Kültür Sanat

Çocukların tuttuğu tekne orucunun hikayesi

Ramazan’da çocukların oruca alışması için tutulan “tekne orucu” geleneği, Osmanlı dönemine uzanan anlamlı bir hikâyeye dayanıyor.

Abone Ol

Ramazan ayı geldiğinde çocuklu ailelerde en çok duyulan ifadelerden biri “Sen tekne orucu tut” oluyor. Oruç ibadetine heves eden ancak yaşları gereği tam gün aç kalmaları uygun görülmeyen çocuklara söylenen bu söz, uzun yıllardır yaşatılan bir geleneği temsil ediyor.

Tekne orucu, çocukları oruç ibadetine alıştırmak amacıyla ortaya çıkmış kültürel bir uygulama olarak biliniyor. Genellikle günün yarısına kadar tutulan bu oruç, öğle ya da ikindi vakti gibi saatlerde sonlandırılıyor. Böylece çocuklar hem ibadeti deneyimleme fırsatı buluyor hem de sabır ve dayanma duygusunu öğreniyor.

OSMANLI DÖNEMİNDE TEKNE ORUCUNUN HİKAYESİ

Rivayete göre Osmanlı döneminde çocuklar yarım gün oruç tuttuktan sonra, evlerde bulunan büyük hamur teknelerinin içine alınır, burada dinlenmeleri sağlanır ve ardından kendilerine yemek verilirdi. Bu gelenek, çocukların ibadete karşı ilgisini canlı tutmak amacıyla uygulanırdı.

Çocuklar, “tekne” adı verilen bu kaplarda iftar ederken aile büyükleri tarafından övülür, oruçlarını tamamlayamadıkları halde teşvik edilirlerdi. Bu uygulama zamanla halk arasında “tekne orucu” olarak anılmaya başladı ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir gelenek haline geldi.

GÜNÜMÜZDE TEKNE ORUCU

Günümüzde de özellikle Anadolu’nun birçok bölgesinde tekne orucu geleneği çocuklara Ramazan’ı sevdirmek amacıyla sürdürülüyor. Aileler, çocuklarına sabır ve ibadet bilincini kazandırmak için bu yöntemi eğlenceli bir alışkanlık haline getiriyor.

Tekne orucu, dini bir zorunluluk taşımamakla birlikte, manevi değerlerin erken yaşta öğrenilmesini sağlayan sembolik bir uygulama olarak önemini koruyor. Ramazan’ın ruhunu yaşatan bu gelenek, aile içi dayanışmayı ve kültürel mirası gelecek nesillere aktarmanın da bir yolu olarak görülüyor.