SSÇ.

Abone Ol

Kimse kahraman kesilip masal anlatmasın.

Sahadan geldik.

Yıllarca yargıda, yasal tabirle SSÇ “ suça sürüklenen çocukların” yargılandığı, uyuşturucu suçlarına bakan birimde yönetici olarak görev aldık.

Suça sürüklenen çocukları da, varsa ailelerini de iyi tanırım.

Bugün,

Fake takipçi manyağı matbuat alemiyle çok muhterem zevat,

Gençlerin hayatını karartan o zehri, o kimyasal istilayı "asayiş bülteni" sanıyor.

Bırakalım yüce basını, bürokratik masalları.

Ateş düştüğü yeri yakar.

Önümüzde öyle bir tablo var ki, gencimiz zehir tacirlerinin pençesinde kıvranıyor.

Ülkenin dört bir yanını saran o zehir, o illet, sadece ciğerleri değil; bu toprakların ferasetini, bu halkın haysiyetini kemiriyor. Sokak aralarında, kuytu köşelerde, "bir kereden bir şey olmaz" diyenler evlatlarımızı zehirliyor.

Güvenlik güçlerinin tüm çalışmasına rağmen,

Çocuklar annelerin babaların ailelerin umurunda bile değil.

“Aman bana bulaşmasın.

Saldım çayıra mevlam kayıra.”

Suça sürüklenen çocuklar ailelerine teslim edilecek, ortada aile yok.

Bu gün hangi beka sorunundan bahsediyoruz?

En büyük beka sorunu,

Sosyal medya bataklığındaki gencin gözlerinin ferinin sönmesidir.

Adli dosyalar birikmiş, mahkeme koridorları gençliğini yakmış çocuklarla dolup taşıyor.

Emniyet Genel Müdürlüğü'ne göre Türkiye'de 2024 yılında kayda geçen 309 bin 28 uyuşturucu olayının 258 bin 141'i (yüzde 83,5) kullanma amaçlı uyuşturucu madde satın alma, kabul etme bulundurma kapsamında gerçekleşti.

%83 ne demek?

Bu insanlar bu illete nasıl ulaşıyor?

Bu zehir gemilerle, tırlarla, sınırlardan kuş olup uçarak mı giriyor bu memlekete?

Bizim zamanımızda delikanlılık, mahallenin namusunu korumaktı; şimdiki delikanlılık, bir poşet sentetik zehrin peşinde, kendi annesini babasını tanımayacak hale gelmek mi oldu?

Bu mudur modernlik?

Sosyal medyadan aldığı talimatla hareket eden, sentetik maddelerle beyni yıkanmış, ruhu teslim alınmış bir nesil yetişiyor.

O pislik yuvalarından çıkan her duman, bu ülkenin geleceğinden çalınan bir nefestir.

"Sentetik ölüm" diyorlar adına; hayır, bu sadece ölüm değil, bu toplumsal bir intihardır.

Gri binalarda istatistik yapanlar,

Masa başında tıklanma manyağı olmuş asayiş bültenlerini haber yapanlar,

Rakamlara bakıp "şöyle arttı, böyle azaldı" diye nutuk atmayı bırakın.

Bırakın istatistiği bırakın sosyal medyada tıklanma saymayı,

Sokağa inin…

O bitmiş hayatların içine girin.

Bir annenin feryadını dinlemeden,

Bir babanın çaresizliğini görmeden hazırlanan hiçbir rapor yangını söndüremez.

Gençleri sosyal medyayla zararlı alışkanlıklarla zehirleyip suça sürüklüyorlar.

Hepimizle birlikte en büyük görev ailelere düşüyor.

Çocuklarınıza sahip çıkın,

Gençlerinize sahip çıkın.

İnsanımız bizimdir.

Bu vatan sadece toprak parçası değildir.

Vatan,

Toprağın üstünde dimdik duran,

Anasına, atasına, taşına toprağına sahip çıkan,

Beynini kimseye kiraya vermeyen,

Zihni berrak,

Ruhu temiz Türk gencidir.

Gerisi teferruattır…