Warning: mysqli_real_connect(): Headers and client library minor version mismatch. Headers:50651 Library:50562 in /home/drxtx4vbz8ha/public_html/wp-includes/class-wpdb.php on line 1775
“Kadınlarımız” değil “Kadınlar” – Kütahya Ekspres Gazetesi
29 Kasım 2022

Kütahya Ekspres Gazetesi

Kütahya'nın gündemi dürüst haber kaynağı

“Kadınlarımız” değil “Kadınlar”

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği kapsamında hazırladığım bu yazıda, kadın çalışmaları alanında yapılan bilimsel girişimlerden de faydalanarak, “söylemin” önemi konusunda düşündüklerimi kısaca paylaşmak istiyorum. 8 Mart’ı beklemedim. Çünkü insanlar her gün özel.

Neden peki “kadınlarımız” değil de “kadınlar”? Çünkü bu söylemle birlikte ataerkil bakış açısı yansıtılarak, kadın ikinci sıraya pozisyonlandırılıyor. Hiç kadınlar tarafından “erkeklerimiz” diye yaygınlaştırılmış bir sahiplik kavramı duydunuz mu? Duymadıysanız devam edelim.

2 Ocak 2019 tarihinde Arş. Gör. Ceren Damar Şenel cinayeti tüm toplumu derinden üzmüştü. Av. İmran Işık Facebook’ta paylaştığı bir gönderisinde, Ankara Barosu’nda Şenel için bir anma programı düzenlediklerini bildirmiş. Düşüncemi paylaştım; “Toplumsal cinsiyet eşitsizliği eğitimi Kütahya’da da düzenlenebilir. Her söylemin bir eylem olduğu ve böylelikle günlük kullandığımız kelimelerde eşitsizlik anlayışının dışa yansıdığı anlaşılmalı. ‘Bayan’ değil ‘kadın’, ‘kadınlarımız’ değil ‘kadınlar’. Ataerkil perspektifle değerlendiriyoruz söylemlerimizi. Bunlara ayrıca dikkat çekilebilir. Emeği geçenlere teşekkürler. Anma programında yer alan bilim insanlarımıza saygılar…”

Şöyle ki, söylemlerimize entegre olan ataerkil bakış açısıyla aslında problematik başlıyor. Zihinsel süreçte gerçekleşen ayrımcılık, kadına yapılanları normalleştirebiliyor maalesef . O yüzden bu sorunun kökenine inmek gerekiyor. Problematiğin kökeni ise söylemlerde, söylemlerin şekillenme yeri ise bilinçlenmede.

‘Gender’ yani toplumsal cinsiyet konusunda çalışmalar yapan Arş. Gör. Sibel Utar ile de bu konuyu görüştük. Örneğin Utar, kadınların ataerkil yapı tarafından oluşturulan kavramsal sınırlar içerisinde sıkıştıklarını ifade ediyor. Bu söylemlerden özgürleşmek ise yine az önce bahsettiğim gibi farkındalıkla gerçekleşiyor.

Hayatımda tanıdığım tüm kadınlara çok şey borçlu olduğumu hissettim. O yüzden kadınlar hakkında bir yazı dizisi çalışması yapacağım. Sınıfsal ayrım yapmadan, Cumhuriyetimizin eşitlikçi yaklaşım çerçevesinde farklı kadınların yaşamlarını kelimelere yansıtmak istiyorum.

Sözlerime şu şekilde son vereyim; erkekler hasta olduklarında anneleri bakar, anneler hasta olduklarında kendilerine bakmasını bilirler. Her türlü cinsiyetçi ayrımcı söylem veya baskı kadınlar için sinek vızıltısı gibidir. Öyle düşündüğünüzü biliyorum. Knips (göz kırpma), gülücük emojisi…