Süresiz nafaka düzenlemesi Anayasa Mahkemesi'nin gündeminde. 4 Haziran'daki kritik toplantıdan sonra karar belli olacak.
Türkiye'de yıllardır hukuk ve toplum gündeminin en tartışmalı başlıkları arasında yer alan süresiz nafaka uygulaması, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) önüne yeniden geliyor. Türk Medeni Kanunu'nda yer alan yoksulluk nafakasının süre sınırı olmaksızın talep edilebilmesine imkan tanıyan hüküm, 4 Haziran'da yapılacak
Genel Kurul toplantısında değerlendirilecek. Antalya'dan gelen başvuru üzerine başlayacak inceleme, hem devam eden boşanma davaları hem de nafaka sistemine ilişkin gelecekteki düzenlemeler açısından belirleyici olabilir. Kararın nasıl şekilleneceği ise milyonlarca kişinin yakından takip ettiği bir konu haline geldi.
ANTALYA'DAKİ BOŞANMA DAVASI SÜRECİ AYM'YE TAŞIDI
Sürecin merkezinde Antalya 12. Aile Mahkemesi'nin baktığı bir boşanma davası bulunuyor. Mahkeme, Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde yer alan ve kamuoyunda "süresiz nafaka" olarak bilinen hükmün Anayasa'ya aykırı olabileceği değerlendirmesiyle dosyayı Anayasa Mahkemesi'ne gönderdi.
Mevcut düzenleme, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek tarafın, kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması şartıyla mali gücü oranında nafaka talep edebilmesine imkan tanıyor. Kanun metninde nafaka süresine ilişkin herhangi bir üst sınır bulunmaması ise yıllardır devam eden tartışmaların temelini oluşturuyor. Başvuruda, nafakanın süresiz şekilde devam etmesinin mülkiyet hakkı ve ölçülülük ilkesi bakımından yeniden değerlendirilmesi gerektiği savunuluyor.
SÜRESİZ NAFAKA HAKKINDA DAHA ÖNCE HANGİ KARARLAR VERİLDİ?
Anayasa Mahkemesi, aynı düzenlemeyi geçmiş yıllarda da incelemişti. Yüksek Mahkeme, 2012 yılında yaptığı değerlendirmede iptal talebini reddetmiş ve boşanma sonrasında ekonomik açıdan zor durumda kalabilecek eşin korunmasının sosyal hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğuna hükmetmişti.
2015 yılında yapılan başka bir başvuru ise esas incelemeye alınmadan sonuçlandı. Bunun nedeni, Anayasa'nın aynı hüküm hakkında yeniden başvuru yapılabilmesi için öngördüğü süre şartının henüz dolmamış olmasıydı. Aradan geçen yılların ardından konu yeniden Yüksek Mahkeme'nin gündemine taşınırken, hukuk çevreleri bu kez farklı bir değerlendirme yapılıp yapılmayacağını merak ediyor.
SÜRESİZ NAFAKA TARTIŞMALARI VE OLASI HUKUKİ SONUÇLAR
Süresiz nafaka uygulaması, özellikle son yıllarda kamuoyunda yoğun şekilde tartışılıyor. Nafaka ödeyen taraflar, yükümlülüğün belirli şartlarda ömür boyu devam edebilmesini eleştirirken; kadın hakları örgütleri ve bazı hukukçular ise ekonomik açıdan dezavantajlı duruma düşen eşlerin korunmasının önemine dikkat çekiyor.
Anayasa Mahkemesi'nin iptal yönünde karar vermesi halinde mevcut sistemin yeniden şekillendirilmesi gündeme gelebilir. Böyle bir durumda kanun koyucunun yeni bir düzenleme hazırlaması ve nafaka sürelerinin belirli kriterlere bağlanması ihtimali öne çıkıyor. Ret kararı çıkması halinde ise mevcut uygulama yürürlükte kalmaya devam edecek. Bu nedenle 4 Haziran'daki görüşme, yalnızca hukuki değil sosyal etkileri bakımından da yakından izleniyor.
12. YARGI PAKETİ NAFAKA DÜZENLEMESİNİ GÜNDEMDE TUTUYOR
Süresiz nafaka konusu yalnızca Anayasa Mahkemesi'ndeki başvuruyla sınırlı değil. Adalet Bakanlığı tarafından hazırlıkları sürdürülen 12. Yargı Paketi kapsamında da nafaka sistemine ilişkin çeşitli alternatiflerin değerlendirildiği biliniyor.
Kulislerde yer alan bilgilere göre çalışmalar arasında evlilik süresine göre nafaka belirlenmesi, belirli koşullar altında süre sınırı getirilmesi ve ekonomik durum değişikliklerinin daha etkin şekilde dikkate alınması gibi seçenekler bulunuyor. Ancak şu ana kadar yürürlüğe girmiş kesin bir düzenleme bulunmuyor. Bu nedenle AYM'nin vereceği kararın, yasa hazırlıklarının yönünü de etkileyebileceği değerlendiriliyor.