Şanlıurfa’da düzenlenen Kültür Yolu Festivali kapsamında, usta şef ve mutfak araştırmacısı Ömür Akkor, Neolitik Çağ’da Mezopotamya’da yaşayan insanların beslenme alışkanlıklarını bugüne uyarladı.
Taş Tepeler Projesi çerçevesinde Karahantepe’de yürütülen çalışmaların ardından hazırlanan menü, basın mensuplarına tanıtıldı.
Akkor, 12 bin yıl öncesine ait verilerden yola çıkarak dönemin yemek kültürünü yeniden yorumladı. Hazırlanan yemekler, hem tarihi hem de gastronomik açıdan dikkat çekti.
KARAHANTEPE’DE 12 BİN YILLIK YEMEKLER YENİDEN HAZIRLANDI
Neolitik Çağ mutfağı üzerine yapılan çalışmalarda elde edilen bulgular, hazırlanan menüye doğrudan yansıdı.
Şef Ömür Akkor, Şanlıurfa’nın yerel ürünlerini kullanarak dönemin beslenme alışkanlıklarını canlandırdı.
Menüde doğal buğdaydan yapılan ekmek, yanık sadeyağ, koyun yoğurdu, mevsim otları, buğday lapası ve kuzu kemikli et gibi ürünler yer aldı.
Ayrıca Karacadağ pirinciyle hazırlanan yemekler de sunumda öne çıktı. Akkor, bu ürünleri seçerken arkeolojik veriler ve bölgenin tarihsel geçmişini dikkate aldığını belirtti.
Yemeklerin hazırlanışında ise “Nasıl pişiriyorlardı?” sorusuna yanıt arandı. Bu doğrultuda bazı otlar çiğ, bazıları ise sınırlı pişirme teknikleriyle hazırlandı.
BUĞDAYIN İZİNDE YAPILAN ARAŞTIRMALAR DİKKAT ÇEKTİ
Çalışmalar sırasında en çok öne çıkan ürünün buğday olduğunu ifade eden Akkor, Anadolu’nun buğdayın ana vatanı olduğunu vurguladı.
12 bin yıl önce Karahantepe’de yaşayan insanların da temel besin kaynağının buğday olduğu belirtildi.
Akkor, bugün dünya genelinde milyonlarca insanın beslenmesinde önemli yer tutan buğdayın kökeninin bu topraklara dayandığını dile getirdi.
Karacadağ bölgesinde yetişen pirincin de bu açıdan önemli bir örnek olduğunu söyleyen Akkor, bu ürünlerin tarihsel süreçte insanlığın beslenme alışkanlıklarını şekillendirdiğini kaydetti.
Yapılan araştırmalar, buğdayın o dönemde haşlanarak ve kavrularak tüketildiğini ortaya koydu. Ayrıca farklı türlerde ekmek üretildiği ve basit fırıncılık tekniklerinin kullanıldığı da elde edilen veriler arasında yer aldı.
DOĞAYLA UYUMLU YAŞAM YEMEK KÜLTÜRÜNE YANSIDI
Neolitik Çağ mutfağı çalışmaları, yalnızca yemekleri değil, dönemin yaşam biçimini de ortaya koydu.
Akkor, o dönemde insanların doğayla uyum içinde yaşadığını ve beslenme alışkanlıklarının da buna göre şekillendiğini ifade etti.
Menüde yer alan bakla, yeşil nohut, çeşitli otlar ve bölgeye özgü çöl mantarı gibi ürünler, bu doğal yaşamın bir parçası olarak öne çıktı.
Akkor, bu ürünlerin günümüzde de Anadolu’nun birçok bölgesinde tüketilmeye devam ettiğini belirtti.
Taş Tepeler bölgesinin insanlık tarihi açısından önemli bir miras olduğuna dikkat çeken Akkor, bu çalışmaların geçmiş ile bugün arasında bir köprü kurduğunu dile getirdi.
Hazırlanan menü, hem kültürel mirasın korunmasına katkı sağladı hem de ziyaretçilere farklı bir gastronomi deneyimi sundu.