Türkiye, zeytin ve zeytinyağı üretiminde son yılların en güçlü performanslarından birini sergileyerek küresel ölçekte dikkatleri üzerine çekti. Uluslararası Zeytin Konseyi’nin (UZK) verilerine göre Türkiye, zeytinyağı üretiminde İtalya’yı geride bırakarak İspanya’nın ardından dünyanın en büyük ikinci üreticisi konumuna yükseldi.
Bu başarı, yalnızca üretim miktarlarıyla sınırlı kalmadı; sofralık zeytinde dünya liderliği, ihracattaki hızlı artış ve uluslararası projelerde üstlenilen aktif rollerle desteklendi. UZK Genel Direktörü Jaime Lillo’nun açıklamaları, Türkiye’nin artık zeytin sektöründe vazgeçilmez bir aktör haline geldiğini net biçimde ortaya koyuyor.
TÜRKİYE ZEYTİNYAĞINDA DÜNYA İKİNCİSİ OLDU
Son beş hasat dönemini kapsayan veriler, Türkiye’nin zeytinyağı üretiminde istikrarlı bir yükseliş yaşadığını gösteriyor. 2024-2025 hasat yılında 505 bin tonluk üretimle tarihi bir zirveye ulaşan Türkiye, bu performansla İtalya’yı geride bırakarak dünya ikinciliğine yerleşti. UZK Genel Direktörü Jaime Lillo, Türkiye’nin zeytin dünyasında “büyük bir ülke” olduğunu vurgularken, yalnızca iç pazarda değil uluslararası arenada da güçlü bir büyüme sergilediğine dikkat çekti.
Bu yükseliş, zeytinyağının küresel ölçekte artan sağlık bilinciyle daha fazla tercih edilmesiyle de doğrudan bağlantılı. Özellikle COVID-19 sonrası dönemde, zeytinyağının sağlığa katkıları daha görünür hale geldi. ABD, Kanada, Çin ve Japonya gibi geleneksel olmayan pazarlarda bile tüketimin artması, Türkiye gibi üretici ülkeler için yeni fırsatlar yarattı.
SOFRALIK ZEYTİNDE LİDERLİK VE İHRACATTA REKOR ARTIŞ
Türkiye’nin başarısı yalnızca zeytinyağıyla sınırlı kalmadı. 2024-2025 hasat yılında sofralık zeytin üretiminde Mısır’ı geride bırakan Türkiye, dünyanın en büyük üreticisi oldu. Lillo’nun “olağanüstü bir hasat” olarak nitelediği bu dönem, sektörün geldiği noktayı açıkça ortaya koydu.
İhracat tarafında da dikkat çekici bir tablo oluştu. 2024-2025 hasat yılında dünya genelinde zeytinyağı ihracatı yüzde 25 artarken, bu artışa en büyük katkıyı yüzde 132’lik sıçramayla Türkiye sağladı. Ortalama bir hasat yılında yaklaşık 96 bin ton olan ihracat, söz konusu dönemde 160 bin tona ulaştı. Bu rakamlar, Türkiye’nin küresel pazarlardaki etkinliğini ve rekabet gücünü açıkça ortaya koyuyor.
TÜRKİYE’NİN UZK İÇİNDEKİ ROLÜ VE İKLİM PROJELERİ
Türkiye, üretim gücünün yanı sıra Uluslararası Zeytin Konseyi içindeki aktif rolüyle de öne çıkıyor. 2023’ten bu yana UZK’da İcra Direktör Yardımcısı düzeyinde temsil edilen Türkiye, Konsey bünyesinde yürütülen birçok projeye katkı sağlıyor. İzmir’de bulunan Dünya Zeytin Koleksiyonu ve Ulusal Zeytin Gen Bankası, bu alandaki en önemli örnekler arasında gösteriliyor.
Lillo’ya göre Türkiye, iklim değişikliğiyle mücadelede zeytinliklerin rolünü ele alan projelerde de kilit bir konumda. Zeytinliklerin karbon dengesi üzerindeki etkisini ölçmeye yönelik geliştirilen yeni araçlar ve araştırmalar, Türkiye’nin bilimsel altyapısının sektöre sunduğu katkıları gözler önüne seriyor. Bu çalışmalar, zeytinin yalnızca ekonomik değil çevresel açıdan da stratejik bir ürün olduğunu ortaya koyuyor.
UZK verileri, Türkiye’nin zeytinyağı üretiminde dönemsel dalgalanmalar yaşadığını gösteriyor. 2025-2026 hasat yılı için üretimin 290 bin ton seviyesine gerilemesi beklenirken, bu durumun doğal bir döngünün parçası olduğu ifade ediliyor. Türkiye’de yıllık zeytinyağı tüketimi ortalama 170 bin ton civarında seyrediyor. Kişi başına tüketimin yaklaşık 2 kilogram olması ise iç pazarda hâlâ önemli bir büyüme potansiyeline işaret ediyor.
Öte yandan, zeytinyağının sağlık üzerindeki olumlu etkilerine dair bilimsel veriler de sektörün geleceğine dair umutları güçlendiriyor. Son 20 yılda yapılan araştırmalar, zeytinyağının kalp hastalıkları riskini yüzde 15, kardiyovasküler hastalıklardan ölüm riskini yüzde 23 oranında azalttığını ortaya koyuyor. Bu tablo, zeytin ve zeytinyağının önümüzdeki yıllarda da küresel ölçekte önemini artıracağını gösteriyor.