Ege’nin ılıman havası ile İç Anadolu’nun karasal sertliğinin çarpıştığı bu topraklarda, dağ silsileleri yaşamın belirleyicisi konumundadır. İşte şehrin silüetini oluşturan, nehirleri besleyen ve turizme yön veren o dağların detaylı analizi.
1. MURAT DAĞI
Kütahya coğrafyasının tartışmasız lideri olan Murat Dağı, Gediz ve Banaz çaylarının doğduğu bereketli bir havza olarak bilinir. Bölgenin zirve noktası kabul edilen bu kütle, tam 2312 metre yüksekliğe ulaşarak şehrin çatısını oluşturur.
Murat Dağı’nı diğerlerinden ayıran en kritik özellik, dünyada nadir rastlanan bir jeolojik fenomene ev sahipliği yapmasıdır: Dağın zirvesinde kayak sporu yapılırken, hemen eteklerinde 40 dereceyi bulan şifalı termal sular kaynamaktadır. Sarıçiçek Yaylası ve endemik bitki türleriyle de bir tabiat parkı hüviyetinde olan dağ, Kütahya’nın "Termal Kayak Merkezi" vizyonunun merkezinde yer alır.
2. ŞAPHANE DAĞI
İlin batı yakasında, Simav ve Şaphane ilçeleri arasında heybetli bir duvar gibi yükselen Şaphane Dağı, bölgenin ekolojik dengesi için hayati bir önem taşır. Yapılan orografik ölçümlerde 2120 metre irtifaya sahip olduğu belirlenen dağ, Murat Dağı’ndan sonra ilin en yüksek ikinci zirvesidir.
Özellikle gür orman dokusu ve yüksek yağış alma kapasitesi sayesinde, çevresindeki tarım arazilerini besleyen yeraltı su kaynaklarının ana deposu görevini görür. Dağın kuzey yamaçları daha sert ve kayalık bir yapı sergilerken, güney yamaçları hayvancılık ve yayla faaliyetleri için elverişli platolar sunar.
3.EĞRİGÖZ DAĞI
Emet ve Tavşanlı ilçeleri arasında geniş bir coğrafyaya yayılan Eğrigöz Dağı, jeolojik yapısı itibarıyla Kütahya’nın diğer dağlarından keskin bir şekilde ayrılır. Volkanik kökenli granit kayaların oluşturduğu bu kütle, yaklaşık 1930 metre yüksekliğindedir.
Dağın sarp kayalıkları ve derin vadileri, tarih boyunca savunma amaçlı kale yerleşimlerine (Eğrigöz Kalesi gibi) ev sahipliği yapmıştır. Maden çeşitliliği açısından oldukça zengin olan Eğrigöz, aynı zamanda "İkiz Taşlar" gibi ilginç kaya formasyonlarıyla dağcılık ve kaya tırmanışı sporu için keşfedilmeyi bekleyen bir potansiyel sunmaktadır.
4. TÜRKMEN DAĞI
Kütahya’nın doğu kapısında bulunan Türkmen Dağı, Eskişehir ile olan il sınırını doğal bir setle belirler. 1826 metre yüksekliğindeki bu dağ bloğu, isminden de anlaşılacağı üzere yüzyıllardır Türkmen ve Yörük kültürünün yaylak-kışlak rotası üzerinde bulunur.
Geniş meraları ve su kaynaklarının bolluğu, bölgede küçükbaş hayvancılığın gelişmesindeki temel faktördür. Ayrıca Porsuk Barajı havzasını besleyen derelerin önemli bir kısmı bu dağın eteklerinden doğar. Frig Vadisi’ne yakınlığı sebebiyle de tarih ve doğa turizminin kesişim noktasında yer alır.
5. SİMAV (GÖLCÜK) DAĞLARI
Simav Dağları, yerel halk arasında ise Gölcük Dağı olarak bilinir. Ortalama 1800 metrelik bir yükseltiye sahip olan bu silsilenin en dikkat çekici yanı, zirvesinde barındırdığı krater gölüdür.
"Gölcük Yaylası" olarak bilinen bu alan, yaz aylarında serinlemek isteyen binlerce yerli turisti ağırlar. Dağ, ovadaki jeotermal enerjinin ve sıcak su kaynaklarının yeryüzüne çıkış hatlarını kontrol eden fay sistemleriyle de doğrudan ilişkilidir.
6. YELLİCE DAĞLARI
Kütahya kent merkezine en yakın ve en hakim yükselti olan Yellice Dağı, şehrin iklimsel kaderini tayin eden en önemli faktördür. 1764 metre yüksekliğindeki zirvesi, yılın büyük bölümünde rüzgarlıdır; bu da dağa ismini vermiştir.
Kentin güneyini kapatan bu kütle, üzerinde barındırdığı TRT vericileri ve telekomünikasyon istasyonlarıyla şehrin teknolojik altyapı üssü gibidir. Ayrıca Kütahya Kent Ormanı projesi ve yürüyüş parkurları, Yellice’nin eteklerinde yer alır, Yellice Dağı vatandaşların hafta sonu en çok ziyaret ettiği yerlerden biridir.
7. GÜMÜŞ DAĞI
Yellice Dağı ile aynı orografik sistemin bir parçası olan Gümüş Dağı, 1750 metrelik zirvesiyle bu hattı tamamlar
Gümüş Dağı’nın çam ormanlarından süzülen hava, yüksek oksijen oranıyla bilinmektedir. Şehir merkezinin hava kirliliğinden arınmasında doğal bir filtre görevi gören dağ, aynı zamanda Köprüören ve Yoncalı gibi yerleşimlerin su ihtiyaçlarını karşılayan kaynaklara ev sahipliği yapar.
9. DOMANİÇ DAĞLARI
Kütahya’nın kuzeybatı ucunda, Marmara Bölgesi (Bursa-İnegöl) ile İç Ege’yi birbirine bağlayan Domaniç Dağları, ilin diğer yükseltilerinden çok farklı bir karaktere sahiptir. Ortalama 1600 metre civarındaki zirveleriyle (Darıtepe vb.) Uludağ silsilesinin coğrafi bir uzantısı niteliğindedir. Ancak bu dağları diğerlerinden ayıran asıl özellik yüksekliği değil, barındırdığı eşsiz flora çeşitliliğidir.
Kayın, meşe ve çam ağaçlarının iç içe geçtiği bu orman denizi, dünyada sadece belirli enlemlerde görülen bir biyoçeşitliliğe sahiptir. Özellikle sonbahar aylarında ağaçların sarıdan kızıla dönen renk spektrumu, Türkiye’nin en önemli "Foliage" (yaprak dökümü turizmi) rotalarından birini oluşturur.
Dağlar, sadece ekolojik değil, tarihsel bir misyona da sahiptir. Osmanlı Devleti’nin kurucusu Kayı Boyu’nun "yazlak" olarak kullandığı bu yaylalar, Hayme Ana’dan Ertuğrul Gazi’ye uzanan tarihi göç yoluna ev sahipliği yapmıştır. Kıvrılarak uzanan meşhur dağ yolları ve Topuk Yaylası Tabiat Parkı, bugün hem doğa sporcularının hem de tarih meraklılarının bölgedeki en önemli uğrak noktasıdır.