<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>| Kütahya Ekspres</title>
    <link>https://kutahyaekspres.com</link>
    <description>Kütahya son dakika haberleri anında Kütahya Ekspres'te. Kütahya'dan en güncel haberler, siyaset, spor, ekonomi ve asayiş gelişmelerini tarafsız ve hızlı habercilikle takip edin. Kütahya'ya dair tüm haberler Kütahya Ekspres'te.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://kutahyaekspres.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© 2025 Kütahya Ekspres. Tüm hakları saklıdır. Haber içerikleri kaynak gösterilmeden kullanılamaz.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 16 Jun 2026 14:47:26 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://kutahyaekspres.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Doktorlar anlatıyor komadayken vücutta gerçekten ne oluyor?]]></title>
      <link>https://kutahyaekspres.com/doktorlar-anlatiyor-komadayken-vucutta-gercekten-ne-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://kutahyaekspres.com/doktorlar-anlatiyor-komadayken-vucutta-gercekten-ne-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Koma halinde dışarıdan hareketsiz görünen vücutta aslında ciddi biyolojik değişimler yaşanıyor. Uzmanlar, beynin kısmen çalışmaya devam ettiğini ve kas kaybının hızla ilerlediğini belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Koma, kişinin dış uyaranlara yanıt veremediği derin bilinçsizlik hali olarak tanımlanıyor.</p>

<p>Beyin travmaları, enfeksiyonlar, oksijen yetersizliği ve çeşitli nörolojik nedenlerle ortaya çıkabilen bu durum, yalnızca bilinç kaybı değil, aynı zamanda vücutta çok yönlü biyolojik değişimlerin başladığı bir süreç olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre koma halindeki hastalarda dışarıdan hiçbir tepki görülmese de, vücut içinde hem beyin aktivitesi hem de kas sistemi üzerinde önemli değişiklikler meydana geliyor.</p>

<h2><strong>BEYİN TAMAMEN KAPANMIYOR</strong></h2>

<p>Araştırmalar, komadaki hastaların beyninin bazı bölgelerinin tamamen durmadığını gösteriyor. Özellikle işitme ve dokunma gibi duyusal uyaranlara karşı belirli beyin tepkilerinin devam edebildiği ifade ediliyor.</p>

<p>Uzmanlar, tanıdık seslerin veya fiziksel uyarıların bazı hastalarda nörolojik aktivite oluşturabildiğini belirtiyor.</p>

<p>Ancak bu tepkilerin bilinçli algıya dönüşüp dönüşmediği kesin olarak bilinmiyor. Hastaların bir kısmı uyanma sonrası hiçbir şey hatırlamazken, bazıları belirli sesleri veya hisleri kısmen hatırladığını ifade edebiliyor.</p>

<p><img alt="Doktorlar Anlatıyor Komadayken Vücutta Gerçekten Ne Oluyor?1" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/doktorlar-anlatiyor-komadayken-vucutta-gercekten-ne-oluyor1.webp" width="800" /></p>

<h3><strong>HAREKETSİZLİK KAS KAYBINI HIZLANDIRIYOR</strong></h3>

<p>Koma sürecinin en belirgin fiziksel etkilerinden biri kas kaybı olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, uzun süreli hareketsizliğin “kullanıma bağlı kas erimesi” olarak bilinen atrofi sürecini hızlandırdığını belirtiyor.</p>

<p>Yapılan gözlemlere göre ilk 24 saat içinde kaslarda erime süreci başlayabiliyor.</p>

<p>Bir hafta içinde kas kütlesinde yaklaşık yüzde 5 oranında kayıp yaşanırken, bu oran iki haftada yüzde 10-15 seviyelerine çıkabiliyor.</p>

<p>Bir ayı bulan hareketsizlikte ise kas kaybının yüzde 30’a kadar ulaşabildiği ifade ediliyor.</p>

<p>Bu kayıpların vücutta eşit şekilde dağılmadığı, özellikle bacak kaslarının üst ekstremitelere göre daha hızlı zayıfladığı da uzmanlar tarafından vurgulanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>KONTRAKTÜR RİSKİ CİDDİ SONUÇLAR DOĞURABİLİR</strong></h3>

<p>Uzun süreli hareketsizlik sadece kas kaybına değil, eklem yapısında da kalıcı değişimlere yol açabiliyor. “Kontraktür” olarak adlandırılan bu durum, eklemleri bir arada tutan bağ dokularının sertleşmesiyle ortaya çıkıyor.</p>

<p>Bu süreç ilerlediğinde parmakların yumruk şeklinde kalması, diz ve dirseklerin hareket ettirilemez hale gelmesi gibi kalıcı sorunlar oluşabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle koma hastalarında düzenli fiziksel müdahale büyük önem taşıyor.</p>

<p><img alt="Doktorlar Anlatıyor Komadayken Vücutta Gerçekten Ne Oluyor?" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/doktorlar-anlatiyor-komadayken-vucutta-gercekten-ne-oluyor.webp" width="800" /></p>

<h3><strong>FİZİK TEDAVİ YAŞAMİ ÖNEM TAŞIYOR</strong></h3>

<p>Uzmanlar, koma sürecindeki hastalarda kas ve eklem sağlığını korumanın en etkili yolunun düzenli fizik tedavi uygulamaları olduğunu belirtiyor.</p>

<p>Fizyoterapistler, hastaların uzuvlarını belirli aralıklarla pasif olarak hareket ettirerek eklem sertleşmesini önlemeye çalışıyor.</p>

<p>Ayrıca uzun süreli hareketsizliğin kalp kası üzerinde de olumsuz etkiler yaratabileceği, kalbin zamanla daha düşük verimle çalışmaya başlayabileceği ifade ediliyor.</p>

<p>Bu nedenle koma sürecinde yalnızca hayati fonksiyonların değil, kas ve iskelet sisteminin de aktif şekilde desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor.</p>

<p>Uzmanlara göre koma hastalarının iyileşme sürecinde erken ve düzenli fizik tedavi uygulamaları, uzun vadeli yaşam kalitesini belirleyen en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://kutahyaekspres.com/doktorlar-anlatiyor-komadayken-vucutta-gercekten-ne-oluyor</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 12:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/doktorlar-anlatiyor-komadayken-vucutta-gercekten-ne-oluyor2.webp" type="image/jpeg" length="53526"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kütahya’da hareket yaşı ölçüm kampanyası]]></title>
      <link>https://kutahyaekspres.com/kutahyada-hareket-yasi-olcum-kampanyasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://kutahyaekspres.com/kutahyada-hareket-yasi-olcum-kampanyasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı’nın “Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa” kampanyası kapsamında Kütahya’da vatandaşların fiziksel aktivite düzeyleri ölçüldü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kütahya’da Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen “Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa” kampanyası kapsamında vatandaşların fiziksel aktivite düzeylerini ölçmeye yönelik etkinlik gerçekleştirildi. Zafer Meydanı’nda düzenlenen programda vatandaşların hareket kabiliyeti çeşitli testlerle değerlendirildi.</p>

<p>Etkinlikte katılımcılara denge, kas kuvveti ve fonksiyonel hareket kapasitesini ölçmeye yönelik uygulamalar yapıldı. Tek ayak üzerinde denge testi, el dinamometresi ile kavrama kuvveti ölçümü ve 30 saniye otur-kalk testi ile bireylerin fiziksel durumları analiz edildi.</p>

<h2><strong>FİZİKSEL KAPASİTE ÖLÇÜMLERİ YAPILDI</strong></h2>

<p>Etkinlik kapsamında yapılan testlerle vatandaşların denge becerisi, kas gücü ve günlük yaşam aktivitelerini gerçekleştirme düzeyi değerlendirildi. Elde edilen verilerin, bireylerin fiziksel aktivite durumuna ilişkin farkındalık oluşturması amaçlandı.</p>

<p>Kütahya İl Sağlık Müdürlüğü yöneticilerinin de katıldığı etkinlikte, vatandaşların ölçümlere ilgisi dikkat çekti. Programda uzmanlar tarafından katılımcılara bilgilendirme de yapıldı.</p>

<p><img alt="Kütahya’da Hareket Yaşı Ölçüm Kampanyası 2" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/kutahyada-hareket-yasi-olcum-kampanyasi-2.webp" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>SAĞLIKLI YAŞAM FARKINDALIĞI HEDEFLENİYOR</strong></h3>

<p>Kampanya ile toplumda fiziksel aktivite bilincinin artırılması, düzenli hareket alışkanlığının teşvik edilmesi ve bireylerin hareket kapasitelerinin değerlendirilmesi hedefleniyor. Ayrıca gerekli görülen vatandaşların fizyoterapi desteğine yönlendirilmesi planlanıyor.</p>

<p><img alt="Kütahya’da Hareket Yaşı Ölçüm Kampanyası" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/kutahyada-hareket-yasi-olcum-kampanyasi.webp" width="1280" /></p>

<p><img alt="Kütahya’da Hareket Yaşı Ölçüm Kampanyası 3" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/kutahyada-hareket-yasi-olcum-kampanyasi-3.webp" width="1280" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://kutahyaekspres.com/kutahyada-hareket-yasi-olcum-kampanyasi</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 10:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/kutahyada-hareket-yasi-olcum-kampanyasi-1.webp" type="image/jpeg" length="29018"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Boyun ağrıları ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabilir]]></title>
      <link>https://kutahyaekspres.com/boyun-agrilari-ciddi-saglik-sorunlarinin-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://kutahyaekspres.com/boyun-agrilari-ciddi-saglik-sorunlarinin-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, uzun süren boyun ağrılarının boyun fıtığına işaret edebileceğini belirterek erken tanının önemine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Boyun fıtığı, yetişkinlerde görülen boyun ağrılarının önemli nedenleri arasında yer alıyor. Özellikle masa başında çalışanlar, uzun süre bilgisayar kullananlar, bazı meslek grupları ile ağır işlerde çalışan kişilerde daha sık görülen rahatsızlık, ilerleyen durumlarda yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, uzun süre devam eden boyun ağrılarının ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek, erken tanı ve uygun tedavinin olası komplikasyonların önüne geçebileceğini ifade ediyor.</p>

<h2><strong>BOYUN FITIĞI KOL VE ELLERİ ETKİLEYEBİLİYOR</strong></h2>

<p>Boyun fıtığı, omurlar arasında bulunan disklerin yırtılarak çevresindeki sinir kökleri veya omuriliğe baskı yapması sonucu ortaya çıkıyor. Baskının oluştuğu seviyeye göre boyun bölgesindeki ağrılara ek olarak kol, el ve parmaklara yayılan ağrı, uyuşma ve karıncalanma görülebiliyor.</p>

<p>İleri seviyedeki vakalarda kol ve ellerde kuvvet kaybı gelişebiliyor. Omuriliğin etkilenmesi durumunda ise ayaklarda uyuşma, yürüme güçlüğü ve idrar kontrolüyle ilgili sorunlar gibi daha ciddi belirtiler ortaya çıkabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Boyun Kütletmenin Sağlık Açısından Riskleri (1)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2024/12/boyun-kutletmenin-saglik-acisindan-riskleri-1.webp" width="1280" /></p>

<h3><strong>TEDAVİ HASTANIN DURUMUNA GÖRE PLANLANIYOR</strong></h3>

<p>Boyun fıtığı tanısı, hastanın şikayetlerinin değerlendirilmesi, nörolojik muayene ve gerekli görüntüleme yöntemleriyle konuluyor. Bazı durumlarda sinir iletimini değerlendirmek amacıyla EMG incelemesi de yapılabiliyor.</p>

<p>Sinir basısının hafif olduğu durumlarda fizik tedavi, egzersiz, medikal masaj ve benzeri uygulamalar tercih edilebiliyor. Bu yöntemler ağrının azaltılmasına ve yaşam kalitesinin artırılmasına katkı sağlarken, bazı fıtıkların zaman içerisinde küçülebileceği belirtiliyor.</p>

<p></p>

<h3><strong>CERRAHİ TEDAVİ GEREKEN DURUMLAR OLABİLİYOR</strong></h3>

<p>İlaç ve diğer tedavi yöntemlerine rağmen şikayetleri devam eden ya da nörolojik bulguları bulunan hastalarda cerrahi tedavi seçenekleri değerlendiriliyor. Uzmanlar, ameliyatın son aşamaya kadar ertelenmesinin tedavi başarısını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Mikrocerrahi yöntemiyle gerçekleştirilen operasyonların güvenli ve etkili bir seçenek olduğu belirtilirken, ameliyat sonrası düzenli egzersiz yapılmasının ve risk faktörlerinden uzak durulmasının tedavi sonuçlarını desteklediği ifade ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://kutahyaekspres.com/boyun-agrilari-ciddi-saglik-sorunlarinin-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/kutahyaekspres-com/uploads/2024/12/boyun-kutletmenin-saglik-acisindan-riskleri-2.webp" type="image/jpeg" length="18235"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anne sütü bebeğin cinsiyetine göre değişebilir]]></title>
      <link>https://kutahyaekspres.com/anne-sutu-bebegin-cinsiyetine-gore-degisebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://kutahyaekspres.com/anne-sutu-bebegin-cinsiyetine-gore-degisebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, anne sütü içeriğinin kız ve erkek bebeklerin ihtiyaçlarına göre farklılaşabileceğini araştırıyor. Bulgular dikkat çekse de kesin sonuç için yeni çalışmalara ihtiyaç duyuluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Anne sütü, bebeklerin sağlıklı büyüme ve gelişiminde en önemli besin kaynaklarından biri olarak kabul ediliyor. Son yıllarda yürütülen bilimsel araştırmalar ise anne sütünün yalnızca bebeğin yaşına ve gelişim dönemine göre değil, bebeğin cinsiyetine göre de farklılık gösterebileceğine işaret ediyor. Uzmanlar, bu konuda elde edilen sonuçların dikkat çekici olduğunu ancak kesin yargılara varabilmek için daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.</p>

<h2><strong>ANNE SÜTÜ DİNAMİK BİR YAPIYA SAHİP</strong></h2>

<p>Uzun yıllar boyunca anne sütü tek tip ve sabit bir besin kaynağı olarak değerlendirilse de günümüzde yapılan araştırmalar bunun çok daha karmaşık bir biyolojik sistem olduğunu ortaya koyuyor. Doğumdan hemen sonra salgılanan kolostrum ile ilerleyen aylarda üretilen olgun süt arasında önemli farklılıklar bulunuyor. Anne sütünün yağ, protein, karbonhidrat, bağışıklık hücreleri ve enerji içeriği bebeğin ihtiyaçlarına göre zaman içinde değişebiliyor.</p>

<p>Ayrıca prematüre doğan bebeklerin annelerinde üretilen sütlerin de farklı özellikler taşıyabildiği biliniyor. Bu durum, bilim insanlarını anne sütünün bebeğin bireysel özelliklerine ne ölçüde uyum sağlayabildiğini araştırmaya yöneltiyor.</p>

<p><img alt="Anne Sütü Bebeğin Cinsiyetine Göre Değişebilir2" class="detail-photo img-fluid" height="533" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/anne-sutu-bebegin-cinsiyetine-gore-degisebilir2.webp" width="800" /></p>

<h3><strong>CİNSİYETE GÖRE FARKLILIK İHTİMALİ DİKKAT ÇEKİYOR</strong></h3>

<p>Araştırmacılar tarafından yürütülen bazı çalışmalarda, kız ve erkek bebekler için üretilen anne sütlerinde belirli farklılıklar tespit edildiği bildiriliyor. Bazı bulgular, erkek bebek annelerinin sütünde enerji ve protein miktarının daha yüksek olabileceğini öne sürerken, bazı çalışmalarda ise kız bebekler için üretilen sütlerde farklı enerji ve mineral profillerine rastlandığı belirtiliyor.</p>

<p>Ancak bu sonuçlar tüm araştırmalarda aynı şekilde doğrulanmış değil. Farklı araştırmalardan elde edilen verilerin birbirleriyle tam olarak örtüşmemesi, konunun hâlâ bilimsel inceleme aşamasında olduğunu gösteriyor.</p>

<h3><strong>FARKLILIĞIN NEDENİ HENÜZ BİLİNMİYOR</strong></h3>

<p>Bilim insanları, kız ve erkek bebeklerin büyüme hızları, enerji gereksinimleri ve gelişim süreçlerinde bazı farklılıklar olabileceğini uzun zamandır biliyor. Bu nedenle anne sütünün de bebeğin ihtiyaçlarına uyum sağlayacak şekilde değişiklik gösterebileceği düşünülüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bununla birlikte anne sütünün içeriğinin hangi biyolojik mekanizmalarla şekillendiği ve bebeğin cinsiyetinin bu süreçte ne derece etkili olduğu henüz netlik kazanmış değil. Uzmanlar, mevcut verilerin yeni araştırmalar için önemli bir temel oluşturduğunu ifade ediyor.</p>

<p><img alt="Anne Sütü Bebeğin Cinsiyetine Göre Değişebilir1" class="detail-photo img-fluid" height="533" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/anne-sutu-bebegin-cinsiyetine-gore-degisebilir1.webp" width="800" /></p>

<h3><strong>BİLİMSEL ÇALIŞMALARDA ORTAK SONUÇ YOK</strong></h3>

<p>Anne sütü ile bebek cinsiyeti arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmaların tamamı aynı sonuçlara ulaşmıyor. Bazı çalışmalarda anlamlı farklılıklar belirlenirken, bazı araştırmalarda yağ, protein, karbonhidrat ve enerji miktarlarında cinsiyete bağlı belirgin bir değişim saptanmıyor.</p>

<p>Araştırmacılar, sonuçlar arasındaki farklılığın çalışma gruplarının büyüklüğü, ülkeler arasındaki yaşam koşulları, beslenme alışkanlıkları ve emzirme dönemlerinin değişkenlik göstermesinden kaynaklanabileceğini değerlendiriyor. Bu nedenle daha geniş katılımlı ve uzun süreli araştırmaların yapılması gerektiği vurgulanıyor.</p>

<h3><strong>UZMANLARDAN ANNELERE GÜVENCE VEREN MESAJ</strong></h3>

<p>Uzmanlar, mevcut bulguların annelerin sütlerinin yeterliliği konusunda kaygı duymasını gerektirmediğinin altını çiziyor. Araştırmaların amacı, bir anne sütünün diğerinden daha üstün olduğunu göstermek değil; insan vücudunun bebeklerin ihtiyaçlarına nasıl uyum sağladığını daha iyi anlamak.</p>

<p>Bugünkü bilimsel bilgiler ışığında anne sütü, bebeğin cinsiyeti ne olursa olsun sağlıklı büyüme ve gelişim için en değerli besin kaynaklarından biri olmaya devam ediyor. Araştırmacılar ise anne sütünün sanılandan çok daha kişiselleşmiş ve değişken bir yapıya sahip olabileceği ihtimali üzerinde çalışmalarını sürdürüyor.</p>

<p><img alt="Anne Sütü Bebeğin Cinsiyetine Göre Değişebilir" class="detail-photo img-fluid" height="534" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/anne-sutu-bebegin-cinsiyetine-gore-degisebilir.webp" width="800" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://kutahyaekspres.com/anne-sutu-bebegin-cinsiyetine-gore-degisebilir</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 11:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/anne-sutu-bebegin-cinsiyetine-gore-degisebilir3.webp" type="image/jpeg" length="40852"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilinçsiz vitamin kullanımı sağlık riskini artırıyor]]></title>
      <link>https://kutahyaekspres.com/bilincsiz-vitamin-kullanimi-saglik-riskini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://kutahyaekspres.com/bilincsiz-vitamin-kullanimi-saglik-riskini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, vitamin ve takviye ürünlerinin yalnızca ihtiyaç halinde ve hekim kontrolünde kullanılmasını öneriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Vitamin ve takviye ürünlerine olan ilgi her geçen gün artarken, uzmanlar bilinçsiz kullanımın sağlık açısından çeşitli riskler oluşturabileceği konusunda uyarıyor. Memorial Ankara Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü'nden Prof. Dr. Ali Akçay, vitamin ve mineral takviyelerinin kişisel ihtiyaçlara göre değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<h2><strong>EN SIK D VİTAMİNİ VE B VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ GÖRÜLÜYOR</strong></h2>

<p>Toplumda en yaygın görülen vitamin eksikliklerinin başında D vitamini ve B grubu vitaminleri geliyor. Bu eksiklikler genellikle halsizlik, çabuk yorulma ve odaklanma güçlüğü gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Uzmanlar, eksiklik şüphesi bulunan kişilerin takviye kullanımına başlamadan önce gerekli tetkikleri yaptırmasının önem taşıdığını vurguluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Hastalıktan Asıl Koruyan Vitamin C Değilmiş1-1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2025/12/hastaliktan-asil-koruyan-vitamin-c-degilmis1-1.webp" width="1280" /></p>

<h3><strong>TAKVİYE KULLANIMI ÖNCESİNDE HEKİM DEĞERLENDİRMESİ ÖNERİLİYOR</strong></h3>

<p>Vitaminlerin de birer kimyasal madde olduğuna dikkat çeken uzmanlar, gelişigüzel kullanımın beklenen faydayı sağlamayabileceğini ve bazı yan etkilere yol açabileceğini belirtiyor. Özellikle gebeler, emziren anneler, düzenli ilaç kullananlar, vegan beslenenler, bağırsak emilim bozukluğu bulunanlar ve sınırlı güneş ışığına maruz kalan bireylerin takviye ihtiyacının uzman değerlendirmesiyle belirlenmesi gerektiği ifade ediliyor.</p>

<h3><strong>FAZLA VİTAMİN TÜKETİMİ YAN ETKİLERE NEDEN OLABİLİYOR</strong></h3>

<p>Uzmanlara göre yüksek dozda vitamin kullanımı bazı sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Özellikle yağda çözünen A, D, E ve K vitaminleri vücutta birikebildiği için daha fazla risk taşıyor. Aşırı D vitamini kullanımının böbrek taşı oluşumuna neden olabileceği, yüksek doz A ve E vitamini kullanımının ise çeşitli sağlık problemleriyle ilişkilendirildiği belirtiliyor.</p>

<p><img alt="D Vitamini Takviyesi Telomer Uzunluğunu Koruyor" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2025/05/d-vitamini-takviyesi-telomer-uzunlugunu-koruyor.webp" width="1280" /></p>

<h3><strong>SAĞLIKLI YAŞAM ALIŞKANLIKLARI ÖN PLANDA OLMALI</strong></h3>

<p>Uzmanlar, vitamin ve mineral takviyelerinin kilo verme, enerji artırma veya genç kalma gibi amaçlarla kullanılmasının bilimsel olarak yeterince desteklenmediğini ifade ediyor. Vitamin eksikliklerini önlemenin en etkili yolunun dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, yeterli güneş ışığı ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları olduğu belirtilirken, takviyelerin yalnızca gerekli durumlarda doktor kontrolünde kullanılması gerektiği vurgulanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://kutahyaekspres.com/bilincsiz-vitamin-kullanimi-saglik-riskini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 10:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/kutahyaekspres-com/uploads/2025/06/uzmanlar-uyariyor-yorgunlugunuzun-kaynagi-vitamin-eksikligi-olabilir.webp" type="image/jpeg" length="81046"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hızlı kilo kaybı kulakta bu değişime yol açabiliyor]]></title>
      <link>https://kutahyaekspres.com/hizli-kilo-kaybi-kulakta-bu-degisime-yol-acabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://kutahyaekspres.com/hizli-kilo-kaybi-kulakta-bu-degisime-yol-acabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, GLP-1 grubu zayıflama ilaçlarıyla hızlı kilo kaybının kulak memelerinde hacim azalması ve sarkmaya neden olabileceğini belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda kilo kontrolü amacıyla kullanılan GLP-1 grubu ilaçlar, sağladıkları kilo kaybı nedeniyle dünya genelinde yaygınlaşırken, hızlı kilo vermenin vücutta oluşturduğu değişiklikler de dikkat çekmeye devam ediyor.</p>

<p>Daha önce yüz, kalça ve göğüs bölgesinde gözlenen hacim kayıpları gündeme gelirken, uzmanlar şimdi de kulak memelerinde meydana gelen değişimlere dikkat çekiyor.</p>

<p>Plastik cerrahi uzmanlarına göre hızlı kilo kaybı, yalnızca vücudun büyük bölgelerinde değil, kulak memeleri gibi küçük yağ dokularının bulunduğu alanlarda da belirgin etkiler oluşturabiliyor. Yağ dokusunun azalması sonucunda kulak memelerinde incelme, hacim kaybı ve sarkma görülebiliyor.</p>

<h2><strong>HIZLI KİLO KAYBI HACİM KAYBINA NEDEN OLABİLİYOR</strong></h2>

<p>Uzmanlar, kulak memelerinin yapısında bulunan yağ dokusunun zamanla veya hızlı kilo kaybı sonrasında azalabileceğini belirtiyor. Bu durum bazı kişilerde kulak memelerinin daha uzun, ince ve sarkık görünmesine yol açabiliyor.</p>

<p>Son dönemde estetik kliniklerine başvuran bazı kişilerin, özellikle küpe kullanırken kulak memelerindeki değişimi fark ettikleri ifade ediliyor. Uzmanlar, bu durumun sağlık açısından ciddi bir sorun oluşturmasa da estetik kaygılar nedeniyle danışmanlık taleplerini artırdığını belirtiyor.</p>

<p>Hızlı kilo kaybının etkileri kişiden kişiye değişirken, yaş, cilt yapısı ve genetik faktörlerin de görünüm üzerindeki etkileri bulunuyor.</p>

<p><img alt="Hızlı Kilo Kaybı Kulak Memelerinde Değişime Yol Açabiliyor1" class="detail-photo img-fluid" height="480" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/hizli-kilo-kaybi-kulak-memelerinde-degisime-yol-acabiliyor1.webp" width="800" /></p>

<h3><strong>ESTETİK UYGULAMALARA TALEP ARTIYOR</strong></h3>

<p>Plastik cerrahi uzmanları, kulak memelerindeki hacim kaybını gidermek amacıyla çeşitli estetik uygulamaların tercih edildiğini aktarıyor. Dolgu uygulamaları, yağ enjeksiyonları ve bazı cerrahi işlemler bu yöntemler arasında yer alıyor.</p>

<p>Bu uygulamaların amacı, kulak memesinin daha dolgun ve simetrik bir görünüm kazanmasını sağlamak olarak açıklanıyor. Ancak uzmanlar, her estetik müdahalenin kişiye özel değerlendirilmesi gerektiğini ve işlemlerin uzman hekimler tarafından planlanmasının önem taşıdığını vurguluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Hızlı Kilo Kaybı Kulak Memelerinde Değişime Yol Açabiliyor" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/hizli-kilo-kaybi-kulak-memelerinde-degisime-yol-acabiliyor.webp" width="800" /></p>

<h3><strong>GLP-1 İLAÇLARININ KULLANIMI YAYGINLAŞIYOR</strong></h3>

<p>Obezite ve tip 2 diyabet tedavisinde kullanılan GLP-1 grubu ilaçlar, son yıllarda kilo verme amacıyla da yaygın şekilde tercih edilmeye başladı. Bu ilaçlar iştah kontrolüne yardımcı olarak kilo kaybını destekleyebiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, hızlı kilo kaybı sürecinde yalnızca kilo değişiminin değil, cilt ve vücut yapısında meydana gelebilecek farklılıkların da takip edilmesi gerektiğini belirtiyor. Sağlıklı kilo verme sürecinin hekim kontrolünde yürütülmesi ve olası değişimlerin uzman görüşüyle değerlendirilmesi tavsiye ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://kutahyaekspres.com/hizli-kilo-kaybi-kulakta-bu-degisime-yol-acabiliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 11:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/hizli-kilo-kaybi-kulak-memelerinde-degisime-yol-acabiliyor2.webp" type="image/jpeg" length="35516"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sinek mi, kene mi ısırdı? İzden ayırt edin]]></title>
      <link>https://kutahyaekspres.com/sinek-mi-kene-mi-isirdi-izden-ayirt-edin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://kutahyaekspres.com/sinek-mi-kene-mi-isirdi-izden-ayirt-edin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan kene vakalarıyla birlikte sinek ısırıklarıyla karışan cilt izleri endişe yaratıyor. İşte ayırt etme yolları.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte böcek ısırıkları daha sık görülmeye başlıyor. Özellikle sivrisinek ısırıkları ile kene ısırıkları, ciltte bıraktıkları izler nedeniyle zaman zaman birbirine karıştırılabiliyor. Ancak bu iki ısırık türü hem görünüm hem de zaman içindeki değişim açısından belirgin farklılıklar taşıyor.</p>

<h2><strong>KENE ISIRIĞININ BELİRTİLERİ</strong></h2>

<p>Kene, deriye tutunarak uzun süre beslenen bir parazit olduğu için ısırık sonrası ciltte daha belirgin izler bırakabilir.</p>

<p>Kene çıkarıldıktan sonra ısırılan bölgede çoğu zaman küçük koyu renkli bir nokta ya da delik görünümü oluşur.</p>

<p>Bazı vakalarda ise ısırık çevresinde halka şeklinde kızarıklık gelişebilir. Bu görünüm, zamanla genişleyebildiği için dikkatle takip edilmesi gerekir.</p>

<p>Kene ısırıkları genellikle sadece yüzeysel bir kaşıntıdan ibaret kalmaz ve ciltte daha kalıcı izler bırakabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Sinek Mi, Kene Mi Isırdı? İzden Ayırt Edin Ipucu!!" class="detail-photo img-fluid" height="415" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/sinek-mi-kene-mi-isirdi-izden-ayirt-edin-ipucu.webp" width="800" /></p>

<h3><strong>SİNEK ISIRIĞININ ÖZELLİKLERİ</strong></h3>

<p>Sivrisinek ve benzeri böcek ısırıkları ise genellikle küçük, yuvarlak ve hafif kabarık kızarıklıklar şeklinde ortaya çıkar.</p>

<p>Bu ısırıklar kısa sürede kaşıntı yapar ancak çoğunlukla birkaç gün içinde kendiliğinden kaybolur.</p>

<p>Sinek ısırıklarında ciltte belirgin bir delik veya koyu nokta oluşması beklenmez.</p>

<p>Ayrıca kızarıklık genellikle sabit kalır ve yayılma eğilimi göstermez.</p>

<h3><strong>NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURULMALI?</strong></h3>

<p>Eğer ısırık bölgesinde kızarıklık hızla büyüyor, halka şeklinde yayılıyor ya da ateş, halsizlik gibi ek belirtiler ortaya çıkıyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<p>Özellikle kene temasından şüphelenilen durumlarda erken müdahale büyük önem taşır.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://kutahyaekspres.com/sinek-mi-kene-mi-isirdi-izden-ayirt-edin</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 11:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/sinek-mi-kene-mi-isirdi-izden-ayirt-edin-ipucu2.webp" type="image/jpeg" length="89789"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dokuz yıllık Parkinson hastası ameliyatla sağlığına kavuştu]]></title>
      <link>https://kutahyaekspres.com/dokuz-yillik-parkinson-hastasi-ameliyatla-sagligina-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://kutahyaekspres.com/dokuz-yillik-parkinson-hastasi-ameliyatla-sagligina-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Manisa'da 2017 yılından bu yana Parkinson hastalığıyla mücadele eden 66 yaşındaki Salih Kara, iki sağlık kurumunun işbirliğiyle gerçekleştirilen başarılı beyin pili ameliyatının ardından yeniden hareket kabiliyetini kazandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Manisa Şehir Hastanesinden yapılan resmi açıklamaya göre, yaklaşık 9 yıldır Parkinson hastalığının getirdiği zorluklarla mücadele eden Salih Kara, şikayetlerinin artması üzerine hastaneye başvurdu. Yapılan detaylı tetkiklerin ardından, hastanın yaşam kalitesini artırmak amacıyla ameliyat kararı alındı.</p>

<p></p>

<h2><strong>MULTİDİSİPLİNER EKİPTEN BAŞARILI AMELİYAT</strong></h2>

<p>Manisa Şehir Hastanesi ile Manisa Celal Bayar Üniversitesi (MCBÜ) işbirliğinde hayata geçirilen operasyonda, hastaya tıp dilinde "derin beyin stimülasyonu" olarak bilinen beyin pili takıldı. İleri teknoloji ve multidisipliner bir yaklaşımla gerçekleştirilen bu kritik ameliyatta geniş bir uzman kadrosu görev aldı.</p>

<p>Operasyonu; MCBÜ Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Melike Batum, Manisa Şehir Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi hekimleri Op. Dr. Canan Subaşı Kalaycı ile Doç. Dr. Ülkün Ünlü Ünsal, Nöroloji Uzmanı Dr. Zeynep Zerrin Göz ve Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Berkem Büyükakkuş'tan oluşan deneyimli ekip başarıyla tamamladı.</p>

<p><img alt="Dokuz Yıllık Parkinson Hastası Ameliyatla Sağlığına Kavuştu (1)-1" class="detail-photo img-fluid" height="2268" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/dokuz-yillik-parkinson-hastasi-ameliyatla-sagligina-kavustu-1-1.jpg" width="4032" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>HAREKET KABİLİYETİ BELİRGİN ŞEKİLDE ARTTI</strong></h3>

<p>Manisa'da ilk kez gerçekleştirildiği belirtilen bu ameliyatın ardından Salih Kara'nın sağlık durumunda gözle görülür bir ilerleme kaydedildi. Ameliyat sonrası dönemde Parkinson hastalığına bağlı şikayetlerinde belirgin bir düzelme izlenen Kara'nın, hareket kabiliyetinin arttığı ve kendisini çok daha iyi hissettiği bildirildi.</p>

<p>Yıllar sonra rahatça hareket edebilmenin mutluluğunu yaşayan 66 yaşındaki Salih Kara, operasyonu gerçekleştiren ve kendisini yeniden sağlığına kavuşturan hekimler ile sağlık çalışanlarına teşekkürlerini iletti. Hastane yetkilileri ise bu başarılı ilk operasyonun, uzmanlık alanlarının ortak çalışmasının ve ileri tıp teknolojilerinin hasta tedavisindeki hayati önemini bir kez daha ortaya koyduğunu vurguladı.</p>

<p><img alt="Dokuz Yıllık Parkinson Hastası Ameliyatla Sağlığına Kavuştu (3)" class="detail-photo img-fluid" height="2754" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/dokuz-yillik-parkinson-hastasi-ameliyatla-sagligina-kavustu-3.jpg" width="4896" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bölge, Sağlık</category>
      <guid>https://kutahyaekspres.com/dokuz-yillik-parkinson-hastasi-ameliyatla-sagligina-kavustu</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 19:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/dokuz-yillik-parkinson-hastasi-ameliyatla-sagligina-kavustu-2.jpg" type="image/jpeg" length="59758"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnsanlarda neden tam 32 diş bulunuyor?]]></title>
      <link>https://kutahyaekspres.com/insanlarda-neden-tam-32-dis-bulunuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://kutahyaekspres.com/insanlarda-neden-tam-32-dis-bulunuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnsan ağzındaki 32 dişin sayısı tesadüf değil. Bu yapı, çene anatomisi ve beslenme ihtiyaçlarının sonucu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yetişkin bir insanın ağzında normal şartlarda 32 kalıcı diş bulunur. Günlük yaşamda farkında olmadan kullandığımız bu dişlerin sayısı, insan anatomisinin uzun yıllar süren gelişiminin bir sonucu olarak ortaya çıktı.</p>

<p>Uzmanlara göre ağız yapısındaki diş sayısı rastgele belirlenmiş bir özellik değil. İnsanların beslenme alışkanlıkları, çene yapısı ve biyolojik gelişimi, günümüzdeki diş diziliminin oluşmasında önemli rol oynadı.</p>

<p><img alt="İnsanlarda Neden Tam 32 Diş Bulunuyor?2" class="detail-photo img-fluid" height="533" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/insanlarda-neden-tam-32-dis-bulunuyor2.webp" width="800" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>HER DİŞİN FARKLI BİR GÖREVİ VAR</strong></h2>

<p>Ağız içerisinde yer alan dişler farklı görevler üstlenerek sindirim sürecinin ilk aşamasını oluşturuyor.</p>

<p>Ön taraftaki kesici dişler besinlerin kesilmesini sağlarken, köpek dişleri koparma işlevi görüyor.</p>

<p>Arka bölümde bulunan küçük ve büyük azı dişleri ise yiyecekleri ezerek öğütüyor ve sindirime hazır hale getiriyor.</p>

<p>Bu görev dağılımı sayesinde farklı türdeki besinler daha kolay tüketilebiliyor.</p>

<h3><strong>ÇENE YAPISIYLA UYUMLU SAYI</strong></h3>

<p>Bilim insanları, insan çenesinin boyutu ve çiğneme ihtiyacı dikkate alındığında 32 dişin ideal dengeyi oluşturduğunu belirtiyor.</p>

<p>Daha az diş bulunması durumunda besinlerin yeterince parçalanması zorlaşabilirken, daha fazla diş ise çene içerisinde sıkışıklık sorunlarına yol açabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle diş sayısı ile çene büyüklüğü arasında doğal bir uyum bulunuyor. İnsan vücudu, beslenme gereksinimlerini karşılayacak en verimli yapıyı zaman içerisinde geliştirmiş durumda.</p>

<p><img alt="İnsanlarda Neden Tam 32 Diş Bulunuyor?" class="detail-photo img-fluid" height="616" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/insanlarda-neden-tam-32-dis-bulunuyor.webp" width="800" /></p>

<h3><strong>BESLENME ALIŞKANLIKLARI ŞEKİLLENDİRDİ</strong></h3>

<p>İnsanlar hem bitkisel hem de hayvansal gıdalarla beslenebilen canlılar olduğu için farklı işlevlere sahip diş yapılarına ihtiyaç duyuyor.</p>

<p>Kesme, koparma ve öğütme görevlerini yerine getiren dişler, besinlerin sindirime hazırlanmasında kritik rol oynuyor.</p>

<p>Uzmanlar, günümüzde ağızda bulunan 32 dişlik yapının, insanın beslenme düzeni ve anatomik özellikleri açısından en uygun sistemlerden biri olarak kabul edildiğini ifade ediyor. Bu yapı sayesinde yiyecekler daha etkili şekilde çiğnenerek sindirim süreci destekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://kutahyaekspres.com/insanlarda-neden-tam-32-dis-bulunuyor</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 10:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/insanlarda-neden-tam-32-dis-bulunuyor3.webp" type="image/jpeg" length="37329"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[2 malzemeli kemik güçlendirici smoothie]]></title>
      <link>https://kutahyaekspres.com/2-malzemeli-kemik-guclendirici-smoothie</link>
      <atom:link rel="self" href="https://kutahyaekspres.com/2-malzemeli-kemik-guclendirici-smoothie" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Susam ve papayadan yapılan smoothie kemik sağlığını destekleyebilir, uzmanlar dengeli beslenmeye dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kemik sağlığını desteklediği öne sürülen doğal tarifler son dönemde yeniden ilgi görmeye başladı. Özellikle susam ve papaya ile hazırlanan iki malzemeli smoothie, sosyal medyada ve sağlık içeriklerinde sıkça konuşulan karışımlar arasında yer alıyor. Kalsiyum, magnezyum ve vitamin açısından zengin içerikleriyle bu iki besin, dengeli beslenme düzeni içinde kemiklerin korunmasına katkı sağlayabilecek gıdalar arasında gösteriliyor.</p>

<p>Uzmanlar, bu tür doğal karışımların tek başına tedavi edici bir etki sunmadığını ancak sağlıklı bir beslenme planının parçası olarak değerlendirilebileceğini belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>KEMİK SAĞLIĞINI DESTEKLEYEN BESİNLER YENİDEN GÜNDEMDE</strong></h2>

<p>Topuklardan dizlere kadar hissedilen ağrılarla ilişkilendirilerek paylaşılan doğal tarifler, son dönemde özellikle sosyal medyada büyük ilgi görüyor. Susam ve papaya karışımından oluşan smoothie de bu içerikler arasında öne çıkıyor.</p>

<p>Susam, yüksek kalsiyum, magnezyum ve fosfor içeriği sayesinde kemik yoğunluğunun korunmasına katkı sağlayabilecek mineraller içeriyor. Papaya ise C vitamini ve antioksidanlar bakımından zengin yapısıyla dikkat çekiyor. Bu özellikleri nedeniyle iki besinin birlikte tüketilmesi, besin değeri açısından destekleyici bir kombinasyon olarak değerlendiriliyor.</p>

<p><img alt="2 Malzemeli Kemik Güçlendirici Smoothie1" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/2-malzemeli-kemik-guclendirici-smoothie1.webp" width="800" /></p>

<h3><strong>SUSAM VE PAPAYA İLE HAZIRLANAN SMOOTHIE TARİFİ</strong></h3>

<p>Tarifin hazırlanması için öncelikle susam tohumları 2 yemek kaşığı su ile en az 2 ila 4 saat, tercihen bir gece boyunca bekletiliyor. Bu işlem, susamın yumuşamasına ve karışımın daha kolay hazırlanmasına yardımcı oluyor.</p>

<p>Bekletilen susamlar süzülmeden doğrudan blendera alınıyor ve üzerine doğranmış papaya ile birlikte yaklaşık bir bardak içme suyu ekleniyor. Tüm malzemeler pürüzsüz bir kıvam elde edilene kadar blenderdan geçirilerek içime hazır hale getiriliyor.</p>

<p>Hazırlanan içecek taze olarak tüketiliyor ve genellikle sabah aç karnına ya da ara öğünlerde tercih ediliyor. Uzmanlar, kronik hastalığı olan kişilerin bu tür tarifleri tüketmeden önce mutlaka bir sağlık uzmanına danışması gerektiğini hatırlatıyor.</p>

<p><img alt="2 Malzemeli Kemik Güçlendirici Smoothie" class="detail-photo img-fluid" height="600" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/2-malzemeli-kemik-guclendirici-smoothie.webp" width="800" /></p>

<h3><strong>BESLENME UZMANLARI DENGELİ TÜKETİME DİKKAT ÇEKİYOR</strong></h3>

<p>Beslenme uzmanları, tek bir gıdanın kemik sağlığı üzerinde mucizevi bir etki oluşturmasının mümkün olmadığını belirtiyor. Kemik sağlığının korunması için düzenli egzersiz, yeterli D vitamini alımı ve dengeli beslenmenin birlikte ele alınması gerektiği ifade ediliyor.</p>

<p>Bu nedenle susam ve papaya gibi besinlerin, ancak genel beslenme düzeninin bir parçası olduğunda fayda sağlayabileceği vurgulanıyor. Uzmanlara göre sağlıklı yaşam için bütüncül yaklaşım en önemli faktör olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://kutahyaekspres.com/2-malzemeli-kemik-guclendirici-smoothie</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 16:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/2-malzemeli-kemik-guclendirici-smoothie2.webp" type="image/jpeg" length="89055"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kedi sahipliği ile şizofreni riski arasında bağlantı iddiası]]></title>
      <link>https://kutahyaekspres.com/kedi-sahipligi-ile-sizofreni-riski-arasinda-baglanti-iddiasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://kutahyaekspres.com/kedi-sahipligi-ile-sizofreni-riski-arasinda-baglanti-iddiasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni bir araştırma, kedi sahipliği ile şizofreniyle ilişkili bozukluklar arasında olası bir bağlantıya işaret ediyor. Uzmanlar ise kesin bir neden-sonuç ilişkisinin henüz kanıtlanmadığını vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Evcil hayvanlar arasında en yaygın türlerden biri olan kedilerle ilgili yapılan yeni bir bilimsel çalışma, dikkat çekici bir iddiayı gündeme taşıdı. Avustralya’daki Queensland Ruh Sağlığı Araştırma Merkezi tarafından yürütülen analizde, kedi sahipliği ile şizofreniyle ilişkili bazı ruh sağlığı bozuklukları arasında olası bir bağlantı incelendi.</p>

<p>1980 ile 2023 yılları arasında 11 farklı ülkede yapılmış 17 ayrı araştırmanın değerlendirildiği çalışmada, kediyle temas eden bireylerde bu tür rahatsızlıkların görülme olasılığının daha yüksek olabileceğine dair bulgulara ulaşıldığı ifade edildi.</p>

<h2><strong>RİSK ARTIŞI OLASILIĞI ÜZERİNE DEĞERLENDİRMELER</strong></h2>

<p>Analiz sonuçlarına göre kediyle temas eden bireylerde şizofreniyle ilişkili bozuklukların görülme olasılığının yaklaşık iki kat daha fazla olabileceği öne sürüldü. Ancak araştırmacılar, bu verilerin doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi anlamına gelmediğinin altını çiziyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, elde edilen bulguların yalnızca istatistiksel bir ilişkiyi gösterebileceğini ve farklı çevresel ya da biyolojik faktörlerin de bu sonuçlarda rol oynayabileceğini belirtiyor.</p>

<p><img alt="Kedi Sahipliği Ile Şizofreni Riski Arasında Bağlantı Iddiası1" class="detail-photo img-fluid" height="533" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/kedi-sahipligi-ile-sizofreni-riski-arasinda-baglanti-iddiasi1.webp" width="800" /></p>

<h3><strong>PARAZİT TEORİSİ GÜNDEMDE</strong></h3>

<p>Araştırmada öne çıkan olası açıklamalardan biri ise <i>Toxoplasma gondii</i> adlı parazit oldu. Kedilerde bulunabilen bu parazitin, enfekte dışkı yoluyla veya kirli gıdalar üzerinden insanlara bulaşabildiği biliniyor.</p>

<p>Bilim insanları, bu parazitin merkezi sinir sistemini etkileyebileceğini ve bazı nörolojik ya da psikiyatrik rahatsızlıklarla ilişkilendirilebileceğini değerlendiriyor. Ancak bu bağlantının kesin olarak kanıtlanmadığı da özellikle vurgulanıyor.</p>

<h3><strong>KESİN SONUÇ İÇİN DAHA FAZLA ARAŞTIRMA GEREKİYOR</strong></h3>

<p>Araştırma ekibi, mevcut verilerin kedi sahipliğinin doğrudan şizofreniye neden olduğunu göstermediğini açıkça ifade ediyor. Bulguların yalnızca olası bir ilişkiye işaret ettiği belirtilirken, daha kapsamlı ve kontrollü çalışmalar yapılması gerektiği vurgulanıyor.</p>

<p>Uzmanlar, evcil hayvan sahipliğinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerinin karmaşık bir konu olduğunu ve tek bir faktörle açıklanamayacağını belirtiyor.</p>

<p><img alt="Kedi Sahipliği Ile Şizofreni Riski Arasında Bağlantı Iddiası" class="detail-photo img-fluid" height="533" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/kedi-sahipligi-ile-sizofreni-riski-arasinda-baglanti-iddiasi.webp" width="800" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://kutahyaekspres.com/kedi-sahipligi-ile-sizofreni-riski-arasinda-baglanti-iddiasi</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 13:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/kedi-sahipligi-ile-sizofreni-riski-arasinda-baglanti-iddiasi2.webp" type="image/jpeg" length="76934"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadim Çin bitkisi kelliğe karşı umut verdi]]></title>
      <link>https://kutahyaekspres.com/kadim-cin-bitkisi-kellige-karsi-umut-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://kutahyaekspres.com/kadim-cin-bitkisi-kellige-karsi-umut-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çin tıbbında yüzyıllardır kullanılan boğumluca otu kökünün, saç dökülmesini yavaşlatırken saç foliküllerinin yenilenmesini destekleyebileceği belirlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Saç dökülmesi ve erkek tipi kellik, dünya genelinde milyonlarca kişinin yaşam kalitesini etkileyen yaygın sorunlar arasında yer alıyor. Bu alanda yürütülen yeni araştırmalar, geleneksel Çin tıbbında uzun yıllardır kullanılan boğumluca otu kökünün saç sağlığı üzerindeki potansiyel etkilerini ortaya koydu.</p>

<p>Bilim insanları, "He Shou Wu" adıyla da bilinen bitkinin kurutulmuş kökünün saç büyümesini destekleyen çeşitli biyolojik mekanizmalar üzerinde etkili olabileceğini belirtiyor. Elde edilen bulgular, bitkinin yalnızca saç dökülmesini yavaşlatmakla kalmayıp saç köklerinin yeniden güçlenmesine de katkı sağlayabileceğini gösteriyor.</p>

<h2><strong>ERKEK TİPİ KELLİĞE KARŞI ETKİ GÖSTEREBİLİR</strong></h2>

<p>Androgenetik alopesi olarak bilinen erkek tipi kellik, saç foliküllerinin zamanla küçülmesi sonucu saç tellerinin incelmesine ve yeni saç oluşumunun yavaşlamasına neden oluyor. Araştırmacılar, boğumluca otu kökünün bu sürece etki eden bazı biyolojik faktörleri hedef alabildiğini ifade ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yapılan değerlendirmelere göre bitki, saç dökülmesinde önemli rol oynayan dihidrotestosteron (DHT) hormonunun etkilerini azaltabiliyor. Bu sayede saç foliküllerinin korunmasına yardımcı olarak dökülme sürecinin yavaşlamasına katkı sağlayabileceği düşünülüyor.</p>

<p><img alt="Çin Tıbbındaki Bitki Saç Dökülmesine Umut Oldu1" class="detail-photo img-fluid" height="533" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/cin-tibbindaki-bitki-sac-dokulmesine-umut-oldu1.webp" width="800" /></p>

<h2><strong>KAN DOLAŞIMINI ARTIRARAK SAÇ KÖKLERİNİ DESTEKLİYOR</strong></h2>

<p>Araştırmada dikkat çeken bulgulardan biri de bitkinin kafa derisindeki kan dolaşımını destekleyebilme potansiyeli oldu. Uzmanlar, artan kan akışının saç köklerine daha fazla oksijen ve besin taşınmasını sağlayarak saçların daha sağlıklı gelişmesine katkıda bulunabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Ayrıca boğumluca otu kökünün, saç folikülü hücrelerinin erken ölümünü engelleyebilecek mekanizmaları harekete geçirdiği ve hücre yenilenmesini destekleyen biyolojik sinyalleri aktive ettiği ifade ediliyor. Bu durumun saçların yeniden büyüme evresine geçme olasılığını artırabileceği değerlendiriliyor.</p>

<h3><strong>GELENEKSEL BİLGİLER BİLİMSEL ÇALIŞMALARLA DESTEKLENİYOR</strong></h3>

<p>Araştırmanın yazarlarından Han Bixian, tarihsel kaynaklarda yer alan bilgilerin modern saç biyolojisiyle büyük ölçüde örtüştüğünü belirtti. Yapılan çalışmada laboratuvar verileri, klinik raporlar ve geleneksel bitkisel kayıtlar birlikte incelendi.</p>

<p>Elde edilen sonuçlar, boğumluca otunun yalnızca halk arasında kullanılan geleneksel bir bitki olmadığını, aynı zamanda bilimsel araştırmalar açısından da dikkat çekici bir potansiyele sahip olduğunu ortaya koydu.</p>

<p><img alt="Kadim Çin Bitkisi Kelliğe Karşı Umut Verdi" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/kadim-cin-bitkisi-kellige-karsi-umut-verdi.webp" width="800" /></p>

<h3><strong>KESİN SONUÇ İÇİN DAHA FAZLA ARAŞTIRMA GEREKİYOR</strong></h3>

<p>Araştırmacılar, uygun şekilde işlendiğinde boğumluca otu kökünün olumlu bir güvenlik profili sergilediğini ve mevcut saç dökülmesi ilaçlarının yan etkilerinden çekinen kişiler için alternatif bir seçenek olabileceğini ifade ediyor.</p>

<p>Bununla birlikte uzmanlar, bitkinin etkinliğinin kesin olarak ortaya konulabilmesi için daha geniş kapsamlı klinik çalışmalar yapılması gerektiğini vurguluyor. Mevcut bulgular umut verici olsa da, boğumluca otunun standart bir tedavi yöntemi olarak kabul edilmesi için bilimsel araştırmaların sürdürülmesi gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://kutahyaekspres.com/kadim-cin-bitkisi-kellige-karsi-umut-verdi</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 10:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/cin-tibbindaki-bitki-sac-dokulmesine-umut-oldu.webp" type="image/jpeg" length="48599"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tirzepatidin meme kanseri üzerindeki etkisi inceleniyor]]></title>
      <link>https://kutahyaekspres.com/tirzepatidin-meme-kanseri-uzerindeki-etkisi-inceleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://kutahyaekspres.com/tirzepatidin-meme-kanseri-uzerindeki-etkisi-inceleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni araştırmada tirzepatid verilen obez farelerde meme tümörlerinin daha yavaş büyüdüğü gözlemlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diyabet ve kilo kontrolünde kullanılan tirzepatid üzerine yapılan yeni araştırma, obez farelerde meme tümörlerinin daha yavaş büyüdüğünü ortaya koydu. Uzmanlar, bulguların umut verici olduğunu ancak insanlar üzerinde doğrulanmadan kesin sonuç çıkarılamayacağını vurguluyor.</p>

<p>Milyonlarca kişinin diyabet tedavisi ve kilo yönetimi amacıyla kullandığı tirzepatid, bu kez kanser araştırmalarındaki potansiyel etkileriyle gündeme geldi. İlacın etken maddesi üzerine gerçekleştirilen yeni bir çalışmada, obez farelerde meme tümörlerinin büyüme hızının yavaşladığı tespit edildi. Araştırma sonuçları, obezite ile meme kanseri arasındaki ilişkiyi yeniden bilim dünyasının odağına taşıdı.</p>

<h2><strong>OBEZİTE VE KANSER ARASINDAKİ İLİŞKİ YENİDEN GÜNDEMDE</strong></h2>

<p>Bilim insanları uzun yıllardır obezitenin yalnızca fazla kilo anlamına gelmediğini belirtiyor. Yağ dokusu, hormon üretimi yapan ve bağışıklık sistemiyle etkileşim içinde bulunan aktif bir biyolojik yapı olarak değerlendiriliyor. Vücutta yağ oranının artmasıyla birlikte kronik inflamasyonun yükselmesi, insülin direncinin gelişmesi ve hormon dengesinin değişmesi gibi süreçler ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre bu değişimler, bazı kanser türlerinin gelişiminde ve ilerlemesinde etkili olabiliyor. Bu nedenle günümüzde yürütülen kanser araştırmaları yalnızca tümör hücrelerine değil, tümörlerin içinde bulunduğu biyolojik çevreye de odaklanıyor.</p>

<p><img alt="Tirzepatidin Meme Kanseri Üzerindeki Etkisi Inceleniyor3" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/tirzepatidin-meme-kanseri-uzerindeki-etkisi-inceleniyor3.webp" width="800" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>TİRZEPATİD VERİLEN HAYVANLARDA TÜMÖR BÜYÜMESİ YAVAŞLADI</strong></h3>

<p>Araştırmada tirzepatid uygulanan obez hayvanlarda belirgin kilo kaybı, vücut yağ oranında düşüş ve metabolik göstergelerde iyileşme gözlemlendi. Bunun yanında meme tümörlerinin büyüme hızında da dikkat çekici bir yavaşlama tespit edildi.</p>

<p>Araştırmacılar, özellikle yağ dokusundaki azalmanın önemli bir unsur olduğuna dikkat çekiyor. Elde edilen veriler, tümör büyümesindeki yavaşlamanın doğrudan ilacın etkisinden ziyade kilo kaybı ve metabolik iyileşmeyle bağlantılı olabileceğini düşündürüyor. Bu durum, çalışmanın en dikkat çeken sonuçları arasında yer alıyor.</p>

<p><img alt="Tirzepatidin Meme Kanseri Üzerindeki Etkisi Inceleniyor2" class="detail-photo img-fluid" height="533" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/tirzepatidin-meme-kanseri-uzerindeki-etkisi-inceleniyor2.webp" width="800" /></p>

<h3><strong>ETKİ İLACIN KENDİSİNDEN Mİ KİLO KAYBINDAN MI KAYNAKLANIYOR</strong></h3>

<p>Çalışmanın yanıt aradığı en önemli sorulardan biri, gözlenen etkinin kaynağı olarak öne çıkıyor. Araştırmacılar, tirzepatidin tümör büyümesini doğrudan etkileyip etkilemediğini ya da bu sonucun yalnızca kilo kaybı ve yağ dokusundaki azalmadan kaynaklanıp kaynaklanmadığını belirlemeye çalışıyor.</p>

<p>Bu ayrımın büyük önem taşıdığı belirtiliyor. Çünkü obezitenin azalması, kanserle ilişkili birçok risk faktörünün de gerilemesine katkı sağlayabiliyor. Bununla birlikte tirzepatidin inflamasyon, bağışıklık sistemi ve tümör mikroçevresi üzerinde bağımsız etkiler oluşturup oluşturmadığının anlaşılması için daha kapsamlı araştırmalara ihtiyaç duyuluyor.</p>

<p><img alt="Tirzepatidin Meme Kanseri Üzerindeki Etkisi Inceleniyor1" class="detail-photo img-fluid" height="533" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/tirzepatidin-meme-kanseri-uzerindeki-etkisi-inceleniyor1.webp" width="800" /></p>

<h3><strong>İNSANLARDA KANITLANMIŞ BİR TEDAVİ ETKİSİ BULUNMUYOR</strong></h3>

<p>Uzmanlar, mevcut bulguların yalnızca hayvan deneylerinden elde edildiğinin altını çiziyor. Bu nedenle tirzepatidin meme kanserini tedavi ettiği, tümörleri küçülttüğü veya kanseri önlediği yönünde bir sonuca ulaşmak için henüz erken olduğu ifade ediliyor.</p>

<p>Bilim insanları, araştırmanın gelecekteki klinik çalışmalar için önemli bir temel oluşturabileceğini belirtirken, ilacın kanser üzerindeki olası etkilerinin insanlar üzerinde yapılacak kapsamlı çalışmalarla doğrulanması gerektiğini vurguluyor. Mevcut veriler, obezite ve kanser ilişkisini anlamaya yönelik çalışmalara yeni bir bakış açısı kazandırıyor.</p>

<p><img alt="Tirzepatidin Meme Kanseri Üzerindeki Etkisi Inceleniyor" class="detail-photo img-fluid" height="542" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/tirzepatidin-meme-kanseri-uzerindeki-etkisi-inceleniyor.webp" width="800" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://kutahyaekspres.com/tirzepatidin-meme-kanseri-uzerindeki-etkisi-inceleniyor</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 13:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/tirzepatidin-meme-kanseri-uzerindeki-etkisi-inceleniyor4.webp" type="image/jpeg" length="31333"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sirkelerde gıda boyası krizi ifşa edildi]]></title>
      <link>https://kutahyaekspres.com/sirkelerde-gida-boyasi-krizi-ifsa-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://kutahyaekspres.com/sirkelerde-gida-boyasi-krizi-ifsa-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanlığı, güncel listede 11 sirke ürününde gıda boyası tespit edildiğini açıkladı. tüketicilere uyarı yapıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tarım ve Orman Bakanlığı, taklit veya tağşiş yapılan gıdalar listesinde yaptığı güncelleme ile bazı sirke ürünlerine ilişkin uygunsuzlukları kamuoyuna açıkladı.</p>

<p>Son dönemde sağlıklı yaşam trendleriyle birlikte tüketimi artan sirke çeşitlerinde yapılan incelemelerde gıda boyası tespit edildi.</p>

<p>Denetimler kapsamında farklı aroma ve içeriklerle piyasaya sunulan ürünler laboratuvar analizlerine tabi tutuldu. Yapılan incelemeler sonucunda özellikle bazı sirke çeşitlerinde mevzuata aykırı şekilde gıda boyası kullanıldığı belirlendi.</p>

<h2><strong>SİRKELERDE GIDA BOYASI TESPİT EDİLDİ</strong></h2>

<p>Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan denetimlerde toplam 11 sirke ürününde gıda boyası kullanıldığı tespit edildi.</p>

<p>İncelemelerde gül, ananas, nar, alıç, elma, enginar ile limon-sarımsak-zencefil-bal içerikli sirke çeşitlerinde uygunsuzluklara rastlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, tespitlerin 5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun ilgili maddeleri kapsamında değerlendirildiği ve kamuoyuyla paylaşıldığı belirtildi.</p>

<p>Bakanlık, mevzuata aykırı üretim yapan işletmelere yönelik işlemlerin başlatıldığını bildirdi.</p>

<p><img alt="Sirkenin Üç Faydası Sağlık Için Şaşırtıcı Etkiler" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2025/09/sirkenin-uc-faydasi-saglik-icin-sasirtici-etkiler.webp" width="1280" /></p>

<h3><strong>LİSTE GÜNCELLENDİ VE YAYIMLANDI</strong></h3>

<p>Bakanlık tarafından 1 Haziran 2026 tarihinde güncellenen “Taklit veya Tağşiş Yapılan Gıdalar” listesine söz konusu sirke ürünlerinin eklendiği açıklandı.</p>

<p>Yetkililer, tüketicilerin ürün etiketlerini dikkatle incelemesi ve güvenilir ürünleri tercih etmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Denetimlerin ülke genelinde aralıksız sürdüğü belirtilirken, gıda güvenliğine yönelik çalışmaların kararlılıkla devam edeceği ifade edildi.</p>

<p><img alt="Sirkelerde Gıda Boyası Krizi Ifşa Edildi" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/sirkelerde-gida-boyasi-krizi-ifsa-edildi.webp" width="1280" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://kutahyaekspres.com/sirkelerde-gida-boyasi-krizi-ifsa-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/kutahyaekspres-com/uploads/2025/09/sirkenin-uc-faydasi-saglik-icin-sasirtici-etkiler1.webp" type="image/jpeg" length="68966"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD’de et yiyen parazit yeniden ortaya çıktı]]></title>
      <link>https://kutahyaekspres.com/abdde-et-yiyen-parazit-yeniden-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://kutahyaekspres.com/abdde-et-yiyen-parazit-yeniden-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’de 60 yıl sonra tespit edilen “Yeni Dünya Vida Kurdu” paraziti nedeniyle Texas eyaletinde karantina önlemleri alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>United States genelinde uzun yıllardır görülmeyen “Yeni Dünya Vida Kurdu” olarak bilinen et yiyen parazit, yaklaşık 60 yıl sonra yeniden tespit edildi.</p>

<p>Yetkililer, vakayla birlikte bölgede acil önlemlerin devreye alındığını açıkladı.</p>

<p>United States Department of Agriculture tarafından yapılan açıklamada, parazitin Texas eyaletinde üç haftalık bir buzağının göbek bağı bölgesinde belirlendiği bildirildi.</p>

<p>Vakanın, ABD-Meksika sınırına yakın La Pryor kasabasında kaydedildiği aktarıldı.</p>

<h2><strong>UZUN YILLAR SONRA İLK KEZ GÖRÜLDÜ</strong></h2>

<p>Yetkililer, “Yeni Dünya Vida Kurdu” olarak bilinen parazitin ülkede en son 1966 yılında görüldüğünü belirtti. Son dönemde Meksika’da yayılım gösterdiği ifade edilen parazitin kuzeye doğru ilerlediği kaydedildi.</p>

<p>Uzmanlara göre söz konusu parazit, özellikle büyükbaş hayvanlar için ciddi risk oluşturabiliyor. Larvaların canlı dokular üzerinde gelişmesi nedeniyle enfekte hayvanlarda ciddi sağlık sorunlarının ortaya çıkabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Vakanın tespit edilmesinin ardından federal ve eyalet kurumlarının koordinasyonunda hızlı müdahale süreci başlatıldı.</p>

<h3><strong>KARANTİNA VE TAKİP ÖNLEMLERİ DEVREYE GİRDİ</strong></h3>

<p>Yetkililer, parazitin yayılmasını önlemek amacıyla olayın görüldüğü bölge çevresinde yaklaşık 20 kilometrelik karantina ve izleme alanı oluşturulduğunu açıkladı.</p>

<p>Bölgedeki hayvan hareketleri sıkı denetim altına alınırken, çiftçilere de dikkatli olmaları yönünde uyarılar yapıldı. Tarım ve hayvancılık ekiplerinin saha çalışmalarını yoğunlaştırdığı bildirildi.</p>

<p>Yetkililer ayrıca parazitin kontrol altına alınması için biyolojik mücadele yöntemlerinin uygulanacağını duyurdu.</p>

<p><img alt="Abd’de Et Yiyen Parazit Yeniden Ortaya Çıktı" class="detail-photo img-fluid" height="492" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/abdde-et-yiyen-parazit-yeniden-ortaya-cikti.webp" width="800" /></p>

<h3><strong>STERİL SİNEK YÖNTEMİ UYGULANACAK</strong></h3>

<p>ABD’li uzmanlar, parazitin yayılımını engellemek amacıyla milyonlarca sterilize edilmiş vida kurdu sineğinin doğaya bırakılacağını açıkladı.</p>

<p>Bu yöntemde dişi sineklerin kısırlaştırılmış erkeklerle çiftleşmesi sağlanarak üreme döngüsünün kırılması hedefleniyor.</p>

<p>Uzmanlar, yöntemin geçmiş yıllarda benzer salgınların kontrol altına alınmasında etkili sonuç verdiğini belirtiyor.</p>

<h3><strong>İNSANLAR İÇİN RİSKİN DÜŞÜK OLDUĞU AÇIKLANDI</strong></h3>

<p>Yetkililer, söz konusu parazitin insanlar ve evcil hayvanlar açısından düşük risk taşıdığını vurguladı. Ayrıca olayın gıda güvenliği açısından doğrudan tehdit oluşturmadığı ifade edildi.</p>

<p>Brooke Rollins, bakanlık ekiplerinin bölgede çalışmalarını sürdürdüğünü belirterek sürecin yakından takip edildiğini açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar ise erken müdahalenin yayılımın kontrol altına alınması açısından kritik önem taşıdığı görüşünü paylaşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Sağlık</category>
      <guid>https://kutahyaekspres.com/abdde-et-yiyen-parazit-yeniden-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 14:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/abdde-et-yiyen-parazit-yeniden-ortaya-cikti1.webp" type="image/jpeg" length="61662"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Duş mu küvet mi? Uzmanlar hijyen konusunda noktayı koydu]]></title>
      <link>https://kutahyaekspres.com/dus-ve-kuvet-tartismasinda-uzman-gorusu-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://kutahyaekspres.com/dus-ve-kuvet-tartismasinda-uzman-gorusu-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre duş, akan su sayesinde küvet banyosuna kıyasla daha hijyenik bir temizlik sağlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günlük yaşamda birçok kişi duş ve küvet banyosunun aynı derecede temizlik sağladığını düşünse de uzmanlara göre iki yöntem arasında önemli hijyen farkları bulunuyor.</p>

<p>Klinik mikrobiyologların değerlendirmeleri, özellikle akan suyun temizlik üzerindeki etkisini yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p>University of Leicester bünyesinde görev yapan klinik mikrobiyolog Primrose Freestone, duş ve küvet banyoları arasındaki hijyen farklarına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Uzman değerlendirmesine göre duş, bakterilerin vücuttan uzaklaştırılması açısından daha etkili bir yöntem olarak öne çıkıyor.</p>

<h2><strong>KÜVET BANYOSUNDA BAKTERİLER SUDA KALABİLİYOR</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre küvet banyolarında suyun sabit kalması, vücuttaki bakteri ve ölü deri parçacıklarının su içerisinde birikmesine neden olabiliyor.</p>

<p>Bu durum, bakterilerin farklı vücut bölgelerine yeniden temas etmesine yol açabiliyor.</p>

<p>Dr. Primrose Freestone, küvet banyosunun rahatlatıcı etkisine rağmen hijyen açısından duş kadar etkili olmadığını belirtiyor. Uzman görüşüne göre uzun süre aynı su içerisinde kalmak, mikroorganizmaların tamamen uzaklaştırılmasını zorlaştırıyor.</p>

<p>Küvet banyolarının özellikle rahatlama amacıyla tercih edildiği ifade edilirken, bu yöntemin daha çok dinlenme ve kas gevşetme amacıyla değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.</p>

<p><img alt="Duş Ve Küvet Tartışmasında Uzman Görüşü Açıklandı1" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/dus-ve-kuvet-tartismasinda-uzman-gorusu-aciklandi1.webp" width="800" /></p>

<h3><strong>AKAN SU TEMİZLİKTE DAHA ETKİLİ BULUNUYOR</strong></h3>

<p>Duş sırasında suyun sürekli hareket halinde olması, cilt üzerindeki kir, ter, bakteri ve ölü deri hücrelerinin daha etkili şekilde temizlenmesini sağlıyor.</p>

<p>Uzmanlara göre akan suyun oluşturduğu sürtünme etkisi de hijyen açısından önemli avantaj oluşturuyor.</p>

<p>Özellikle sabah duşlarının gece boyunca oluşan ter ve bakterilerin temizlenmesinde faydalı olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, düzenli duş alışkanlığının kişisel hijyen açısından daha etkili sonuç verdiğini ifade ediyor.</p>

<p>Araştırmalara göre dünya genelinde duş kullanımı küvet banyosuna göre daha yaygın durumda bulunuyor.</p>

<p>Özellikle modern yaşam temposu, su tüketimi ve pratik kullanım gibi nedenlerle duş tercihinin arttığı belirtiliyor.</p>

<p><img alt="Duş Ve Küvet Tartışmasında Uzman Görüşü Açıklandı" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/dus-ve-kuvet-tartismasinda-uzman-gorusu-aciklandi.webp" width="800" /></p>

<h3><strong>KÜVET BANYOSU TAMAMEN TERK EDİLMELİ Mİ</strong></h3>

<p>Uzmanlar, küvet banyolarının tamamen bırakılması gerektiğini savunmuyor. Sıcak suyun kas gevşetici etkisi, stresin azaltılması ve zihinsel rahatlama gibi olumlu yönlerinin bulunduğu belirtiliyor.</p>

<p>Bununla birlikte uzmanlar, küvet kullanımından sonra kısa bir duş alınmasının daha sağlıklı olabileceğini ifade ediyor. Böylece su içerisinde kalan bakteri ve kalıntıların ciltten uzaklaştırılmasının mümkün olduğu aktarılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzman değerlendirmelerine göre duş, hijyen açısından daha etkili bir yöntem olarak öne çıkarken küvet banyoları ise daha çok rahatlama ve dinlenme amacıyla tercih edilmesi gereken uygulamalar arasında gösteriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://kutahyaekspres.com/dus-ve-kuvet-tartismasinda-uzman-gorusu-aciklandi</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/dus-ve-kuvet-tartismasinda-uzman-gorusu-aciklandi2.webp" type="image/jpeg" length="54608"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bebeklerde balgam nasıl geçer?]]></title>
      <link>https://kutahyaekspres.com/bebeklerde-balgam-nasil-gecer</link>
      <atom:link rel="self" href="https://kutahyaekspres.com/bebeklerde-balgam-nasil-gecer" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bebeklerde balgam sorunu, doğru bakım yöntemleri ve erken müdahale ile kontrol altına alınabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bebeklerde balgam oluşumu, özellikle üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarının yaygın olduğu dönemlerde ailelerin en sık karşılaştığı sağlık sorunları arasında yer alıyor.</p>

<p>Uzmanlar, bebeklerde görülen yoğun mukus birikiminin doğru yöntemlerle kontrol altına alınabileceğini belirtirken, bilinçsiz ilaç kullanımına karşı da uyarıda bulunuyor.</p>

<p>Solunum yollarında oluşan mukus, vücudun kendini koruma mekanizmasının doğal bir parçası olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Ancak bebeklerin solunum yollarının dar olması ve öksürük reflekslerinin tam gelişmemesi nedeniyle balgamın dışarı atılması yetişkinlere göre daha zor gerçekleşiyor. Bu durum ise hırıltılı solunum, öksürük, huzursuzluk ve beslenme problemleri gibi belirtilere yol açabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>BEBEKLERDE BALGAM NEDEN OLUŞUR?</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre bebeklerde balgam oluşumunun en yaygın nedenleri arasında viral enfeksiyonlar ilk sırada yer alıyor.</p>

<p>Grip, nezle ve RSV gibi virüsler, solunum yollarındaki mukozayı etkileyerek yoğun mukus üretimine neden olabiliyor. Özellikle kış aylarında görülen bronşit ve bronşiyolit vakalarında balgam miktarında belirgin artış yaşanabiliyor.</p>

<p>Çevresel faktörler de balgam oluşumunda etkili oluyor. Ev ortamındaki kuru hava, sigara dumanı, toz ve çeşitli alerjenler bebeklerin hassas solunum yollarını olumsuz etkileyebiliyor.</p>

<p>Bunun yanı sıra reflü problemi yaşayan bebeklerde mide içeriğinin boğaza ulaşması sonucu koruyucu refleks olarak mukus üretiminin arttığı belirtiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, ebeveynlerin özellikle uzun süren öksürük ve hırıltı şikayetlerini dikkatle takip etmesi gerektiğini vurguluyor. Çünkü bazı durumlarda yoğun balgam, alt solunum yolu enfeksiyonlarının habercisi olabiliyor.</p>

<h3><strong>BEBEKLERDE BALGAM BELİRTİLERİ NELERDİR?</strong></h3>

<p>Bebeklerde balgam belirtileri çoğunlukla ebeveyn gözlemleriyle fark ediliyor. Solunum sırasında göğüsten gelen hırıltılı sesler, sık öksürük atakları ve nefes alırken zorlanma en yaygın belirtiler arasında bulunuyor. Bazı bebeklerde yoğun mukus nedeniyle kusma da görülebiliyor.</p>

<p>Balgam sorunu yaşayan bebeklerde beslenme güçlüğü de sık karşılaşılan problemler arasında yer alıyor.</p>

<p>Burun ve boğazdaki yoğun salgılar nedeniyle emme sırasında zorlanan bebekler huzursuz davranabiliyor ve uyku düzeninde bozulmalar yaşayabiliyor.</p>

<p>Uzmanlar ayrıca hızlı nefes alma, kaburgalarda içe çekilme ve dudak çevresinde morarma gibi belirtilerin ciddi solunum sıkıntısına işaret edebileceğini belirtiyor. Bu tür durumlarda zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği ifade ediliyor.</p>

<p><img alt="Bebeklerde Balgam Nasıl Geçer" class="detail-photo img-fluid" height="662" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/bebeklerde-balgam-nasil-gecer.webp" width="1000" /></p>

<h3><strong>BEBEKLERDE BALGAM NASIL AZALTILIR?</strong></h3>

<p>Uzmanlar, bebeklerde balgamın azaltılması için ilk olarak ortam koşullarının düzenlenmesini öneriyor.</p>

<p>Oda havasının nemli tutulması, mukusun yumuşamasına yardımcı olurken solunum yollarının rahatlamasını da sağlıyor. Soğuk buhar makineleri ve düzenli havalandırma bu süreçte önemli rol oynuyor.</p>

<p>Serum fizyolojik damlaları ile burun temizliği yapılması da etkili yöntemler arasında gösteriliyor.</p>

<p>Özellikle uyku ve beslenme öncesinde yapılan nazal temizlik, bebeğin daha rahat nefes almasına katkı sağlıyor. Uzmanlar, nazal aspiratör kullanımının ise dikkatli şekilde yapılması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Bebeğin yarı dik pozisyonda tutulması ve sıvı tüketiminin artırılması da balgamın daha kolay atılmasına yardımcı oluyor. Anne sütüyle beslenen bebeklerde sık emzirmenin solunum yollarının nemli kalmasına destek verdiği ifade ediliyor.</p>

<h3><strong>UZMANLAR BİLİNÇSİZ İLAÇ KULLANIMINA KARŞI UYARDI</strong></h3>

<p>Çocuk sağlığı uzmanları, özellikle 2 yaş altındaki bebeklerde doktor önerisi olmadan balgam söktürücü şurup kullanılmaması gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>ilaç kullanımının solunum yollarında daha fazla salgı oluşmasına neden olabileceği ve bu durumun ciddi sağlık sorunları doğurabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre nefes darlığı, yüksek ateş, morarma, beslenememe ve uzun süre geçmeyen öksürük gibi belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden tıbbi destek alınması gerekiyor. Erken müdahale sayesinde olası komplikasyonların önüne geçilebileceği ifade ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://kutahyaekspres.com/bebeklerde-balgam-nasil-gecer</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/bebeklerde-balgam-nasil-gecer1.webp" type="image/jpeg" length="20906"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erteleme hastalığı nedenleri ve çözüm yolları]]></title>
      <link>https://kutahyaekspres.com/erteleme-hastaligi-nedenleri-ve-cozum-yollari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://kutahyaekspres.com/erteleme-hastaligi-nedenleri-ve-cozum-yollari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erteleme hastalığı, işleri sürekli erteleme eğilimiyle yaşam ve iş başarısını olumsuz etkileyen bir durumdur.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erteleme hastalığı, bireyin yapması gereken işleri zamanı, enerjisi ve imkânı olmasına rağmen sürekli olarak geciktirmesi ve bu görevlerden kaçınmasıyla tanımlanan bir davranış örüntüsüdür. Psikolojide “prokrastinasyon” olarak bilinen bu durum, kişinin günlük yaşamından iş ve okul hayatına kadar birçok alanı olumsuz etkileyebilir.</p>

<p>Kronik hale geldiğinde erteleme alışkanlığı, yalnızca basit bir davranış sorunu olmaktan çıkarak kişinin yaşam kalitesini düşüren bir probleme dönüşür. Bu süreçte stres, kaygı ve özgüven kaybı gibi psikolojik etkiler de sıklıkla görülür.</p>

<h2><strong>KRONİK ERTELEME VE GÜNLÜK HAYATA ETKİLERİ</strong></h2>

<p>Kronik erteleme, yapılması gereken işlerin sürekli ötelenmesiyle biriken sorumlulukların son dakikada yetiştirilmeye çalışılması durumudur. Bu durum zaman yönetiminin bozulmasına ve stres seviyesinin artmasına yol açar.</p>

<p>Kişi, elinde yeterli zaman olmasına rağmen işe başlamayı geciktirir ve bu da görevlerin birikmesine neden olur. Sonuç olarak hem iş performansı hem de günlük yaşam düzeni ciddi şekilde zarar görür.</p>

<h3><strong>ERTELEME HASTALIĞININ NEDENLERİ</strong></h3>

<p>Erteleme davranışının arkasında birçok psikolojik ve çevresel etken bulunur. En yaygın nedenlerden biri motivasyon eksikliğidir. Bunun yanında mükemmeliyetçilik, başarısızlık korkusu ve düşük öz disiplin de önemli faktörler arasında yer alır.</p>

<p>Zaman yönetimi problemleri, kişinin görevleri yanlış planlamasına ve işin süresini olduğundan kısa ya da uzun değerlendirmesine neden olabilir. Ayrıca kaygı bozuklukları, stres ve dijital dikkat dağınıklığı da erteleme davranışını tetikleyen unsurlar arasındadır.</p>

<h3><strong>BELİRTİLERİ NELERDİR?</strong></h3>

<p>Erteleme hastalığı olan bireylerde en sık görülen belirtiler şunlardır:</p>

<ul>
 <li>İşleri sürekli son dakikaya bırakma</li>
 <li>Plan yapmasına rağmen uygulayamamak</li>
 <li>Sürekli gecikme alışkanlığı</li>
 <li>Yoğun suçluluk ve stres döngüsü</li>
 <li>Günlük yaşamı planlamakta zorlanma</li>
</ul>

<p>Bu belirtiler zamanla kişinin hem iş hem de sosyal yaşamında ciddi sorunlara yol açabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>ÜŞENGEÇLİK İLE ERTELEME ARASINDAKİ FARK</strong></h3>

<p>Üşengeçlik genellikle isteksizlik ve motivasyon eksikliği ile ilişkilendirilirken, erteleme hastalığında kişi çoğu zaman yapması gereken işin farkındadır. Ancak kaygı, stres veya mükemmeliyetçilik gibi nedenlerle işe başlayamaz.</p>

<p>Bu nedenle erteleme, sadece tembellik olarak değerlendirilmemeli; altında psikolojik dinamikler olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.</p>

<h3><strong>ERTELEME HASTALIĞININ ZARARLARI</strong></h3>

<p>Erteleme davranışı uzun vadede hem psikolojik hem de sosyal sonuçlar doğurabilir. Akademik ve iş hayatında performans düşüklüğüne yol açarken, sosyal ilişkilerde de güven kaybına neden olabilir.</p>

<p>Ayrıca sürekli stres ve baskı altında yaşamak, zamanla kaygı bozukluğu ve depresyon riskini artırabilir.</p>

<h3><strong>NASIL ÖNLENİR?</strong></h3>

<p>Erteleme alışkanlığını azaltmak için en etkili yöntemlerden biri küçük adımlarla başlamaktır. Büyük işleri parçalara bölerek ilerlemek, süreci daha yönetilebilir hale getirir.</p>

<p>Pomodoro tekniği gibi zaman yönetimi yöntemleri, odaklanmayı artırarak verimliliği yükseltebilir. Ayrıca dikkat dağıtıcı unsurların azaltılması ve çalışma ortamının düzenlenmesi de önemlidir.</p>

<h3><strong>TEDAVİ YÖNTEMLERİ</strong></h3>

<p>Erteleme hastalığının tedavisinde bilişsel davranışçı terapi en sık kullanılan yöntemlerden biridir. Bu terapi, kişinin düşünce kalıplarını değiştirerek davranışlarını düzenlemesine yardımcı olur.</p>

<p>Gerekli durumlarda psikiyatri desteği ile ilaç tedavisi de uygulanabilir. Özellikle altında yatan kaygı bozukluğu veya depresyon varsa profesyonel destek önem kazanır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Yaşam</category>
      <guid>https://kutahyaekspres.com/erteleme-hastaligi-nedenleri-ve-cozum-yollari</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 14:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/erteleme-hastaligi-nedenleri-ve-cozum-yollari.webp" type="image/jpeg" length="38574"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyabetik retinopati rahatsızlığına dikkat]]></title>
      <link>https://kutahyaekspres.com/diyabetik-retinopati-rahatsizligina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://kutahyaekspres.com/diyabetik-retinopati-rahatsizligina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, diyabet nedeniyle gelişen diyabetik retinopatinin erken teşhis edilmediğinde kalıcı görme kaybına yol açabileceğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diyabet hastalığının en ciddi komplikasyonlarından biri olarak kabul edilen diyabetik retinopati, gözün en önemli yapılarından biri olan retina tabakasını etkileyerek görme kaybına neden olabiliyor.</p>

<p>Uzun süre kontrol altında tutulmayan yüksek kan şekeri seviyeleri, retina damarlarında hasar oluşturarak zamanla ciddi göz problemlerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, diyabetik retinopatinin erken dönemde belirti vermeyebildiğini ancak düzenli göz muayeneleri sayesinde hastalığın ilerlemeden tespit edilebildiğini belirtiyor.</p>

<p>Tedavi edilmeyen vakalarda ise kalıcı görme kaybı ve hatta körlük riski bulunuyor.</p>

<h2><strong>DİYABET RETİNA DAMARLARINA ZARAR VERİYOR</strong></h2>

<p>Diyabetik retinopati, yüksek kan şekeri seviyelerinin retina tabakasındaki ince damarları olumsuz etkilemesi sonucu gelişiyor. Retina, gözün arka bölümünde yer alan ve görsel bilgileri beyne ileten hayati bir yapı olarak görev yapıyor.</p>

<p>Kan şekerinin uzun süre yüksek seyretmesi durumunda damar duvarları zayıflıyor, sızıntılar meydana geliyor ve retinada ödem oluşabiliyor.</p>

<p>Bu süreç ilerledikçe retina yeterli oksijen alamıyor ve görme fonksiyonlarında bozulmalar başlıyor.</p>

<h3><strong>HASTALIK SESSİZ İLERLEYEBİLİYOR</strong></h3>

<p>Diyabetik retinopatinin en önemli özelliklerinden biri, erken evrelerde belirgin şikayetlere neden olmaması. Bu nedenle birçok hasta gözlerinde ciddi bir sorun geliştiğini fark etmeyebiliyor.</p>

<p>Hastalık ilerledikçe bulanık görme, görüntülerde dalgalanma, gece görüşünde azalma ve göz önünde uçuşan siyah noktalar gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor. Uzmanlar, özellikle diyabet hastalarının herhangi bir şikayeti olmasa bile düzenli göz kontrollerini aksatmaması gerektiğini vurguluyor.</p>

<h3><strong>RETİNADA DAMAR TIKANIKLIKLARI OLUŞABİLİYOR</strong></h3>

<p>Yüksek kan şekeri seviyeleri zamanla retina damarlarında tıkanıklıklara yol açabiliyor. Oksijen yetersizliği yaşayan retina dokusu ise kendini koruyabilmek için yeni damarlar oluşturmaya çalışıyor.</p>

<p>Ancak bu yeni damarlar normal damarlara göre daha hassas ve kırılgan yapıda olduğu için kolaylıkla kanayabiliyor. Uzmanlar, bu durumun hastalığın ileri evresine işaret ettiğini ve acil müdahale gerektirebildiğini belirtiyor.</p>

<p><img alt="Diyabetik Retinopati Görme Kaybına Giden Süreci Hızlandırıyor" class="detail-photo img-fluid" height="2160" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/diyabetik-retinopati-gorme-kaybina-giden-sureci-hizlandiriyor.webp" width="4096" /></p>

<h3><strong>BULANIK GÖRME İLK BELİRTİLER ARASINDA YER ALIYOR</strong></h3>

<p>Diyabetik retinopatinin en sık görülen belirtilerinden biri bulanık görme olarak öne çıkıyor. Özellikle retina merkezinde oluşan ödem, net görmeyi zorlaştırabiliyor.</p>

<p>Okuma sırasında harflerin bulanıklaşması, görüntülerin dalgalı görünmesi ve detayları seçmekte güçlük çekilmesi hastalığın ilk sinyalleri arasında yer alıyor. Kan şekeri seviyelerindeki düzensizlikler de bu belirtilerin şiddetini artırabiliyor.</p>

<h3><strong>GECE GÖRÜŞÜNDE AZALMA DİKKAT ÇEKİYOR</strong></h3>

<p>Retinanın yeterli oksijen alamadığı durumlarda gece görüşü önemli ölçüde etkilenebiliyor. Özellikle düşük ışıklı ortamlarda görme güçlüğü yaşayan bireylerin göz muayenesinden geçmesi öneriliyor.</p>

<p>Gece araç kullanırken görüşün azalması veya karanlık ortamlara uyum sağlamakta zorlanılması, diyabetik retinopatinin ilerlediğine işaret edebiliyor. Uzmanlar, bu belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtiyor.</p>

<h3><strong>ERKEN VE İLERİ EVRE OLARAK İKİYE AYRILIYOR</strong></h3>

<p>Diyabetik retinopati, erken evre ve ileri evre olmak üzere iki temel aşamada değerlendiriliyor. Erken evrede damar sızıntıları ve hafif görme problemleri görülürken, ileri evrede yeni damar oluşumları ve ciddi görme kayıpları ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>İleri evreye ulaşan hastalarda göz içi kanamaları, retina hasarı ve ani görme kaybı riski belirgin şekilde artıyor. Bu nedenle erken teşhis büyük önem taşıyor.</p>

<h3><strong>GÖZ MUAYENESİ HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR</strong></h3>

<p>Hastalığın teşhisinde göz dibi muayenesi, optik koherens tomografi (OCT) ve göz anjiyografisi gibi yöntemlerden yararlanılıyor. Bu incelemeler sayesinde retina damarlarındaki hasar, ödem ve kanamalar ayrıntılı şekilde değerlendirilebiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, diyabet hastalarının yılda en az bir kez kapsamlı göz muayenesinden geçmesini öneriyor. Risk faktörleri bulunan bazı hastalarda ise kontroller daha sık yapılabiliyor.</p>

<h3><strong>TEDAVİDE KAN ŞEKERİ KONTROLÜ BELİRLEYİCİ OLUYOR</strong></h3>

<p>Diyabetik retinopatinin tedavisinde temel amaç, retina hasarının ilerlemesini durdurmak ve mevcut görme kapasitesini korumak olarak öne çıkıyor. Bunun için öncelikle kan şekeri seviyelerinin kontrol altına alınması gerekiyor.</p>

<p>Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, ilaç tedavisine uyum ve doktor kontrollerinin aksatılmaması tedavinin önemli parçalarını oluşturuyor. İleri evre vakalarda ise lazer uygulamaları ve farklı göz içi tedavi yöntemleri kullanılabiliyor.</p>

<h3><strong>DÜZENLİ TAKİP GÖRME KAYBI RİSKİNİ AZALTIYOR</strong></h3>

<p>Uzmanlara göre diyabetik retinopati tamamen önlenemese de düzenli takip ve etkili diyabet yönetimi sayesinde risk önemli ölçüde azaltılabiliyor. Kan şekeri, tansiyon ve kolesterol seviyelerinin kontrol altında tutulması göz sağlığının korunmasına katkı sağlıyor.</p>

<p>Diyabet hastalarının gözlerinde herhangi bir sorun hissetmeseler bile düzenli muayene yaptırmaları gerektiğini belirten uzmanlar, erken teşhisin görme kaybını önlemedeki en güçlü silah olduğunun altını çiziyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://kutahyaekspres.com/diyabetik-retinopati-rahatsizligina-dikkat</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 14:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/diyabetik-retinopati-gorme-kaybina-giden-sureci-hizlandiriyor1.webp" type="image/jpeg" length="16182"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yazın cilt sağlığını korumanın yolları açıklandı]]></title>
      <link>https://kutahyaekspres.com/yazin-cilt-sagligini-korumanin-yollari-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://kutahyaekspres.com/yazin-cilt-sagligini-korumanin-yollari-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, yaz aylarında güneşin zararlı etkilerinden korunmak için yalnızca güneş kremi değil, bütüncül cilt bakımının da önemli olduğunu vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsimiyle birlikte artan güneş ışınları, yüksek sıcaklıklar, terleme, deniz ve havuz kullanımı cilt sağlığını doğrudan etkileyebiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, güneşin yalnızca kısa vadede yanıklara neden olmadığını, aynı zamanda cilt lekeleri, erken yaşlanma belirtileri ve uzun vadede deri kanseri riskini de artırabildiğini belirtiyor.</p>

<p>Dermatoloji uzmanları, yaz aylarında sağlıklı bir cilt yapısını koruyabilmek için güneşten korunmanın sadece güneş kremi kullanımıyla sınırlı tutulmaması gerektiğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Düzenli bakım, cilt bariyerinin desteklenmesi ve şüpheli değişimlerin erken fark edilmesi büyük önem taşıyor.</p>

<h2><strong>GÜNEŞ KREMİ DOĞRU ŞEKİLDE KULLANILMALI</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre güneş koruyucu ürünlerin etkili olabilmesi için doğru ürün seçimi kadar doğru kullanım da büyük önem taşıyor. Hem UVA hem de UVB ışınlarına karşı koruma sağlayan geniş spektrumlu ve en az SPF 30 içeren ürünlerin tercih edilmesi öneriliyor.</p>

<p>Açık tenli kişiler, hamileler ve güneşle tetiklenen cilt sorunları yaşayan bireyler için SPF 50+ koruma sağlayan ürünler daha uygun görülebiliyor.</p>

<p>Güneş kremi dışarı çıkmadan yaklaşık 15 ila 30 dakika önce sürülmeli ve açık havada bulunulan süre boyunca iki saatte bir yenilenmelidir. Deniz, havuz ve yoğun terleme sonrasında ise koruyucu ürün yeniden uygulanmalıdır.</p>

<h3><strong>GÜNEŞTEN KORUNMAK SADECE KREM SÜRMEKLE SINIRLI DEĞİL</strong></h3>

<p>Dermatoloji uzmanları, güneşten korunmada en etkili yöntemin fiziksel önlemlerle güneş koruyucuların birlikte kullanılması olduğunu belirtiyor.</p>

<p>Özellikle güneş ışınlarının en yoğun olduğu 11.00 ile 16.00 saatleri arasında doğrudan güneş altında uzun süre kalınmaması tavsiye ediliyor.</p>

<p>Geniş kenarlı şapkalar, UV korumalı güneş gözlükleri ve açık renkli kıyafetler güneşin zararlı etkilerine karşı ek koruma sağlayabiliyor. Uzmanlar, güneş kremlerinin güneşte daha uzun süre kalmak için değil, kaçınılmaz maruziyet durumlarında cildi desteklemek amacıyla kullanılması gerektiğini vurguluyor.</p>

<h3><strong>BEN VE LEKELERİN KONTROLÜ İHMAL EDİLMEMELİ</strong></h3>

<p>Yaz mevsimi başlamadan önce ben ve cilt lekelerinin dermatolojik değerlendirmeden geçirilmesi öneriliyor. Özellikle çok sayıda beni bulunan kişiler, açık tenliler ve ailesinde deri kanseri öyküsü bulunan bireylerin düzenli kontroller yaptırması önem taşıyor.</p>

<p>Benlerde şekil bozukluğu, renk değişimi, büyüme veya farklılaşma gibi belirtiler fark edildiğinde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerekiyor. Erken teşhis sayesinde deri kanseri türlerinin tedavisinde başarı oranının önemli ölçüde artırılabileceği belirtiliyor.</p>

<p><img alt="Yazın Cilt Sağlığını Korumanın Yolları Açıklandı1" class="detail-photo img-fluid" height="432" src="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/yazin-cilt-sagligini-korumanin-yollari-aciklandi1.jpg" width="864" /></p>

<h3><strong>DENİZ VE HAVUZ SONRASI CİLT BAKIMI ÖNEM KAZANIYOR</strong></h3>

<p>Deniz suyu, havuzdaki klor ve sık duş alma alışkanlığı yaz aylarında cilt bariyerinin zayıflamasına neden olabiliyor. Bu durum özellikle hassas cilt yapısına sahip kişilerde kuruluk, kaşıntı, kızarıklık ve tahriş gibi sorunlara yol açabiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, deniz veya havuz sonrasında cildin temiz suyla durulanmasını ve ardından uygun bir nemlendirici uygulanmasını öneriyor.</p>

<p>Nemlendiriciler yalnızca kuruluğu gidermekle kalmıyor, aynı zamanda cilt bariyerinin güçlenmesine de katkı sağlıyor.</p>

<h3><strong>SICAK SU CİLDİN DOĞAL DENGESİNİ BOZABİLİR</strong></h3>

<p>Yaz aylarında sık duş almak ferahlatıcı olsa da çok sıcak su kullanımı cildin koruyucu yağ tabakasını azaltabiliyor. Bu durum zamanla kuruluk ve hassasiyet problemlerini beraberinde getirebiliyor.</p>

<p>Dermatoloji uzmanları, kısa süreli ve ılık suyla duş alınmasını tavsiye ediyor. Ayrıca duş sonrasında cilt tamamen kurumadan nemlendirici uygulanmasının nem kaybını azaltmaya yardımcı olduğu belirtiliyor.</p>

<h3><strong>TERLİ KIYAFETLER CİLT SORUNLARINI TETİKLEYEBİLİYOR</strong></h3>

<p>Sıcak havalarda artan terleme, cilt problemlerinin oluşmasına zemin hazırlayabiliyor. Özellikle terli kıyafetlerle uzun süre kalınması; isilik, mantar enfeksiyonları ve kıl kökü iltihabı gibi rahatsızlıkların görülme riskini artırabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle spor veya fiziksel aktiviteler sonrasında kıyafetlerin değiştirilmesi ve nefes alabilen pamuklu kumaşların tercih edilmesi öneriliyor. Düzenli hijyen uygulamaları da yaz aylarında cilt sağlığının korunmasına yardımcı oluyor.</p>

<h3><strong>AĞIR BAKIM ÜRÜNLERİ YERİNE HAFİF FORMÜLLER TERCİH EDİLMELİ</strong></h3>

<p>Yaz döneminde cilt daha fazla yağlandığı ve terlediği için yoğun yapılı kremler bazı kişilerde gözenek tıkanıklığına neden olabiliyor. Bu durum akne ve siyah nokta oluşumunu artırabiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, yaz aylarında hafif yapılı ve komedojenik olmayan ürünlerin tercih edilmesini öneriyor. Özellikle hassas veya akneye yatkın cilde sahip kişilerin yeni ürün kullanmadan önce uzman görüşü almasının faydalı olabileceği belirtiliyor.</p>

<h3><strong>ANTİOKSİDANLAR DESTEK SAĞLIYOR ANCAK YERİNE GEÇMİYOR</strong></h3>

<p>C vitamini, E vitamini, polifenoller ve karotenoidler gibi antioksidanlar cilt sağlığını destekleyen önemli bileşenler arasında yer alıyor. Dengeli beslenme ve uygun cilt bakım ürünleri sayesinde oksidatif stresin etkileri azaltılabiliyor.</p>

<p>Ancak uzmanlar, antioksidan içeren ürünlerin veya takviyelerin güneş koruyucuların yerine geçmediğini hatırlatıyor. Güneşten korunmanın temelini güneş kremi, koruyucu kıyafetler, gölge alanlar ve bilinçli güneş alışkanlıklarının oluşturduğu ifade ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>GÜNEŞ YANIKLARINDA DOĞRU MÜDAHALE HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR</strong></h3>

<p>Güneş yanığı geliştiğinde cildin serin tutulması, bol sıvı tüketilmesi ve parfümsüz nemlendiriciler kullanılması öneriliyor. Yanık bölgesine bilinçsiz şekilde diş macunu, kolonya veya farklı ürünler uygulanmasının ciltte daha fazla tahrişe neden olabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Şiddetli ağrı, su toplaması, ateş, bulantı veya yaygın yanık belirtileri görüldüğünde ise vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği vurgulanıyor.</p>

<h3><strong>CİLT SAĞLIĞINDA KORUNMA TEDAVİDEN DAHA ÖNEMLİ</strong></h3>

<p>Uzmanlara göre güneşin zararlı etkilerinden korunmak, oluşabilecek cilt problemlerini tedavi etmekten çok daha etkili bir yöntem. Düzenli güneş koruyucu kullanımı, koruyucu kıyafet tercihleri ve dermatolojik kontroller sayesinde hem erken yaşlanma belirtilerinin hem de deri kanseri riskinin azaltılabileceği ifade ediliyor.</p>

<p>Yaz aylarında alınacak basit ancak etkili önlemler sayesinde cilt sağlığını korumanın mümkün olduğu belirtilirken, uzmanlar güneşten korunmanın günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline getirilmesini tavsiye ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://kutahyaekspres.com/yazin-cilt-sagligini-korumanin-yollari-aciklandi</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 12:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kutahyaeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/kutahyaekspres-com/uploads/2026/06/yazin-cilt-sagligini-korumanin-yollari-aciklandi.webp" type="image/jpeg" length="87433"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
