Yaşam

Ebeveyn çatışmalarında en ağır yükü çocuk taşıyor

Uzmanlar, çocukların ebeveynler arasındaki haklılık mücadelesine dahil edilmesinin kalıcı etkiler bırakabileceğini belirtiyor.

Abone Ol

Ev içinde yaşanan tartışmaların çocuklar üzerindeki etkisi çoğu zaman sanılandan daha derin olabiliyor.

Uzmanlar, anne ve babaların farkında olmadan çocukları kendi haklılık mücadelelerinin bir parçası haline getirebildiğine dikkat çekerek, bunun çocukların duygusal gelişimini olumsuz etkileyebileceğini vurguluyor.

ÇOCUKLAR DUYGUSAL GERİLİMİ HIZLA FARK EDİYOR

Çocuklar yaşanan tartışmaların içeriğini her zaman anlayamayabilir ancak evdeki duygusal atmosferi oldukça güçlü şekilde hissedebilir.

Ses tonundaki değişimler, uzun sessizlikler, yüz ifadeleri ve davranışlardaki farklılıklar çocukların dikkatinden kaçmıyor.

Uzmanlara göre çocuklar, anne ve babaları arasındaki gerilimi çoğu zaman kelimelerden çok davranışlar üzerinden algılıyor.

Bu nedenle aile içinde yaşanan çatışmaların çocuklar üzerinde bıraktığı etki, düşünüldüğünden daha uzun süre devam edebiliyor.

TEK TARAFLI MESAJLAR ÇOCUĞUN ALGISINI ETKİLEYEBİLİYOR

Ebeveynlerin tartışmalar sonrasında kullandığı bazı ifadeler, çocukların olayları taraflı değerlendirmesine neden olabiliyor.

Sık sık bir ebeveyni suçlayan veya kendisini sürekli haklı gösteren söylemler, çocuğun zihninde tek yönlü bir hikâye oluşturabiliyor. Zamanla çocuk, ebeveynlerinden birini sürekli mağdur, diğerini ise sürekli sorun çıkaran kişi olarak görmeye başlayabiliyor.

Bu durum hem aile içi ilişkilere hem de çocuğun güven duygusuna zarar verebiliyor.

ÇOCUK HAKEM DEĞİLDİR

Uzmanlar, çocukların anne ve baba arasındaki anlaşmazlıklarda karar verici konuma itilmemesi gerektiğini belirtiyor. Tartışmaların ardından çocuğa kimin haklı olduğunu sormak ya da diğer ebeveyn hakkında yorum yapmasını istemek, yaşına uygun olmayan bir sorumluluk yüklenmesine yol açabiliyor.

Çocukların temel ihtiyacı ebeveynleri arasında seçim yapmak değil, her iki ebeveyn tarafından da koşulsuz sevildiğini ve güvende olduğunu hissetmektir.

Bu nedenle yetişkinlere ait sorunların çözümünde çocukların aracı ya da destek unsuru olarak görülmemesi gerektiği ifade ediliyor.

ÇOCUKLAR ÇOĞU ZAMAN SADECE SON TEPKİYİ GÖRÜYOR

Aile içindeki çatışmaların önemli bir kısmı görünmeyen süreçlerden oluşuyor. Gün boyu süren kırıcı davranışlar, imalı sözler veya sessiz gerilimler çoğu zaman çocukların dikkatinden kaçabiliyor.

Ancak yükselen bir ses tonu ya da öfke patlaması kolaylıkla fark ediliyor. Bu nedenle çocuklar çoğu zaman olayların yalnızca son bölümüne tanıklık ediyor ve yaşanan sürecin tamamını değerlendirme şansına sahip olmuyor.

Uzmanlar, bu durumun çocukların olayları eksik ya da yanlış yorumlamasına neden olabileceğini belirtiyor.

EVİN HUZURUNDAN SORUMLU HİSSEDEN ÇOCUKLAR OLABİLİYOR

Bazı çocuklar aile içindeki gerginliği azaltmak için kendi üzerlerine sorumluluk almaya başlıyor. Tartışma çıkmaması için sessiz davranmak, kardeşleriyle ilgilenmek veya ebeveynlerini mutlu etmeye çalışmak bu davranışlar arasında yer alıyor.

Uzmanlara göre uzun süre devam eden bu durum, çocukların kendi ihtiyaçlarını geri plana atmasına ve aşırı sorumluluk duygusu geliştirmesine neden olabiliyor.

İlerleyen yıllarda sürekli başkalarını memnun etmeye çalışan, hata yapmaktan çekinen ve ilişkilerinde aşırı yük üstlenen bireylerin geçmişinde benzer aile deneyimlerine sıkça rastlanabiliyor.

ÇOCUKLARIN İHTİYACI GÜVEN DUYGUSUDUR

Uzmanlar, çocukların ebeveynlerinin hangi tartışmada haklı olduğunu değil, evde kendilerini ne kadar güvende hissettiklerini hatırladığını ifade ediyor.

Bu nedenle sağlıklı ebeveynlik, yalnızca haklı çıkmaya çalışmak ya da son sözü söylemek anlamına gelmiyor. Asıl önemli olan, çocukları yetişkinlerin çatışmalarının dışında tutabilmek ve onların duygusal güvenliğini koruyabilmek.

Çocukların sağlıklı gelişimi için anne ve babaların yaşadıkları sorunları kendi aralarında çözmeleri ve çocukları taraf seçmek zorunda bırakmamaları büyük önem taşıyor.