Hastaneden yapılan açıklamada, toplumun büyük bir bölümünü etkileyen helikobakter pilori enfeksiyonunun çoğu zaman belirti vermeden ilerlediği ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiği ifade edildi. Ağızdan ağıza, çatal, bıçak gibi ortak kullanılan eşyalar ve yakın temasla bulaşan bakterinin, özellikle aile bireyleri arasında hızla yayılabildiği vurgulandı.
AİLE İÇİNDE BULAŞMA ORANI YÜKSEK
Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Ziya Mocan, helikobakter pilorinin insandan insana bulaşan bir bakteri olduğunu söyledi. Bulaşmanın tükürük, tükürük damlacıkları ve yakın temas yoluyla gerçekleştiğini aktaran Mocan, “Bu nedenle özellikle eşler arasında bulaşma sık görülür. Eşlerden birinde bakteri varsa, diğerinde bulunma olasılığı yaklaşık yüzde 90 civarındadır. Aynı şekilde anne-baba ve çocuklar arasında da geçiş söz konusudur. İyi yıkanmayan çatal, bıçak gibi ürünlerden de bulaşabilir.” dedi.
TANI VE GÖRÜLME ORANLARI
Tanı konulan kişilerin aile bireylerinin de taranması gerektiğini belirten Mocan, kan testleri, endoskopi, gaita ve nefes testlerinin tanıda kullanıldığını ifade etti. En yaygın yöntemin kan testi olduğunu vurgulayan Mocan, “Kanda bakılan helikobakter pylori IgG antikoru, daha önce geçirilmiş enfeksiyonu gösterir. Bakteri mide asidine dayanıklıdır ve mide mukozasına yerleşerek uzun süre kalabilir.” diye konuştu.
Hastalığın gelişmekte olan ülkelerde yaklaşık yüzde 70, gelişmiş ülkelerde ise yüzde 30 oranında görüldüğünü aktaran Mocan, Türkiye’de genel nüfusun yaklaşık yüzde 70’inde geçirilmiş enfeksiyon bulgularının saptandığını kaydetti.
RİSK GRUPLARI VE TEDAVİ SÜRECİ
Kalabalık ailelerde yaşayanlar, hijyen koşulları yetersiz olanlar, düşük sosyoekonomik düzeyde bulunanlar ve aynı evde helikobakter pilori taşıyıcısı olanların risk grubunda yer aldığını belirten Mocan, mide ve on iki parmak bağırsağı ülseri olanlar, mide kanaması geçirenler, ailesinde mide kanseri öyküsü bulunanlar ile sigara kullananların da mutlaka taranması gerektiğini söyledi.
Tedavide antibiyotiklerin kullanıldığını ve sürecin yaklaşık 2 hafta sürdüğünü belirten Prof. Dr. Mocan, tedavinin hekim kontrolünde uygulanması gerektiğini vurguladı. Tedavi sonrası tekrarlama riskinin yüzde 30 civarında olduğunu aktaran Mocan, sigara, alkol ve baharatlı gıdaların tedavi sürecini olumsuz etkilediğini sözlerine ekledi.