline gelen İstiklal Marşı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilişinin üzerinden 105 yıl geçti. Her yıl 12 Mart’ta anılan bu tarih, hem milli marşın kabulünü hem de Mehmet Akif Ersoy’un Türk edebiyatı ve milli mücadele tarihindeki yerini hatırlatan önemli günlerden biri olarak kabul ediliyor.
İstiklal Marşı, yalnızca bir şiir ya da marş olmanın ötesinde, Kurtuluş Savaşı yıllarında verilen bağımsızlık mücadelesinin ruhunu yansıtan bir metin olarak değerlendiriliyor. Milli Mücadele döneminde milletin kararlılığını, fedakarlığını ve bağımsızlık iradesini ifade eden eser, kabul edildiği günden bu yana Türkiye Cumhuriyeti’nin milli marşı olarak okunmaya devam ediyor.
İSTİKLAL MARŞI YARIŞMASI NASIL BAŞLADI
Osmanlıca tutanaklardan derlenen bilgilere göre İstiklal Marşı için açılan yarışma ilk kez 25 Ekim 1920 tarihinde Hakimiyet-i Milliye gazetesinde yayımlanan bir ilanla duyuruldu. Milli marşın belirlenmesi amacıyla düzenlenen yarışmaya çok sayıda şair eser gönderdi. Ancak gönderilen şiirlerin istenen nitelikleri karşılamadığı yönünde değerlendirmeler yapılması üzerine dönemin Milli Eğitim Bakanı ve Antalya Milletvekili Hamdullah Suphi Tanrıöver, Mehmet Akif Ersoy’dan bir şiir kaleme almasını talep etti.
Yarışmaya para ödülü konulması nedeniyle başlangıçta katılmak istemediği bilinen Mehmet Akif Ersoy, yapılan ısrarlar üzerine milli mücadeleyi anlatan şiirini yazdı. Ersoy’un kaleme aldığı metin kısa sürede dikkat çekti ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde değerlendirilmek üzere gündeme alındı.
TBMM’DE OKUNDU VE BÜYÜK ÇOĞUNLUKLA KABUL EDİLDİ
İstiklal Marşı, ilk kez 1 Mart 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milletvekillerinin takdirine sunuldu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün başkanlığında gerçekleşen oturumda şiir Meclis kürsüsünden okundu. Dönemin Meclis kürsüsünde şiiri okuyan isim ise Hamdullah Suphi Tanrıöver oldu.
Şiirin okunması sırasında “Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak” dizeleri Meclis salonunda yoğun alkışlarla karşılandı. İstiklal Marşı, ilk okunmasının ardından yeniden değerlendirilmek üzere Meclis gündemine alındı.
11 gün sonra, 12 Mart 1921 tarihinde gerçekleştirilen oturumda Meclis’in ikinci başkanı Adnan Adıvar tarafından oylamaya sunulan eser, “ekseriyet-i azime” olarak ifade edilen büyük çoğunlukla kabul edilerek Türkiye’nin milli marşı olarak ilan edildi.
MEHMET AKİF ERSOY VE İSTİKLAL MARŞI’NIN ANLAMI
Mehmet Akif Ersoy’un kaleme aldığı İstiklal Marşı, Kurtuluş Savaşı yıllarında Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesini anlatan en önemli metinlerden biri olarak kabul ediliyor. Eserde yer alan dizeler, işgal altındaki Anadolu’da verilen mücadelenin ruhunu ve milletin bağımsızlık konusundaki kararlılığını yansıtıyor.
Milli marşın kabul edilmesinin ardından Mehmet Akif Ersoy, şiir için verilen para ödülünü kabul etmedi. Bu durum, Ersoy’un eseri bir ödül için değil, milli mücadele ruhunu ifade etmek amacıyla kaleme aldığı yönünde yorumlandı.
İstiklal Marşı, kabul edildiği 1921 yılından bu yana resmi törenlerde, anma programlarında ve eğitim kurumlarında okunarak milli birlik ve bağımsızlık vurgusunun sembollerinden biri olarak varlığını sürdürüyor.
12 MART’TA ANMA VE KUTLAMA MESAJLARI PAYLAŞILIYOR
İstiklal Marşı’nın kabulünün yıl dönümü olan 12 Mart’ta, Türkiye genelinde çeşitli anma programları ve etkinlikler düzenleniyor. Kamu kurumları, eğitim kuruluşları ve sivil toplum kuruluşları tarafından yapılan açıklamalarda Mehmet Akif Ersoy ve milli mücadele kahramanları anılıyor.
Ayrıca sosyal medya platformlarında ve resmi kurumların açıklamalarında İstiklal Marşı’nın kabulünün yıl dönümüne ilişkin mesajlar paylaşılıyor. Bu mesajlarda, İstiklal Marşı’nın Türk milletinin bağımsızlık iradesini ve milli kimliğini simgeleyen bir eser olduğu vurgulanıyor.
12 Mart, aynı zamanda Mehmet Akif Ersoy’un hatırasını yaşatmak ve İstiklal Marşı’nın yazıldığı dönemin tarihi önemini hatırlatmak açısından da önemli günlerden biri olarak değerlendiriliyor.